Askerî Ceza Hukukunda Hizmete İlişkin Emir Nedir?

Askerî Ceza Hukukunda Hizmete İlişkin Emir Ne Demektir? Askerî ceza hukukunda “hizmete ilişkin emir”, asker […]

Askerî Ceza Hukukunda Hizmete İlişkin Emir Ne Demektir?

Askerî ceza hukukunda “hizmete ilişkin emir”, asker kişiye askerî hizmetin yürütülmesi, askerî disiplinin korunması, görevin yerine getirilmesi veya mevzuatla belirlenmiş askerî yükümlülüklerin uygulanması amacıyla verilen talep ya da yasağı ifade eder. Bir sözün askerî hiyerarşi içerisinde üst rütbeli bir kişi tarafından söylenmiş olması, o sözü kendiliğinden Askerî Ceza Kanunu anlamında hizmete ilişkin emir hâline getirmez. Emrin askerî hizmetle gerçek ve makul bir bağlantısının bulunması, emir verme yetkisi kapsamında yöneltilmesi ve muhatabın ne yapması ya da ne yapmaması gerektiğinin anlaşılabilir olması gerekir.

211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu hizmet kavramını, kanun ve nizamlarda yapılması veya yapılmaması öngörülen hususlarla amir tarafından yazılı veya sözlü şekilde emredilen ya da yasaklanan işler şeklinde tanımlamaktadır. Aynı Kanunda vazife, hizmetin gerektirdiği şeyi yapmak ve yasakladığı şeyi yapmamak; emir ise hizmete ait bir talep veya yasağın söz, yazı veya başka bir şekilde ifade edilmesi olarak kabul edilmiştir. Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde askerî emir kavramının merkezinde “hizmet” unsurunun bulunduğu görülmektedir.

Bu ayrım Askerî Ceza Kanunu’nun 87. maddesi bakımından özellikle önemlidir. Çünkü emre itaatsizlikte ısrar suçunun konusu herhangi bir talep değil, hizmete ilişkin emirdir. Amir tarafından verilen talep askerî hizmetle ilgisizse, astın bunu yerine getirmemesinin doğrudan AsCK m.87 kapsamında emre itaatsizlikte ısrar suçuna dönüştüğü söylenemez. Hatta hizmetle ilgisi olmayan emrin verilmesi, emri veren personel bakımından ayrıca disiplin sorumluluğuna neden olabilir.

211 Sayılı İç Hizmet Kanununa Göre Hizmet Nedir?

Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nun 6. maddesi askerî hizmet kavramının belirlenmesinde temel düzenlemedir. Kanuna göre hizmet; mevzuatta yapılması veya yapılmaması öngörülen hususlarla amir tarafından yazılı veya sözlü olarak emredilen ya da yasaklanan işlerdir. Bu tanım ilk bakışta oldukça geniş görünmekle birlikte, amirin emir verme yetkisinin sınırsız olmadığı yine aynı Kanunun diğer hükümlerinden anlaşılmaktadır.

İç Hizmet Kanunu’nun 16. maddesi, amirin maiyetine hizmetle ilgisi olmayan emir veremeyeceğini ve astından şahsi menfaat sağlayacak bir talepte bulunamayacağını açıkça düzenlemektedir. Dolayısıyla amirin söylediği her şey hizmet kavramının içine sokulamaz. Emrin askerî vazifenin yürütülmesi, disiplin, güvenlik, eğitim, nöbet, bakım, sevk ve idare, askerî malzemenin korunması veya askerî kurumun işleyişi gibi hizmet amaçlarıyla ilişkisinin bulunması gerekir.

Bu nedenle “amirin ağzından çıktıysa askerî emirdir” şeklindeki yaklaşım hukuken isabetli değildir. Askerî sistem mutlak ve hızlı itaate dayanmakla birlikte, bu itaat ilişkisinin sınırını da askerî hizmet oluşturur. Amirlik yetkisinin şahsi ihtiyaçları karşılamak, astı özel işlerde kullanmak veya kişisel menfaat elde etmek amacıyla kullanılması hizmet kavramının dışına çıkar.

