7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun, polis, jandarma ve Sahil Güvenlik personelinin disiplin hukukunu diğer kamu görevlilerinden önemli ölçüde ayrılan özel kurallarla düzenlemektedir. Kanunda uyarma cezasından meslekten çıkarmaya kadar uzanan geniş bir disiplin yaptırımı sistemi bulunmakta; kolluk hizmetinin niteliği nedeniyle yalnızca görev sırasında gerçekleştirilen davranışlar değil, belirli koşullarda personelin görev dışındaki tutum ve davranışları da disiplin hukukunun konusu olabilmektedir. Bunun en dikkat çekici örneklerinden biri, 7068 sayılı Kanun’un 8. maddesinin altıncı fıkrasının (ş) bendinde yer alan düzenlemedir.
Kanun hükmüne göre “iffetsizliği bilinen veya anlaşılmış olan bir kimse ile bilerek evlenmek ya da evlilik bağını devam ettirmek veya böyle bir kimseyi yanında bulundurmak ya da nikahsız olarak devamlı surette yaşamakta ısrar etmek”, meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır. Hüküm 2026 yılı itibarıyla 7068 sayılı Kanun’un güncel metninde yer almaya devam etmektedir.
Maddenin kullandığı “iffetsizlik” kavramı, Kanunun kendi terminolojisidir. Bu kavramın kullanılması herhangi bir kişiye yönelik ahlaki nitelendirmede bulunulduğu anlamına gelmemektedir. Hukuki değerlendirme bakımından asıl önemli olan husus, Kanunda kullanılan bu kavramın son derece ağır bir yaptırımın dayanağı olması nedeniyle genişletici veya varsayıma dayalı şekilde yorumlanmaması; disiplin cezasına konu bütün maddi unsurların somut delillerle ortaya konulmasıdır. Çünkü bu bent kapsamında uygulanabilecek yaptırım basit bir uyarma veya kınama cezası değil, kişinin kolluk mesleğiyle ilişiğinin sona ermesine neden olan meslekten çıkarma cezasıdır.
Bu sebeple 7068 sayılı Kanun’un 8/6-ş maddesinin uygulanmasında yalnızca kişinin özel hayatında bir ilişkisinin bulunması, biriyle görüşmesi, aynı yerde görülmesi veya belirli bir kişiyle duygusal ilişki kurması yeterli değildir. Kanun, eski Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünden farklı olarak fiili daha dar biçimde tarif etmiş; Danıştay da bu değişikliğin disiplin hukuku bakımından taşıdığı önemi açık biçimde ortaya koymuştur.
7068 Sayılı Kanun’un 8/6-ş Maddesi Neyi Düzenlemektedir?
7068 sayılı Kanun’un 8. maddesinin altıncı fıkrası, doğrudan meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiilleri düzenlemektedir. Bunların arasında görevin kötüye kullanılmasından gizli bilgilerin açıklanmasına, uyuşturucu madde kullanımından kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde sorgulanmasına kadar farklı nitelikte birçok ağır disiplinsizlik bulunmaktadır.
Bu fiillerden biri de 8/6-ş bendindeki özel hayat ve birlikte yaşama ilişkisine yönelik düzenlemedir. Hüküm tek bir davranışı değil, birbirinden ayrılması gereken birden fazla ihtimali bünyesinde barındırmaktadır. Buna göre yaptırım bakımından öncelikle iffetsizliği bilinen veya anlaşılmış olan bir kimseyle bilerek evlenmek, ikinci olarak böyle bir kişiyle evlilik bağını devam ettirmek, üçüncü olarak böyle bir kimseyi yanında bulundurmak ve son olarak nikâhsız olarak devamlı surette yaşamakta ısrar etmek biçimindeki durumlar gündeme gelebilmektedir.
Bu ayrım son derece önemlidir. Disiplin makamının “personelin uygunsuz bir ilişkisi bulunduğu” şeklindeki genel kanaati, Kanunda sayılan fiillerden herhangi birinin gerçekleştiğini kendiliğinden göstermemektedir. İdare önce personelin hangi seçimlik hareketi gerçekleştirdiğini belirlemeli, ardından o hareketin maddi ve manevi unsurlarını delilleriyle ortaya koymalıdır.
Başka bir ifadeyle 7068 sayılı Kanun’un 8/6-ş maddesi genel bir “özel hayatın ahlaken denetlenmesi” hükmü gibi yorumlanamaz. Kanun koyucu belirli ve sınırlı davranış biçimlerini meslekten çıkarma yaptırımına bağlamıştır. Disiplin hukukundaki kanunilik ve tipiklik ilkeleri gereğince de Kanunda açıkça gösterilmeyen başka davranışların yorum yoluyla bu kapsama dâhil edilmesi mümkün değildir.
7068 Kapsamında İffetsizlik Nedeniyle Verilecek Ceza Nedir?
7068 sayılı Kanun’un 8/6-ş bendindeki şartların gerçekleştiğinin hukuken geçerli biçimde ortaya konulması hâlinde öngörülen temel yaptırım meslekten çıkarma cezasıdır.
