İNFAZ VE KORUMA MEMURU DİSİPLİN CEZASI

İnfaz ve koruma memuru disiplin cezası, ceza infaz kurumlarında görev yapan personelin mesleki hayatını doğrudan […]

İnfaz ve koruma memuru disiplin cezası, ceza infaz kurumlarında görev yapan personelin mesleki hayatını doğrudan etkileyen ve çoğu zaman yalnızca verilen cezanın adıyla sınırlı kalmayan ciddi bir idari işlemdir. Uyarma veya kınama cezası ilk bakışta hafif bir yaptırım gibi görülse de, bu cezaların özlük dosyasına işlenmesi, görevde yükselme süreçlerine etki etmesi, ileride tekerrür hükümlerinin uygulanmasına dayanak yapılabilmesi ve personelin idare nezdindeki sicil algısını değiştirebilmesi nedeniyle hukuki açıdan dikkatle değerlendirilmesi gerekir.

Ceza infaz kurumlarında görev yapan infaz ve koruma memurları, kurum güvenliği, hükümlü ve tutukluların gözetimi, nöbet hizmetleri, sayım, sevk ve idare düzeni, kurum içi disiplinin korunması ve amirlerce verilen görevlerin yerine getirilmesi bakımından hassas bir kamu hizmeti yürütür. Ancak görevin hassas olması, idarenin her disiplin isnadını otomatik olarak haklı kılmaz. İdare, disiplin cezası verirken somut fiili açıkça ortaya koymalı, soruşturmayı eksiksiz yürütmeli, lehe ve aleyhe delilleri birlikte değerlendirmeli, savunma hakkını usulüne uygun tanımalı ve cezayı fiille orantılı biçimde belirlemelidir.

Bu yazıda infaz ve koruma memuru disiplin cezası konusu, uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezaları ekseninde ele alınmakta; savunma hakkı, soruşturma onayı, sağlık raporu bildirimi, amire saygısızlık isnadı, nöbet görevi, tekerrür hükümleri ve disiplin cezasının iptal davasına konu edilmesi bakımından emsal mahkeme kararları ışığında değerlendirilmektedir.

İnfaz ve Koruma Memuru Hakkında Disiplin Cezası Verilmesinin Hukuki Çerçevesi

İnfaz ve koruma memurları, devlet memuru statüsünde görev yaptıkları için haklarında uygulanacak disiplin cezaları bakımından temel çerçeve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile çizilmektedir. Adalet Bakanlığı teşkilatında görev yapan personel yönünden disiplin amirleri, disiplin kurulları, soruşturma usulü, savunma hakkı ve itiraz süreçleri ayrıca Adalet Bakanlığı disiplin mevzuatı çerçevesinde değerlendirilir. Bu nedenle ceza infaz kurumu personeli hakkında tesis edilen bir disiplin cezası incelenirken yalnızca ceza kararının sonucuna değil, kararın hangi usul izlenerek verildiğine de bakılmalıdır.

Uygulamada infaz ve koruma memurları hakkında en sık karşılaşılan disiplin isnatları; görev sırasında verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yerine getirmemek, kurumca belirlenen usul ve esaslara aykırı davranmak, görev sırasında amire hal ve hareketiyle saygısız davranmak, nöbet sırasında uyumak, sağlık raporunu süresinde veya belirlenen amire bildirmemek, görevle ilgili konularda yanlış beyanda bulunmak ve kurum güvenliğine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmemek şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Ancak bu fiillerin her biri, kendi olay örgüsü içinde değerlendirilmelidir. Aynı başlık altında görünen iki olay, delil durumu ve personelin kusur yoğunluğu bakımından tamamen farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.

Disiplin cezasının hukuka uygun olabilmesi için öncelikle isnat edilen fiilin açık olması gerekir. Memura yöneltilen suçlama soyut bırakılmışsa, hangi davranışın hangi disiplin maddesini ihlal ettiği gösterilmemişse veya soruşturma konusu olay ile verilen ceza arasında açık bir bağlantı kurulamamışsa, işlem hukuka aykırı hale gelebilir. Bu sebeple infaz ve koruma memuru disiplin cezası alan personelin ilk incelemesi gereken belge, disiplin cezası kararından önce soruşturma onayı ve savunma istem yazısıdır.