Emir Nedir?

211 sayılı Kanun’un 8. maddesine göre emir, hizmete ait bir talep veya yasağın sözle, yazıyla ya da başka bir şekilde ifade edilmesidir. Bu tanımdan emrin yalnızca “şunu yap” biçimindeki olumlu bir talimat olmadığı anlaşılmaktadır. “Şunu yapma”, “bu bölgeye girme”, “telefon kullanma”, “bu bilgiyi paylaşma” veya “belirtilen saatten sonra kışladan çıkma” şeklindeki yasaklayıcı talimatlar da hizmetle bağlantılı olmaları hâlinde emir niteliği taşıyabilir.

Emrin mutlaka yazılı olarak verilmesi de genel bir şart değildir. Askerî hizmetin niteliği gereği emir sözlü, yazılı, telefonla, telsizle, elektronik sistem üzerinden veya başka bir iletişim yöntemiyle verilebilir. Bununla birlikte ceza veya disiplin soruşturması ortaya çıktığında emrin gerçekten verilip verilmediği ve muhatabın bu emri öğrenip öğrenmediği ispat sorunu hâline gelir. Bu nedenle yazılı emirler ve elektronik mesajlar uygulamada ispat bakımından daha belirgin olabilmektedir.

Emrin geçerli ve uygulanabilir olabilmesi bakımından ne istendiğinin açıkça anlaşılması gerekir. Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliğinde de emirlerin açık, kısa ve kesin olması, astın verilen emri tamamen anladığı konusunda amirde kanaat oluşması gerektiği belirtilmektedir. Yapılacak görevin süresi veya uygulama yöntemi önemliyse bunların da açıkça belirtilmesi gerekir.

Hizmete İlişkin Emrin Unsurları Nelerdir?

Bir talimatın AsCK m.87 anlamında hizmete ilişkin emir olarak kabul edilebilmesi için öncelikle askerî hizmetle bağlantılı bir talep veya yasak bulunmalıdır. İkinci olarak talimatın emir verme yetkisine sahip kişi tarafından veya mevzuatın izin verdiği durumlarda emir vermeye yetkili üst tarafından verilmesi gerekir. Üçüncü olarak emrin belirli veya belirlenebilir bir muhataba yöneltilmesi ve muhatabın emri öğrenmiş olması gerekir. Son olarak yapılması veya yapılmaması istenen davranışın yeterince açık olması önem taşır.

Bu unsurların herhangi birindeki eksiklik emre itaatsizlikte ısrar suçunun oluşumunu etkileyebilir. Örneğin birlik içerisinde telefon kullanımının yasak olduğu ileri sürülüyor ancak yasağın ilgili personele ne şekilde bildirildiği ortaya konulamıyorsa, personelin kendisine tebliğ edilmiş bir hizmet emrine bilerek aykırı hareket ettiği sonucuna ulaşılması sorunlu olabilir.

Yargıtay’ın yakın tarihli kararlarında da bu konu özellikle öne çıkmaktadır. Akıllı telefon kullanımı veya sosyal medya paylaşımı nedeniyle emre itaatsizlikte ısrar suçundan verilen mahkûmiyetlerde, yasağın ilgili askere açık biçimde tebliğ edilip edilmediğinin araştırılması gerektiği belirtilmiştir. Bu yaklaşım, hizmete ilişkin emrin yalnızca kurum içerisinde var olmasının değil, suçlanan personelin bilgisine ulaşmış olmasının da önemli olduğunu göstermektedir.

Her Amir Talimatı Hizmete İlişkin Emir midir?