Meslekten çıkarma cezası ile Devlet memurluğundan çıkarma cezası ise aynı hukuki yaptırım değildir. Kanunun 7. maddesinde meslekten çıkarma; personelin emniyet, jandarma ve Sahil Güvenlik teşkilatlarında bir daha çalıştırılmamak üzere meslekten çıkarılması olarak tanımlanmıştır. Devlet memurluğundan çıkarma ise kişinin bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere memuriyetten çıkarılması anlamına gelir. Dolayısıyla 7068 sayılı Kanun’daki meslekten çıkarma cezasının sonuçları son derece ağır olmakla birlikte hukuki kapsamı Devlet memurluğundan çıkarma cezasından farklıdır.
Bu ağırlık, 8/6-ş bendinin uygulanmasında ispat meselesini daha da önemli hâle getirmektedir. Bir personelin yıllardır sürdürdüğü kolluk mesleğinin sona erdirilmesi sonucunu doğuran disiplin yaptırımının söylentiye, kişisel kanaate, yalnızca ihbara veya doğrulanmamış tanık anlatımlarına dayandırılması hukuki güvenlik ilkesiyle bağdaşmaz. Nitekim Danıştayın yakın tarihli yaklaşımı da bu yöndedir.
“İffetsizliği Bilinen veya Anlaşılmış Olan Kimse” Ne Anlama Gelmektedir?
7068 sayılı Kanun, “iffetsizlik” kavramının ayrıca bir tanımını yapmamıştır. Bu durum, disiplin makamının kavramı istediği şekilde doldurabileceği anlamına gelmez. Aksine kavramın kanunda ayrıca tanımlanmamış olması ve karşılığında meslekten çıkarma gibi son derece ağır bir yaptırım öngörülmesi, somut olayın çok daha titizlikle incelenmesini zorunlu kılmaktadır.
Personelin eşinin, birlikte yaşadığı kişinin veya ilişki içerisinde bulunduğu kişinin çevresinde birtakım söylentilere konu olması tek başına yeterli kabul edilemez. Bir kişinin yaşam biçimi hakkında üçüncü kişilerin sübjektif düşünceleri ile disiplin cezasına temel oluşturabilecek maddi olgular birbirinden ayrılmalıdır. Disiplin makamı, meslekten çıkarma gibi ağır bir sonuç doğuracak değerlendirmeyi kişisel kanaatler üzerinden değil, soruşturma dosyasında yer alan somut ve güvenilir bilgi ve belgeler üzerinden yapmak zorundadır.
Danıştay İkinci Dairesinin 13.05.2025 tarihli, E.2025/1914, K.2025/2419 sayılı kararı bu bakımdan son derece önemlidir. Kararda, kamu görevlisinin disiplin cezasıyla cezalandırılabilmesi için lehe ve aleyhe bütün bilgi ve belgelerin toplanması ve isnat edilen davranışın şüpheye yer bırakmayacak biçimde ortaya konulması gerektiği belirtilmiştir. İncelenen olayda, personelin ilişki kurduğu ileri sürülen kişilerin “çevresinde iffetsizlikle tanındığına” ilişkin dosyada yeterli bilgi ve belge bulunmadığı ve isnadın kesin, somut ve inandırıcı delillerle ortaya konulamadığı gerekçesiyle disiplin cezasının iptali yönündeki mahkeme kararı onanmıştır.
Bu karar özellikle önemli bir noktayı ortaya koymaktadır: kişinin yalnızca belirli biriyle ilişkisi olduğunu göstermek yeterli değildir. Disiplin makamının hem ilişki veya birlikte yaşama olgusunu hem de Kanunun aradığı diğer nitelikleri ayrıca ispatlaması gerekir.
İffetsizliği Bilinen Bir Kimse ile “Bilerek Evlenmek” Ne Demektir?
Maddenin ilk seçimlik hareketi, iffetsizliği bilinen veya anlaşılmış olan bir kimseyle bilerek evlenmektir. Buradaki “bilerek” ibaresi disiplin sorumluluğu bakımından son derece önemlidir. Kanun yalnızca belirli nitelikte olduğu sonradan iddia edilen bir kişiyle evlilik yapılmış olmasını yeterli görmemiş, evlilik tarihinde personelin bu durumu bilmesini de aramıştır.
Dolayısıyla kişinin evlilik tarihinde eşinin geçmişine veya idarenin sonradan disiplin işlemine dayanak yaptığı olaylara ilişkin herhangi bir bilgisi bulunmuyorsa, “bilerek evlenmek” unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediği ayrıca tartışılmalıdır. İdarenin yalnızca evliliğin varlığını ispatlaması yeterli olmayacak; personelin evlendiği sırada Kanunda tarif edilen durumu bildiğinin hangi maddi olgulardan anlaşıldığını da ortaya koyması gerekecektir.
Bu hususun varsayıma dayalı biçimde kabul edilmesi disiplin hukukunun kişisellik ve kusur ilkeleriyle bağdaşmaz. “Eşi olduğu için mutlaka biliyordu” şeklinde soyut bir kabul yerine, bilginin hangi tarihte ve hangi olaylar üzerinden edinildiğinin araştırılması gerekir. Çünkü Kanun metninde bilinç unsuruna açıkça yer verilmiştir.
Eşin Durumunun Sonradan Öğrenilmesi Meslekten Çıkarma Sebebi midir?
Madde yalnızca “bilerek evlenmek” fiilini değil, aynı zamanda belirli nitelikteki bir kişiyle evlilik bağını devam ettirmeyi de düzenlemektedir. Bu nedenle eşe ilişkin belirli bir durumun evlilik sonrasında öğrenildiğinin ileri sürüldüğü dosyalarda ayrı bir hukuki değerlendirme yapılması gerekebilir.