Savunma Hakkı Disiplin Soruşturmasının Şekli Değil, Esasıdır

Disiplin soruşturmasında savunma hakkı, yalnızca personele birkaç günlük süre verilmesi veya “savunmanı bildir” şeklinde yazı tebliğ edilmesiyle yerine getirilmiş sayılmaz. Savunma hakkının etkili kullanılabilmesi için memurun neyle suçlandığını, bu suçlamanın hangi disiplin hükmüne dayandırıldığını, olayın ne zaman ve nasıl gerçekleştiğinin iddia edildiğini ve hangi delillerin aleyhine değerlendirildiğini anlayabilecek durumda olması gerekir. Bu açıklık sağlanmadan alınan savunma, çoğu zaman savunma hakkının özünü karşılamaz.

İnfaz ve koruma memuru disiplin cezası dosyalarında en çok tartışılan hususlardan biri, soruşturmanın başında alınan ifadenin savunma yerine geçip geçmeyeceğidir. Bazı dosyalarda muhakkik görevlendirilir görevlendirilmez personelden savunma veya ifade istenmekte, sonrasında tanıklar dinlenmekte, kamera kayıtları incelenmekte ve nihayet soruşturma raporu düzenlenmektedir. Bu durumda personel, delillerin tamamını görmeden ve fiilin hukuki niteliği netleşmeden kendisini savunmak zorunda bırakılmış olabilir. Bu tür durumlarda soruşturma başında alınan beyanın, ceza verilmeden önce alınması gereken etkili savunma yerine geçip geçmeyeceği somut dosya üzerinden tartışılmalıdır.

Bununla birlikte her olayda mutlaka soruşturma raporu sonrasında ikinci bir savunma alınması gerektiği yönünde mutlak bir kuraldan söz etmek de doğru değildir. Eğer savunma istem yazısında isnat edilen fiil açıkça belirtilmiş, memura yasal süre tanınmış ve savunma hakkı fiilen kullanılabilir şekilde sağlanmışsa, bazı mahkemeler ayrıca son savunma alınmamasını tek başına iptal sebebi saymamaktadır. Bu nedenle savunma hakkı değerlendirilirken şekli etiketlere değil, savunmanın gerçek anlamda etkili olup olmadığına bakılmalıdır.

Soruşturma Onayı Dışına Çıkılması ve Ek Olur Alınmaması

Disiplin soruşturmasının sınırını belirleyen en önemli belge soruşturma onayıdır. Soruşturma onayında hangi olayın ve hangi fiilin araştırılacağı gösterilir. Soruşturma sırasında farklı bir fiil ortaya çıkarsa idarenin bu yeni fiil için ek soruşturma oluru alması gerekebilir. Aksi halde memur, hakkında usulüne uygun soruşturma açılmamış bir davranış nedeniyle disiplin cezası ile karşı karşıya bırakılmış olur.

Bu husus infaz ve koruma memurları bakımından özellikle önemlidir. Çünkü kurum içi olaylarda birden fazla kişi, birden fazla tutanak ve birden fazla davranış aynı soruşturma içinde ele alınabilmektedir. Ancak soruşturma onayında bulunmayan, sonradan rapora dahil edilen veya savunma sırasında kullanılan ifadelerden hareketle ayrıca disiplin yaptırımı kurulması hukuken sorunludur. İdare, disiplin sürecini genişletmek istiyorsa bunu açık bir ek olurla ve memurun savunma hakkını koruyarak yapmalıdır.

Sağlık Raporu, Vardiya İzni ve Bildirim Yükümlülüğü

İnfaz ve koruma memurları hakkında sağlık raporu nedeniyle verilen disiplin cezalarında, raporun alındığı yer, raporun kuruma ne zaman bildirildiği, personelin o sırada vardiya izninde olup olmadığı, memuriyet mahalli dışında bulunma sebebi ve kuruma bildirim yükümlülüğünün açık bir talimatla düzenlenip düzenlenmediği birlikte değerlendirilmelidir. Raporun şehir dışında alınmış olması tek başına disiplin cezası için yeterli değildir. Özellikle vardiya izni sırasında rahatsızlanan personelin sağlık hizmetine başvurması ve raporu derhal kuruma bildirmesi halinde, bu durum disiplin sorumluluğunu ortadan kaldırabilecek nitelikte kabul edilebilir.

Buna karşılık personele açıkça tebliğ edilmiş bir talimatta, raporların aynı gün belirli bir amire bildirilmesi gerektiği yazılıysa ve personel bu talimata aykırı davranmışsa, mahkemeler olayın şartlarına göre disiplin sorumluluğunun oluşabileceğini kabul edebilmektedir. Dolayısıyla sağlık raporu nedeniyle verilen infaz ve koruma memuru disiplin cezası dosyalarında en önemli ayrım, sağlık raporunun varlığı ile bildirim yükümlülüğünün kapsamının birbirinden ayrılmasıdır. Rapor haklı olabilir; ancak raporun bildirilme usulü bakımından ayrıca idari sorumluluk tartışılabilir.