Amirin makam ve memuriyet itibarıyla emir verme yetkisine sahip olması, verdiği her talimatın askerî hizmete ilişkin olduğu anlamına gelmez. İç Hizmet Kanunu bu konuda açık bir sınır koyarak amirin maiyetine hizmetle ilgisi olmayan emir veremeyeceğini düzenlemiştir. Amirlik yetkisi kamu hizmetinin yürütülmesi için tanınmış bir yetkidir ve şahsi ihtiyaçları karşılamak amacıyla kullanılamaz.

Örneğin amirin kendi özel alışverişini yaptırması, şahsi ev işlerini gördürmesi, kendisine özel bir menfaat sağlayacak iş yaptırması veya askerî görevle hiçbir bağlantısı bulunmayan kişisel faaliyetini astına zorunlu görev gibi yüklemesi hizmete ilişkin emir kapsamında değerlendirilemez. Geçmiş askerî yargı kararlarında da amirin kendisine ait balık ağını astlarına kurdurması gibi tamamen özel nitelikteki taleplerin askerî hizmetle ilgisi bulunmadığı kabul edilmiştir.

6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu da “hizmetle ilgisi olmayan emir vermek” fiilini ayrıca disiplinsizlik olarak düzenlemektedir. Dolayısıyla bu tür bir talebin yerine getirilmemesi nedeniyle astı AsCK m.87 kapsamında suçlamak yerine, bazı durumlarda emri veren amirin davranışı disiplin hukuku bakımından değerlendirmeye konu olabilir.

Amir Astından Kişisel İşlerini Yapmasını İsteyebilir mi?

Askerî hiyerarşi, amire astlarının özel hayatını veya emeğini şahsi amaçlarla kullanma yetkisi vermez. İç Hizmet Kanunu’nun 16. maddesi bu konuda oldukça açıktır ve amirin maiyetine hizmetle ilişkisi olmayan emir veremeyeceğini, astından özel bir menfaat sağlayacak talepte bulunamayacağını belirtmektedir.

Örneğin astın amirin şahsi otomobilini özel kullanım için yıkaması, amirin ev alışverişini yapması, kişisel eşyalarını taşıması veya özel ticari faaliyetine yardım etmesi yönündeki zorlayıcı talimatlar kural olarak askerî hizmet emri olarak değerlendirilemez. Bununla birlikte askerî makam aracının bakımının yapılması, görev nedeniyle tahsis edilmiş eşyanın taşınması veya askerî tesisin temizlenmesi gibi hizmete yönelik faaliyetler aynı kategoride değildir.

Burada belirleyici olan işin dışarıdan bakıldığında fiziksel olarak aynı olması değil, hangi amaçla ve kimin yararına yapıldığıdır. Örneğin araç temizlemek askerî hizmette kullanılacak resmî aracın göreve hazırlanması amacı taşıyorsa hizmet olabilir; amirin özel otomobilini hafta sonu gezisi için yıkatması ise farklı değerlendirilir.

Nöbet Tutma Emri Hizmete İlişkin Emir midir?

Nöbet görevi askerî hizmetin en klasik örneklerinden biridir. Yetkili amir tarafından usulüne uygun biçimde verilen nöbet tutma emri, askerin görev ve güvenlik yükümlülükleriyle doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle nöbet görevinin bilinçli şekilde reddedilmesi veya hiç yerine getirilmemesi, olayın özelliklerine göre AsCK m.87 kapsamında emre itaatsizlikte ısrar suçunu gündeme getirebilir.

Yargıtay kararlarında da belirli saatlerde çevre emniyet nöbeti tutması yönünde emir verilen askerin bu emri açıkça sözlü ve fiilî biçimde reddetmesi ve nöbeti tutmamasının emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir. Burada emrin hizmete ilişkin olduğunda tereddüt bulunmamaktadır; asıl tartışma emrin muhataba ulaşıp ulaşmadığı ve kasıtlı olarak yerine getirilip getirilmediğidir.