Bununla birlikte burada da idarenin yalnızca evlilik bağının hukuken devam ettiğini göstermesi yeterli değildir. Disiplin sorumluluğu kişisel olduğundan, personelin eşine ilişkin isnat edilen durumu gerçekten bilip bilmediğinin ve hangi tarihte öğrendiğinin somut olarak ortaya konulması gerekir. Dahası, evlilik ve aile hayatı Anayasa’nın özel hayat ile aile hayatına ilişkin güvenceleriyle doğrudan bağlantılı olduğundan, kamu makamlarının bu alana müdahalesinde gerekçe ve ispat yükünün özellikle güçlü olması gerekir.
Anayasa Mahkemesinin özel hayatın mesleki yaşama etkisine ilişkin içtihadında, kamu görevlilerinin statülerinden kaynaklanan birtakım sınırlamalara tabi tutulabileceği kabul edilmekle birlikte; kişinin mahremiyet alanı, cinsel yaşamı ve özel ilişkileri söz konusu olduğunda idarenin takdir alanının daha dar olduğu, bu alandaki müdahalelerin ciddi ve yeterli gerekçelere dayanması gerektiği vurgulanmaktadır.
Dolayısıyla bu madde uygulanırken yalnızca “Kanunda böyle bir bent vardır” denilmesi yeterli değildir. İdarenin, maddedeki somut unsurları ve kişinin kendi davranışı ile yaptırım arasındaki hukuki bağı ortaya koyması gerekir.
Bir Kişiyle İlişki Kurmak 7068 Sayılı Kanuna Göre Meslekten Çıkarma Sebebi midir?
Bu sorunun cevabı güncel 7068 sayılı Kanun bakımından özellikle önemlidir: Salt ilişki kurmak, tek başına 8/6-ş bendinde sayılan fiiller arasında değildir.
Eski Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünde düzenleme çok daha genişti. Tüzükte, çevresinde iffetsizlikle tanınan kişilerle “karı-koca gibi yaşamak ya da ilişki kurmak” meslekten çıkarma cezasının kapsamında değerlendirilebiliyordu. Buna karşılık 2018 yılında yürürlüğe giren 7068 sayılı Kanun, “ilişki kurmak” ibaresini yeni düzenlemeye almamış; fiili bilerek evlenme, evliliği devam ettirme, yanında bulundurma veya nikâhsız şekilde devamlı yaşamakta ısrar etme biçiminde daha dar tarif etmiştir.
Danıştay İkinci Dairesi bu farkı çeşitli kararlarında özellikle dikkate almıştır. Dairenin 2022 tarihli kararlarında, yeni Kanunun eski Tüzüğe göre personel lehine daha dar kapsamlı olduğu, disiplin hukukunda da lehe düzenlemenin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir. Buna göre eski düzenlemede cezalandırılabilecek olan yalnızca “ilişki kurma” davranışı, 7068 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra 8/6-ş kapsamındaki meslekten çıkarma fiili olarak değerlendirilemez.
Bu ayrım özellikle polis personeli bakımından çok önemlidir. Telefon görüşmeleri yapmak, mesajlaşmak, bir kişiyle duygusal ilişki içinde bulunmak veya birlikte zaman geçirmek ile Kanunda aranan biçimde sürekli ve ısrarlı bir ortak yaşam sürdürmek aynı şey değildir.
Sevgili Olmak Meslekten Çıkarma Cezası İçin Yeterli midir?
7068 sayılı Kanun’un güncel metni değerlendirildiğinde yalnızca sevgililik veya duygusal ilişkinin varlığından hareketle 8/6-ş maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası verilmesi hukuken yeterli değildir. Çünkü Kanunda “ilişki kurmak” şeklinde bağımsız bir seçimlik hareket bulunmamaktadır.
Bu nedenle soruşturma dosyasında personelin biriyle telefon görüşmesi yaptığı, mesajlaştığı, belirli zamanlarda görüştüğü veya bir otelde aynı odada kaldığına ilişkin tespitler bulunması durumunda dahi doğrudan “nikâhsız olarak devamlı surette yaşamakta ısrar etme” sonucuna ulaşılamaz. Bütün bu olgular başka delillerle birlikte değerlendirilebilir; ancak Kanunun aradığı devamlılık ve birlikte yaşama unsurunun gerçekten bulunup bulunmadığının ayrıca ortaya konulması gerekir.
Danıştay içtihatlarının eski düzenleme ile yeni Kanun arasındaki farkı vurgulamasının sebebi de budur. Kanun koyucu, yalnızca bir ilişki içerisinde bulunmayı meslekten çıkarma cezası için yeterli görmemiştir. Dolayısıyla idarenin yorum yoluyla eski Tüzüğün geniş kapsamını yeniden oluşturması mümkün değildir.
Nikâhsız Birlikte Yaşamak Polis İçin Meslekten Çıkarma Sebebi midir?
7068 sayılı Kanun’un 8/6-ş maddesinin son kısmı, “nikâhsız olarak devamlı surette yaşamakta ısrar etmek” ifadesini kullanmaktadır. Burada üç unsur özellikle dikkat çekmektedir: nikâhsız bir ortak yaşamın bulunması, bunun devamlı nitelik taşıması ve bu yaşam biçiminde ısrar edilmesi.