Amire Saygısızlık İsnadı ve Şikâyet Hakkı

Ceza infaz kurumlarında hiyerarşik düzenin korunması elbette önemlidir. İnfaz ve koruma memurunun amirleriyle olan ilişkisinde saygılı ve ölçülü davranması, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından zorunludur. Ancak “amire saygısızlık” isnadı, soyut değerlendirmelerle veya yalnızca amirin sübjektif algısıyla kurulamaz. Fiilin ne olduğu, hangi söz veya davranışla gerçekleştiği, olayın nerede ve kimlerin huzurunda yaşandığı, memurun kastının bulunup bulunmadığı somut şekilde ortaya konulmalıdır.

Özellikle memurun amiri hakkında şikâyet yoluna başvurması, tek başına disiplin suçu olarak değerlendirilemez. Şikâyet hakkı, hukuki başvuru hakkının parçasıdır. Bu hakkın kötü niyetli, iftira niteliğinde veya hakaret içerir şekilde kullanılması başka bir tartışma konusu olabilir. Ancak sırf amir hakkında suç duyurusunda bulunulması ya da şikâyet yoluna başvurulması, doğrudan “amiri küçük düşürme” veya “saygısızlık” olarak nitelendirilemez. Bu ayrım, disiplin hukukunda temel hakların korunması açısından son derece önemlidir.

Tekerrür Hükümlerinin Yanlış Uygulanması

Tekerrür, disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin belirli süre içinde yeniden işlenmesi halinde bir derece ağır ceza uygulanması sonucunu doğurur. Ancak tekerrür hükümleri otomatik bir ağırlaştırma aracı değildir. Önceki disiplin cezası ile yeni fiil arasında kanunun aradığı bağlantı kurulmadan daha ağır ceza verilemez.

Uygulamada idareler bazen personelin daha önce ceza almış olmasını yeterli görerek yeni olayda bir derece ağır ceza uygulayabilmektedir. Oysa önceki cezanın hangi fiile dayandığı, yeni fiilin aynı veya benzer nitelikte olup olmadığı, önceki cezanın tebliğ edilip edilmediği ve özlük dosyasından silinme süresi içinde bulunup bulunmadığı ayrıca incelenmelidir. Rapor bitiminde göreve başlamama fiili ile nöbet sırasında uyuma fiilinin aynı veya benzer fiil kabul edilmesi her zaman mümkün değildir. Bu nedenle tekerrür uygulaması yapılan dosyalarda cezayı ağırlaştıran unsur özellikle denetlenmelidir.

Emsal Kararlar Işığında İnfaz ve Koruma Memuru Disiplin Cezası

Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi, E.2020/1697, K.2020/1981, 24.12.2020

Bu kararda, infaz ve koruma başmemuru hakkında verilen uyarma cezasında, disiplin cezasına gerekçe yapılan bazı fiiller yönünden soruşturma onayı bulunmadığı ve ek soruşturma oluru alınmadığı tespit edilmiştir. Mahkeme, soruşturma onayında yer almayan fiillerin disiplin cezasına esas alınamayacağını kabul ederek iptal kararını bu yönüyle hukuka uygun bulmuştur. Kararın önemi, idarenin soruşturma sınırlarını sonradan genişletemeyeceğini ve memurun hangi fiil nedeniyle suçlandığını baştan bilme hakkına sahip olduğunu göstermesidir.

İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi, E.2020/998, K.2020/1558, 24.11.2020

Dalaman Açık Ceza İnfaz Kurumunda görevli infaz ve koruma memuru hakkında, amire hal ve hareketiyle saygısız davrandığı iddiasıyla kınama cezası verilmiştir. Mahkeme, amir hakkında şikâyet yoluna başvurulmasının tek başına saygısızlık olarak değerlendirilemeyeceğini ve olayda savunmanın deliller toplanmadan alınmasının disiplin soruşturması bakımından hukuka aykırılık oluşturduğunu kabul etmiştir. Karar, hem şikâyet hakkının korunması hem de savunmanın etkili aşamada alınması bakımından önemlidir.

Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi, E.2018/3358, K.2019/592, 22.03.2019

Bu kararda, vardiya istirahatindeyken şehir dışında rahatsızlanan infaz ve koruma memurunun aldığı sağlık raporunu aynı gün kuruma faks yoluyla göndermesi dikkate alınmıştır. Mahkeme, raporun sırf memuriyet mahalli dışında alınmış olmasını disiplin cezası için yeterli görmemiş; vardiya izni sırasında alınan ve kuruma derhal bildirilen sağlık raporu nedeniyle verilen uyarma cezasının hukuka aykırı olduğuna karar vermiştir. Karar, sağlık raporuna dayalı disiplin işlemlerinde somut olayın koşullarının ve bildirimin zamanında yapılıp yapılmadığının belirleyici olduğunu göstermektedir.

Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi, E.2020/1168, K.2020/1829, 10.12.2020

Antalya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda görev yapan personel hakkında aylıktan kesme cezası verilmiş; ilk derece mahkemesi, soruşturma raporundan sonra ayrıca son savunma alınmadığı gerekçesiyle işlemi iptal etmiştir. Bölge İdare Mahkemesi ise isnat edilen fiiller açıkça belirtilerek ve yasal süre verilerek muhakkik tarafından savunma alınmışsa, disiplin amirince yeniden savunma alınmasının her durumda zorunlu olmadığını değerlendirmiştir. Ancak uyuşmazlığın esasının da ilk derece mahkemesince incelenmesi gerektiğini belirterek dosyanın yeniden karar verilmek üzere gönderilmesine karar vermiştir.

İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi, E.2020/1548, K.2020/1627, 26.11.2020

Menemen T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda görev yapan infaz ve koruma memuru hakkında, nöbet sırasında uyuma iddiasıyla uyarma cezası verilmesi gerekirken tekerrür hükümleri uygulanarak kınama cezası verilmiştir. Mahkeme, nöbet sırasında uyuma fiilinin kamera kayıtları ile tespit edildiği durumlarda soruşturma usulünün sağlanabileceğini kabul etmiş; ancak tekerrüre esas önceki ceza ile yeni fiilin aynı veya benzer nitelikte olmadığını belirterek ağırlaştırılmış cezanın hukuka aykırı olduğu sonucuna varmıştır. Karar, tekerrürün otomatik değil, şartları somut olarak araştırılması gereken bir kurum olduğunu ortaya koymaktadır.

Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi, E.2018/1423, K.2019/639, 28.03.2019

Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda görev yapan infaz koruma memuru hakkında, kurum çalışanlarına yönelik saldırıya müdahale etmediği gerekçesiyle aylıktan kesme cezası verilmiştir. Mahkeme, olay sırasında bağrışmaların çevrede duyulduğunu, personelin olaydan haberdar kabul edilebileceğini ve müdahale imkânı bulunduğu halde görev gereklerini yerine getirmediğini değerlendirerek cezayı hukuka uygun bulmuştur. Bu karar, kurum güvenliğini ilgilendiren somut olaylarda müdahale yükümlülüğünün ciddi sonuçlar doğurabileceğini göstermektedir.

Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi, E.2019/776, K.2019/1424, 20.06.2019

Eskişehir H Tipi Ceza İnfaz Kurumunda görev yapan infaz ve koruma memuru hakkında, hükümlü şikâyeti üzerine yürütülen soruşturma sonucunda aylıktan kesme cezası yerine alt ceza uygulanarak kınama cezası verilmiştir. Mahkeme, olayın niteliği itibarıyla bazı davranışların fizik tedavi amacıyla, bazı davranışların ise şakalaşma kapsamında değerlendirilebileceğini; bu fiillerin 657 sayılı Kanun’un 125/C-a maddesi kapsamında disiplin suçu olarak nitelendirilemeyeceğini değerlendirmiştir. Ayrıca soruşturmanın başında, henüz tüm deliller toplanmadan alınan ifadenin etkili savunma yerine geçmeyeceği vurgulanmıştır.

Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi, E.2020/1399, K.2020/1705, 18.11.2020

Yalvaç T Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumunda görev yapan infaz ve koruma memuru hakkında, sağlık raporunu aynı gün personelden sorumlu ikinci müdüre bildirmediği gerekçesiyle kınama cezası verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi, personele tebliğ edilen talimatta raporların aynı gün belirli amire bildirilmesi gerektiğinin açıkça düzenlendiğini, bu talimata rağmen bildirimin yapılmadığının tutanakla tespit edildiğini ve savunma istem yazısında isnat edilen fiilin açıkça gösterildiğini kabul etmiştir. Karar, sağlık raporu bildiriminde açık ve tebliğ edilmiş kurum talimatının önemini göstermektedir.

Disiplin Cezası Alan İnfaz ve Koruma Memuru Ne Yapmalıdır?