Ancak nöbet emrinin personelin sağlık durumu, görev statüsü veya somut şartlar nedeniyle objektif olarak yerine getirilemez olduğu iddia ediliyorsa, bu husus ayrıca incelenmelidir. Sağlık raporu veya görevi imkânsız hâle getiren başka somut nedenler bulunduğunda, olay yalnızca “emir vardı, yapılmadı” şeklinde değerlendirilmemelidir.

Telefon Kullanma Yasağı Hizmete İlişkin Emir midir?

Kışla içerisinde akıllı telefon kullanılması, fotoğraf çekilmesi, askerî bilgilerin sosyal medyada paylaşılması veya belirli elektronik cihazların güvenlik gerekçesiyle yasaklanması askerî hizmet, bilgi güvenliği ve istihbarata karşı koyma tedbirleriyle bağlantılı olabilir. Bu nedenle yetkili makam tarafından verilen ve personele usulüne uygun biçimde bildirilen bu tür yasaklar hizmete ilişkin emir niteliği taşıyabilir.

Bununla birlikte emre itaatsizlikte ısrar suçunun oluşabilmesi için yasağın gerçekten mevcut olması ve ilgili personelin bu yasağı bildiğinin ortaya konulması gerekir. Yargıtay’ın 2025 tarihli bir kararında, kışlada akıllı telefon kullanıldığı ve fotoğrafların sosyal medyada paylaşıldığı iddiasında, personele açık bir yasaklayıcı emrin tebliğ edilip edilmediğinin yeterince araştırılmaması hukuka aykırılık nedeni olarak değerlendirilmiştir.

Dolayısıyla birlik içerisinde genel bir uygulamanın bulunması veya diğer personelin yasağı biliyor olması tek başına her dosyada yeterli kabul edilmemelidir. Emrin hangi tarihte, hangi yöntemle ve hangi içerikle personele bildirildiğinin belirlenmesi gerekir.

WhatsApp’tan Verilen Askerî Emir Geçerli midir?

Askerî emirlerin mutlaka imzalı kâğıt üzerinde verilmesi gerekmemektedir. İç Hizmet Kanunu emrin sözle, yazıyla veya başka şekilde ifade edilebileceğini kabul etmektedir. Bu nedenle WhatsApp, SMS veya benzeri elektronik iletişim aracılığıyla verilen bir talimat, şartları varsa hizmete ilişkin emir olarak değerlendirilebilir.

Burada önemli olan kullanılan uygulama değil, emrin içeriği, emri veren kişinin yetkisi ve mesajın muhataba ulaşıp ulaşmadığıdır. Örneğin birlik WhatsApp grubuna “yarın saat 09.00’da tüm personel eğitim alanında hazır bulunacaktır” şeklinde açık bir görev emri gönderilmiş ve ilgili personelin mesajı gördüğü ispatlanmışsa elektronik ortamda verilmiş olması emri kendiliğinden geçersiz hâle getirmez.

Buna karşılık grup içerisinde belirsiz bir öneri, söylenti veya henüz kesinleşmemiş çalışma planı paylaşılmışsa bunun ceza hukuku anlamında bağlayıcı emir olarak kabul edilmesi ayrıca tartışılmalıdır. İdari yargıya yansıyan uyuşmazlıklarda da WhatsApp üzerinden bildirildiği ileri sürülen görevlerin yeterince açık olmaması ve personelin hangi gün ve saatte göreve geleceğinin net belirlenmemesi hukuki değerlendirmede önem kazanmıştır.

Telefonla Verilen Emir Hizmete İlişkin Emir Olabilir mi?

Telefonla verilen emir de askerî hizmete ilişkinse, yetkili kişi tarafından verilmişse ve muhatap tarafından açık biçimde anlaşılmışsa emir niteliği taşıyabilir. Askerî hizmetin hız ve süreklilik gerektiren yapısı nedeniyle her emrin yüz yüze veya yazılı verilmesi pratik olarak mümkün değildir. Bu nedenle telefon görüşmesi, telsiz veya elektronik iletişim askerî emir bakımından kullanılabilecek araçlardır.