Bu nedenle bir kez aynı evde veya aynı konaklama yerinde bulunmak, kısa süreli birliktelik, seyahat sırasında birlikte kalmak veya dönemsel görüşmeler doğrudan bu fiille eş tutulmamalıdır. “Devamlı surette yaşamak” kavramı niteliği gereği geçici veya münferit bir durumdan daha yoğun ve süreklilik taşıyan bir ortak yaşam ilişkisini gerektirir.
Aynı şekilde Kanunun “ısrar etmek” sözcüğünü kullanması da tesadüfi değildir. Disiplin normunda yer alan her kavramın hukuki anlam taşıdığı kabul edilmelidir. İdarenin bu unsurun somut olayda nasıl gerçekleştiğini ortaya koymadan yalnızca nikâhsız ilişkinin varlığına dayanması, tipiklik yönünden hukuki sorun meydana getirebilir.
Bunun yanında hükümde “böyle bir kimse” biçiminde önceki nitelemeye atıf yapılması nedeniyle, birlikte yaşanan kişinin de Kanunda ifade edilen niteliğe sahip olduğunun ayrıca ortaya konulması gerekir. Yalnızca nikâhsız yaşama olgusunu tespit edip diğer kanuni unsurları hiç araştırmamak, maddenin kapsamını genişletici biçimde uygulamak anlamına gelebilir.
Aynı Evde Kalmak Tek Başına Meslekten Çıkarma İçin Yeterli midir?
Her somut olay kendi delilleri üzerinden değerlendirilmekle birlikte, yalnızca aynı adreste veya aynı evde bulunmaya ilişkin tekil bir tespit, Kanunun aradığı “devamlı surette yaşamakta ısrar etmek” unsuruyla kendiliğinden eşit değildir.
İdarenin ortak yaşam iddiasında bulunması durumunda yerleşim ve adres kayıtları, ortak konut kullanımı, olayın süresi, tanık anlatımları ve hukuka uygun biçimde elde edilmiş diğer deliller birlikte değerlendirilebilir. Ancak burada özellikle kişilerin özel hayatına ilişkin verilerin elde edilme yöntemi de hukuka uygun olmalıdır.
Anayasa Mahkemesi, kamu görevlilerinin özel hayatına ilişkin disiplin incelemelerinde özellikle mahrem ve cinsel yaşama ilişkin verilerin söz konusu olduğu durumlarda kamu makamlarının takdir yetkisinin daha dar olduğunu kabul etmektedir. Mahkeme, kişinin özel yaşamının en mahrem alanına ilişkin bilgilerin hangi yöntemle elde edildiğinin ve müdahalenin ciddi gerekçelere dayanıp dayanmadığının ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Dolayısıyla disiplin dosyasının konusu özel hayat olduğunda “delil var mı?” sorusunun yanında “bu delil hukuka uygun biçimde elde edildi mi?” sorusu da önem kazanır.
İhbar veya Şikâyet Tek Başına Meslekten Çıkarma Cezasına Yeterli midir?
İhbar veya şikâyet disiplin soruşturmasının başlamasına neden olabilir; ancak isnat edilen fiilin gerçekleştiğini kendiliğinden ispatlamaz.
Bu konuda Danıştay İkinci Dairesinin 2025 tarihli kararı oldukça açıklayıcıdır. İncelenen olayda soruşturmanın ihbar üzerine başladığı, bazı tanık anlatımlarının bulunduğu ancak isnadı açık biçimde doğrulayan başka somut delillerin bulunmadığı değerlendirilmiştir. Dahası ilişki kurulduğu iddia edilen kişilerin Kanundaki nitelemeyi taşıdığını gösteren yeterli bilgi ve belgenin bulunmadığı belirtilmiştir. Danıştay, disiplin fiilinin kesin, somut ve inandırıcı delillerle ortaya konulamaması nedeniyle cezanın iptaline ilişkin kararı hukuka uygun bulmuştur.
Bu kararın 7068 8/6-ş uygulamasına verdiği temel mesaj açıktır: meslekten çıkarma cezası varsayıma dayanamaz.
Soruşturma dosyasında hem personelin gerçekleştirdiği ileri sürülen davranışın hem de Kanunda aranan diğer unsurların somut biçimde ispatlanması gerekir. Bir kişinin özel hayatı hakkında çevreden edinilen kanaatler, doğruluğu araştırılmamış söylentiler veya yalnızca bir kişinin iddiası, diğer somut delillerle desteklenmediği sürece bu ağırlıktaki yaptırımın temelini oluşturmak bakımından sorunludur.
Disiplin Soruşturmasında Hangi Deliller Araştırılmalıdır?
7068 sayılı Kanun’un 8/6-ş maddesine ilişkin soruşturmanın amacı, personelin özel yaşamını sınırsız şekilde araştırmak değil, Kanunda açıkça tanımlanmış bir disiplin fiilinin gerçekleşip gerçekleşmediğini belirlemek olmalıdır.