Disiplin cezası tebliğ edilen infaz ve koruma memuru, öncelikle kararın hangi disiplin maddesine dayandırıldığını ve fiilin nasıl tarif edildiğini incelemelidir. Ardından soruşturma onayı, muhakkik görevlendirmesi, savunma istem yazısı, tanık ifadeleri, kamera çözüm tutanakları, vardiya çizelgeleri, nöbet cetvelleri, sağlık raporları, kurum talimatları ve tebliğ evrakı birlikte değerlendirilmelidir. Çünkü disiplin cezasındaki hukuka aykırılık çoğu zaman yalnızca karar metninde değil, soruşturmanın hangi aşamada ve hangi eksikliklerle yürütüldüğünde ortaya çıkar.

İtiraz veya iptal davası hazırlanırken cezanın ağırlığı kadar cezanın dayanağı da tartışılmalıdır. Fiil sübut bulmamışsa, yanlış disiplin maddesi uygulanmışsa, tekerrür hükümleri şartları oluşmadan işletilmişse, savunma hakkı etkili şekilde kullandırılmamışsa, soruşturma onayı dışına çıkılmışsa veya lehe deliller değerlendirilmemişse bu hususlar açık, somut ve belgeye dayalı biçimde ileri sürülmelidir. İnfaz ve koruma memuru disiplin cezası davalarında başarılı bir hukuki değerlendirme, yalnızca mevzuat bilgisini değil, ceza infaz kurumu uygulamalarının ve vardiya düzeninin somut şekilde analiz edilmesini de gerektirir.

Sonuç

İnfaz ve koruma memuru disiplin cezası, ceza infaz kurumlarının güvenliği ve hiyerarşik düzeni kadar, memurun savunma hakkı ve mesleki geleceği bakımından da hassas bir alandır. İdarenin disiplin yetkisi bulunmakla birlikte, bu yetki sınırsız değildir. Disiplin cezası ancak açık bir soruşturma onayına, somut delillere, usulüne uygun savunmaya, doğru hukuki nitelendirmeye ve ölçülü bir yaptırıma dayanıyorsa hukuka uygun kabul edilebilir.

Emsal kararlar birlikte değerlendirildiğinde, mahkemelerin infaz ve koruma memurları bakımından iki yönlü bir denge kurduğu görülmektedir. Bir yandan ceza infaz kurumlarının güvenliği ve nöbet disiplininin önemini kabul etmekte; diğer yandan sağlık raporu, şikâyet hakkı, savunma hakkı, tekerrür ve soruşturma usulü gibi konularda idarenin işlemlerini sıkı biçimde denetlemektedir. Bu nedenle disiplin cezası alan personelin, cezanın hukuka uygunluğunu mutlaka olayın bütün belgeleri ve emsal kararlar ışığında değerlendirmesi gerekir.

Bu Yazıda
Son blog içeriklerini incelediniz mi?

En son eklenen güncel içeriklerimiz.

TSK’dan Ayırma Davası: Birden Fazla Disiplin Cezası
Hizmete Engel Davranışlarda Bulunmak: 6413 Sayılı Kanun m.20/1-c Uyarınca Ayırma Cezası
Ahlaki Zayıflık Nedeniyle TSK Ayırma Cezası | 6413 m.20/1-b
Fuhşa Aracılık Eden Kişilerle İlişki Kurmak Disiplin Cezası
Yazıyı Paylaş
Somut dosyanız için hukuki değerlendirme alın.

Dosyanın niteliği, süreler ve uygulanacak mevzuat somut olay bazında değerlendirilir.

0%
Hesaplanıyor...
Aradığınız içeriği bulamadınız mı?

Hukuki konunuz farklı bir başlık altında değerlendiriliyor olabilir. Faaliyet alanlarını inceleyebilir veya iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.

WhatsApp Hattı

Daha hızlı iletişime geçmek ve detaylı bilgi almak için hemen mesaj gönderin.

+90 551 411 81 81
HH
Editor
İLGİLİ İÇERİKLER
Benzer hukuki içerikler.
YAZI
13 dk
Genel
TSK’dan Ayırma Davası: Birden Fazla Disiplin Cezası

Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan personelin karşılaşabileceği en ağır disiplin sonuçlarından biri[…]

Devamını Gör
YAZI
16 dk
Genel
Hizmete Engel Davranışlarda Bulunmak: 6413 Sayılı Kanun m.20/1-c Uyarınca Ayırma Cezası

Hizmete engel davranışlarda bulunmak, Türk Silahlı Kuvvetleri personeli hakkında uygulanabilecek en ağır[…]

Devamını Gör
YAZI
14 dk
Genel
Ahlaki Zayıflık Nedeniyle TSK Ayırma Cezası | 6413 m.20/1-b

Bir askerî personelin özel hayatındaki bir olay, kumar oynadığına ilişkin iddia veya[…]

Devamını Gör