Bu nedenle soruşturmacı öncelikle hangi seçimlik hareketin isnat edildiğini açık biçimde ortaya koymalıdır. Personele “iffetsiz kişiyle ilişki kurduğu” biçiminde bir isnat yöneltilmesi, tek başına mevcut Kanun hükmünün tanımıyla örtüşmeyebilir. Eğer iddia nikâhsız olarak sürekli yaşamak ise ortak yaşamın devamlılığına; iddia evlilik ise kişinin evlilik tarihinde ilgili durumu bilip bilmediğine; iddia evlilik bağını devam ettirmek ise personelin neyi, ne zaman öğrendiğine yönelik deliller araştırılmalıdır.
Soruşturmanın yalnızca aleyhe delil toplama faaliyeti biçiminde yürütülmesi de doğru değildir. Danıştay, disiplin hukukunda hem personelin lehine hem de aleyhine olan bilgi ve belgelerin toplanması gerektiğini açıkça kabul etmektedir. Bu ilke 2025 tarihli 8/6-ş bağlantılı kararında da vurgulanmıştır.
Bu bakımdan personelin birlikte yaşamadığını gösteren ikamet kayıtlarının, görev veya tayin nedeniyle farklı şehirlerde bulunulduğunu gösteren belgelerin, ilişkinin sona erdiğine ilişkin delillerin ya da idarenin kabul ettiği olayların kronolojik açıdan birbiriyle bağdaşmadığını ortaya koyan kayıtların da dikkate alınması gerekir.
7068 Sayılı Kanun’un Eski Emniyet Disiplin Tüzüğünden Farkı Nedir?
8/6-ş bendinin doğru anlaşılmasındaki en önemli noktalardan biri budur.
Eski Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünde çevresinde iffetsizlikle tanınan kişilerle “karı-koca gibi yaşamak ya da ilişki kurmak” meslekten çıkarma yaptırımı kapsamında değerlendirilmekteydi. 7068 sayılı Kanun ise “ilişki kurmak” şeklindeki geniş ifadeyi terk etmiş ve daha belirli davranışları saymıştır.
Danıştay İkinci Dairesi E.2021/18933, K.2022/1271 ve E.2021/10123, K.2022/1596 sayılı kararlarında yeni düzenlemenin fiilin kapsamını daralttığını kabul etmiştir. Disiplin hukukunda lehe kanun ilkesinin uygulanması gerektiği belirtilerek, eski mevzuata göre meslekten çıkarma cezasına konu olabilecek salt ilişki kurma fiilinin yeni hüküm kapsamında aynı şekilde cezalandırılamayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu yaklaşım aynı zamanda disiplin hukukundaki tipiklik ilkesinin önemini göstermektedir. İsnat edilen maddi fiilin Kanunda tanımlanan davranışla örtüşmesi gerekir. Yakın veya benzer olması yeterli değildir.
Örneğin;
“İlişki kurmak” ile “devamlı surette birlikte yaşamak” aynı değildir.
“Birlikte konaklamak” ile “nikâhsız olarak sürekli ortak yaşam sürdürmek” aynı değildir.
“Kişiyi tanımak” ile “yanında bulundurmak” aynı değildir.
“Eşinin geçmişini bilmemek” ile “bilerek evlenmek” aynı değildir.
Disiplin işleminin hukuka uygunluğu tam da bu ayrımların doğru yapılmasına bağlıdır.
Lehe Kanun İlkesi 7068 Disiplin Cezalarında Uygulanır mı?
Danıştayın yerleşen yaklaşımına göre ceza hukukundan kaynaklanan lehe hükmün uygulanması ilkesi disiplin cezaları bakımından da geçerlidir.
Kural olarak idari işlemlerin hukuka uygunluğu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuat esas alınarak denetlenir. Ancak disiplin yaptırımları bakımından sonradan yürürlüğe giren düzenlemenin personel lehine olması, fiilin disiplin suçu olmaktan çıkarılması veya daha dar biçimde tanımlanması durumunda lehe düzenlemenin göz önünde bulundurulması gerekir.
7068 sayılı Kanun’un 8/6-ş maddesi bunun somut örneklerinden biridir. Eski Tüzüğün salt “ilişki kurma” davranışını da kapsayan hükmüne karşılık Kanun daha dar bir fiil tanımı getirdiğinden, Danıştay geçmiş tarihli disiplin işlemlerini incelerken personel lehine olan yeni normun dikkate alınması gerektiğine karar vermiştir.
Bu nedenle halen yargılaması devam eden eski tarihli bir meslekten çıkarma uyuşmazlığında hangi mevzuatın uygulanacağı ayrıca incelenmelidir.
Özel Hayat Nedeniyle Polis Meslekten Çıkarılabilir mi?
Kolluk personelinin özel hayatı tamamen disiplin hukukunun dışında değildir. 7068 sayılı Kanun’un 8/6-ş maddesinin varlığı bunun açık örneğidir. Bununla birlikte bu durum, personelin özel hayatının sınırsız biçimde izlenebileceği veya her özel davranışın meslekle ilişkilendirilebileceği anlamına gelmez.
Anayasa’nın 20. maddesi herkesin özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkını güvence altına almaktadır. Anayasa Mahkemesi de mesleki statüyü etkileyen özel hayat müdahalelerini bu güvence kapsamında değerlendirmektedir. Kamu görevlisinin görevinin niteliği nedeniyle özel kişilere göre daha yüksek mesleki ve etik yükümlülüklere tabi tutulması mümkün olmakla birlikte, özellikle cinsel yaşam ve mahremiyet alanı söz konusu olduğunda kamusal müdahaleyi haklı gösterecek gerekçelerin daha güçlü olması gerektiği kabul edilmektedir.
Bu nedenle 8/6-ş maddesine dayalı bir disiplin işleminde iki ayrı hukuki alan birlikte değerlendirilmelidir. Bir tarafta kanun koyucunun kolluk mesleğine ilişkin disiplin kuralları koyma yetkisi bulunurken, diğer tarafta personelin özel hayat ve aile hayatına saygı hakkı vardır. Somut disiplin işleminin kanundaki fiilin sınırlarını aşması, özel hayata ilişkin hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş verileri kullanması veya gerekli somut gerekçeyi ortaya koymaması durumunda anayasal haklar bakımından da hukuka aykırılık tartışması gündeme gelebilir.
7068 8/6-ş Soruşturmasında Savunma Hakkı
Hakkında meslekten çıkarma cezası istenen personelin savunma hakkı sıradan disiplin cezalarına göre daha kapsamlı biçimde güvence altına alınmıştır.
7068 sayılı Kanun’un 31. maddesine göre savunma alınmadan disiplin cezası verilemez. Savunma için tanınan süre yedi günden az olamaz. Personel, kendisinden savunma istenmesinden itibaren soruşturma evrakını inceleme hakkına sahiptir.
Meslekten çıkarma cezası istenmesi hâlinde ise personel ayrıca soruşturma evrakını inceleme, tanık dinletme ve disiplin kurulunda kendisi veya vekili aracılığıyla sözlü ya da yazılı savunma yapma hakkına sahiptir.
8/6-ş kapsamındaki savunmada yalnızca “iddiaları kabul etmiyorum” şeklinde genel bir açıklamayla yetinilmemesi gerekir. İsnat edilen seçimlik hareketin hangisi olduğu belirlenmeli; idare birlikte yaşama iddiasında bulunuyorsa devamlılık unsurunun, evlenmeye dayanıyorsa bilme unsurunun, kişinin niteliğine dayanıyorsa bunun hangi somut belgelerle ortaya konulduğunun sorgulanması gerekir.
Özellikle tanık anlatımlarının söylentiye dayanması, kişilerin olayları bizzat görmemesi, anlatımlar arasında çelişki bulunması veya soruşturmanın yalnızca ihbar sahibinin beyanları üzerinden yürütülmesi hâlinde bunların savunmada ayrı ayrı ortaya konulması önem taşır.
Geçmiş Hizmetleri Olumlu Personele Bir Alt Ceza Verilebilir mi?
7068 sayılı Kanun’un 7. maddesinde, kurumda geçmiş hizmetleri sırasında çalışmaları olumlu bulunan ve iyi veya çok iyi değerlendirme puanı alan personel bakımından verilecek disiplin cezasının bir derece hafifinin uygulanabilmesine imkân tanınmıştır.
Bu düzenleme idareye bir değerlendirme yetkisi tanımaktadır. Ancak burada iki farklı savunma birbirinden ayrılmalıdır. Personel öncelikle 8/6-ş bendindeki fiilin hiç oluşmadığını savunuyorsa asıl talebi “daha hafif ceza” değil, disiplin sorumluluğunun bulunmadığının kabul edilmesi olmalıdır. Bir derece hafif ceza meselesi, fiilin sübuta erdiğinin kabul edilmesi ihtimalinde ikincil bir hukuki değerlendirme olarak ele alınabilir.
Başka bir ifadeyle “fiil oluşmamıştır” savunması ile “oluştuğu kabul edilse dahi geçmiş hizmetler nedeniyle alt ceza uygulanmalıdır” savunması birbirinin alternatifi değil, farklı hukuki katmanlardır.
7068 İffetsizlik Nedeniyle Meslekten Çıkarma Cezasına Karşı İptal Davası
7068 sayılı Kanun’un 32. maddesine göre kesinleşen disiplin cezalarına karşı iptal davası açılabilir. Kanunun 30. maddesinde ise Bakan ile disiplin kurullarının verdiği disiplin cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulacağı açıkça belirtilmiştir. Dava açma süresi kesinleşen cezanın personele tebliğinden itibaren başlar.
İdari yargıda özel bir süre öngörülmeyen hâllerde genel dava açma süresi kural olarak altmış gündür. Ancak meslekten çıkarma cezasının hangi makam ve kurul tarafından verildiği, kararın hangi onay sürecinden geçtiği ve personele hangi tarihte tebliğ edildiği dava süresinin hesaplanmasında mutlaka somut dosya üzerinden değerlendirilmelidir.
8/6-ş maddesine dayalı meslekten çıkarma işleminin iptali davasında mahkeme yalnızca kişinin bir ilişkisi bulunup bulunmadığını değerlendirmez. İşlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka uygunluğu incelenir. Özellikle isnat edilen fiilin Kanundaki tipik fiille örtüşmesi, yeterli ve hukuka uygun delille sübuta ermesi, personelin savunma hakkının korunması ve disiplin makamının kararını somut gerekçelerle ortaya koyması önem taşır.
Danıştayın 2025 tarihli kararındaki yaklaşım dikkate alındığında özellikle delil yetersizliği ve tipiklik, bu tür uyuşmazlıklarda merkezi önemdedir. Kişinin belirli biriyle ilişkisi olduğu ortaya konulmuş olsa dahi bu ilişkinin 7068 sayılı Kanun’un 8/6-ş maddesinde sayılan davranışlardan birine dönüşüp dönüşmediği ayrıca araştırılmalıdır.
7068 8/6-ş Meslekten Çıkarma Cezası Hangi Nedenlerle İptal Edilebilir?
Bu maddeye dayalı disiplin işlemlerinde her dosyanın koşulları farklı olmakla birlikte, hukuka aykırılık çoğunlukla fiilin sübutu ve tipiklik noktasında ortaya çıkmaktadır.
İdarenin yalnızca sevgililik veya ilişki kurma olgusunu tespit ederek meslekten çıkarma yaptırımına ulaşması, güncel Kanun metni karşısında yeterli değildir. Birlikte yaşama ileri sürülüyorsa süreklilik ve ısrar; evlenme ileri sürülüyorsa bilme; kişinin Kanundaki niteliği ileri sürülüyorsa bu niteliğe ilişkin maddi ve güvenilir deliller dosyada bulunmalıdır.
Aynı şekilde hukuka uygun delil elde edilmesi de önem taşır. Özel hayat ve mahremiyet alanında elde edilen kayıtların kaynağı, soruşturmanın yöntemleri ve personelin temel haklarına yapılan müdahalenin hukuki dayanağı incelenmelidir.
Savunma hakkının gereği gibi kullandırılmaması, dosyanın incelettirilmemesi, tanık dinletme talebinin hukuken geçerli bir neden olmaksızın reddedilmesi veya disiplin kurulunda vekil aracılığıyla savunma imkânının engellenmesi de işlemin hukuka uygunluğunu etkileyebilir.
Bunun yanında eski Emniyet Disiplin Tüzüğüne dayanılarak tesis edilmiş ve halen uyuşmazlığı devam eden işlemlerde lehe olan 7068 sayılı Kanun hükmünün uygulanıp uygulanmadığı ayrıca araştırılmalıdır. Danıştayın bu konuda personel lehine yeni düzenlemeyi dikkate alan açık içtihatları bulunmaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular
7068 Sayılı Kanun’da İffetsizlik Cezası Nedir?
7068 sayılı Kanun’un 8/6-ş maddesinde, iffetsizliği bilinen veya anlaşılmış bir kişiyle bilerek evlenmek, bu evlilik bağını devam ettirmek, böyle bir kişiyi yanında bulundurmak veya nikâhsız biçimde devamlı surette yaşamakta ısrar etmek meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında düzenlenmiştir. Ancak ceza verilebilmesi için maddede yer alan unsurların somut olayda gerçekten oluştuğunun yeterli delille ortaya konulması gerekir.
Polis Sevgilisi Olduğu İçin Meslekten Çıkarılabilir mi?
Yalnızca sevgililik veya ilişki kurma, güncel 7068 sayılı Kanun’un 8/6-ş bendinde bağımsız bir meslekten çıkarma sebebi olarak düzenlenmemiştir. Eski Emniyet Disiplin Tüzüğünde bulunan “ilişki kurmak” ibaresi yeni Kanuna alınmamıştır. Danıştay da 7068 sayılı Kanun’un bu yönüyle daha dar ve personel lehine bir düzenleme olduğunu kabul etmektedir.
Polis Sevgilisiyle Aynı Evde Yaşarsa Meslekten Çıkarılır mı?
Her birlikte yaşama doğrudan meslekten çıkarma sonucunu doğurmaz. Kanunda belirtilen kişinin niteliği ile birlikte “nikâhsız olarak devamlı surette yaşamakta ısrar etmek” unsurunun da gerçekleşmesi gerekir. Süreklilik, ortak yaşam ve ısrar unsurları somut delillerle ortaya konulmalıdır.
Bir Gecelik Otel Kaydı Meslekten Çıkarma İçin Yeterli midir?
Tek bir konaklama kaydı, tek başına “devamlı surette yaşamakta ısrar etmek” unsurunu ispatlamaz. Böyle bir kayıt başka delillerle birlikte değerlendirilebilir; ancak Kanunun aradığı sürekliliğin ayrıca ortaya konulması gerekir.
Telefon Mesajları Meslekten Çıkarma Cezasına Yeterli Olur mu?
Mesajlaşmalar bir ilişkinin bulunduğuna dair delil oluşturabilir; ancak yalnızca ilişkinin varlığını gösteren mesajlar, Kanunda aranan sürekli birlikte yaşamayı veya diğer seçimlik hareketleri kendiliğinden ispatlamaz. Ayrıca mesajların ve diğer dijital verilerin hukuka uygun biçimde elde edilip edilmediği de değerlendirilmelidir.
İhbar Üzerine Polis Meslekten Çıkarılabilir mi?
İhbar soruşturma başlatılmasına neden olabilir, ancak tek başına meslekten çıkarma cezası için yeterli kabul edilmemelidir. Danıştay, 2025 tarihli kararında bu tür isnatların kesin, somut ve inandırıcı delillerle ortaya konulması gerektiğini açıkça vurgulamıştır.
Eşin Geçmişi Bilinmeden Yapılan Evlilik Meslekten Çıkarma Sebebi Olur mu?
Kanun “bilerek evlenmek” ifadesini kullandığından, personelin evlilik tarihinde ilgili durumu bilip bilmediği önem taşır. İdarenin bilme unsurunu varsayımla değil, somut olay ve deliller üzerinden değerlendirmesi gerekir.
Sadece “Çevresinde Böyle Biliniyor” Denilmesi Yeterli midir?
Meslekten çıkarma gibi ağır bir disiplin yaptırımının yalnızca söylenti veya genel kanaate dayandırılması hukuken sorunludur. Danıştay, kişiye isnat edilen fiilin kesin, somut ve inandırıcı delillerle ortaya konulması gerektiğini kabul etmektedir.
7068 8/6-ş Nedeniyle Verilen Meslekten Çıkarma Cezası İptal Edilebilir mi?
İşlem hukuka aykırıysa idari yargıda iptal edilebilir. Fiilin Kanunda belirtilen unsurları taşımaması, salt ilişki kurmanın meslekten çıkarma fiili kabul edilmesi, delillerin yetersiz olması, savunma hakkının ihlal edilmesi, hukuka aykırı delile dayanılması veya yetki ve usule ilişkin hukuka aykırılıklar iptal davasında ileri sürülebilir.
Meslekten Çıkarma Devlet Memurluğundan Çıkarma ile Aynı mıdır?
Aynı değildir. 7068 sayılı Kanuna göre meslekten çıkarma, kişinin emniyet, jandarma ve Sahil Güvenlik teşkilatlarında bir daha çalıştırılmamak üzere meslekten çıkarılmasıdır. Devlet memurluğundan çıkarma ise kişinin bir daha Devlet memurluğuna atanmaması sonucunu doğuran daha geniş kapsamlı bir yaptırımdır.
Sonuç
7068 sayılı Kanun’un 8/6-ş maddesi, kolluk personelinin özel ve aile hayatıyla doğrudan bağlantılı ve sonuçları itibarıyla oldukça ağır bir disiplin hükmüdür. Ancak hükmün varlığı, personelin özel hayatındaki her ilişkinin meslekten çıkarma cezasına dönüştürülebileceği anlamına gelmemektedir. Tam tersine Kanunun lafzı ve Danıştayın güncel yaklaşımı birlikte değerlendirildiğinde, fiilin sınırlarının hassas biçimde belirlenmesi gerektiği görülmektedir.
Özellikle eski Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü ile 7068 sayılı Kanun arasındaki değişiklik belirleyicidir. Eski düzenleme “ilişki kurmak” fiilini dahi meslekten çıkarma kapsamında değerlendirebilirken, 7068 sayılı Kanun bu ifadeyi kaldırmış ve disiplin suçunu daha dar biçimde tanımlamıştır. Bu nedenle güncel hukuk bakımından salt ilişki kurmak, mesajlaşmak, görüşmek veya duygusal birliktelik yaşamak 7068 sayılı Kanun’un 8/6-ş bendindeki meslekten çıkarma cezasının uygulanması için tek başına yeterli değildir. Danıştay da yeni düzenlemenin daha dar olduğunu ve disiplin hukukunda lehe hükmün uygulanması gerektiğini açık biçimde kabul etmektedir.
Aynı şekilde disiplin makamının “iffetsizlik” şeklindeki kanuni kavramı soyut ahlaki kanaatlerle doldurması mümkün değildir. Kişiye yönelik isnatların, personelin bu durum hakkındaki bilgisinin, evlilik veya birlikte yaşama biçiminin ve özellikle “devamlılık” ile “ısrar” unsurlarının somut olayda ortaya konulması gerekir. Danıştayın 2025 tarihli kararında vurgulandığı üzere meslekten çıkarma gibi ağır bir disiplin yaptırımının uygulanabilmesi için personelin lehine ve aleyhine bütün deliller toplanmalı ve isnat edilen fiil kesin, somut ve inandırıcı delillerle ortaya konulmalıdır.
Bunun yanında uyuşmazlığın konusu kişinin evliliği, birlikte yaşadığı kişi veya mahrem ilişkileri olduğundan, özel hayatın ve aile hayatının korunması da disiplin işleminden bağımsız düşünülemez. Kolluk görevlilerinin mesleki statüleri nedeniyle diğer kişilere kıyasla daha yoğun disiplin yükümlülüklerine tabi tutulmaları mümkün olmakla birlikte, Anayasa Mahkemesinin yaklaşımına göre mahremiyet ve cinsel yaşam alanındaki müdahalelerde kamu makamlarının daha güçlü, somut ve ciddi gerekçeler ortaya koyması gerekir.
Bu nedenle 7068 iffetsizlik nedeniyle meslekten çıkarma uyuşmazlıklarında doğru hukuki değerlendirme, kişinin özel hayatı hakkında genel bir değer yargısı oluşturmaktan değil; 8/6-ş maddesinde sayılan seçimlik hareketlerin tek tek incelenmesinden, fiilin tipikliğinin ve sübutunun araştırılmasından, delillerin hukuka uygunluğunun denetlenmesinden ve savunma hakkının gerçekten kullandırılıp kullandırılmadığının değerlendirilmesinden geçmektedir. Meslekten çıkarma sonucunu doğuran böyle ağır bir yaptırım bakımından Kanunda bulunmayan bir fiilin yorum yoluyla oluşturulması veya eksik delilden hareketle kanuni unsurların var sayılması disiplin hukukunun kanunilik, tipiklik ve hukuki güvenlik ilkeleriyle bağdaşmayacaktır.