Ancak sonradan uyuşmazlık çıktığında telefonla verilen emrin içeriğinin ispatı daha güç olabilir. Tarafların emrin içeriğini farklı anlatması hâlinde telefon kayıtları, tanık beyanları, sonrasında gönderilen mesajlar, görev çizelgeleri ve diğer belgeler birlikte değerlendirilir.

Ceza hukukunda mahkûmiyet yalnızca “amirim bana söylediğini söylüyor” şeklindeki soyut iddiaya dayandırılmamalıdır. Hizmete ilişkin emrin varlığı ve içeriğinin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması gerekir.

Emir Açık ve Anlaşılır Olmak Zorunda mıdır?

Askerî emrin yerine getirilebilmesi için astın kendisinden ne istendiğini anlayabilmesi gerekir. İç Hizmet Yönetmeliği emirlerin açık, kısa ve kesin olması gerektiğini, emir veren amirin de astın emri anladığı konusunda kanaat sahibi olmasını öngörmektedir. Bu nedenle muğlak ve birden fazla anlam çıkarılabilen talimatların ceza hukuku bakımından emre itaatsizlikte ısrar suçuna esas alınması sorun yaratabilir.

Örneğin personele “yarın belki göreve gelebilirsiniz, duruma göre haberleşiriz” şeklinde bir bildirim yapılmasıyla “23 Ağustos saat 08.00’de karargâhta hazır bulunacaksınız” emri aynı açıklıkta değildir. Birinci ifade kesin bir talimat oluşturmayabilirken ikinci ifade yükümlülüğü açık şekilde belirlemektedir.

Bu nedenle savunmada emrin yalnızca varlığı değil, içeriğinin açıklığı da incelenmelidir. Emrin ne zaman yerine getirileceği, nerede uygulanacağı veya personelden tam olarak ne beklendiği anlaşılamıyorsa kast unsurunun oluşması da tartışmalı hâle gelebilir.

Emrin Personele Tebliğ Edilmiş Olması Gerekir mi?

Bir kişinin bilmediği emre kasten itaatsizlik etmesi mümkün değildir. Bu nedenle emre itaatsizlikte ısrar suçunda emrin muhataba ulaşması ve kişi tarafından öğrenilmiş olması temel önem taşımaktadır. Tebliğ mutlaka klasik idari tebligat şeklinde yapılmak zorunda değildir; sözlü bildirim, içtima, emir defteri, elektronik mesaj veya başka yöntemlerle de emrin personele ulaştığı ispatlanabilir.

Ancak emrin bir dosyada veya emir klasöründe bulunması, ilgili personelin bunu otomatik olarak bildiğini göstermeyebilir. Özellikle yeni getirilen yasaklar ve özel görev emirlerinde personele bildirimin nasıl yapıldığı somutlaştırılmalıdır.

Yargıtay’ın güncel uygulaması da bu yöndedir. Personele akıllı telefon yasağı getirildiği ileri sürülen olaylarda yasağın suç tarihinden önce sanığa tebliğ edilip edilmediği araştırılmadan mahkûmiyet verilmesi hukuka uygun görülmemektedir.

Emri Amir mi Vermelidir?

İç Hizmet Kanununa göre amir, makam ve memuriyet itibarıyla emir verme yetkisine sahip kişidir. Astlar üniformalı veya üniformasız asker amirleri ile sivil amirlerinin verdiği emirleri yerine getirmek zorundadır. Bu nedenle doğrudan emir-komuta ilişkisi içerisindeki amirin hizmete ilişkin emir verme yetkisi temel kuraldır.

Bununla birlikte askerî sistemde yalnızca doğrudan amirlerin emir verebileceğini söylemek de doğru değildir. İç Hizmet Kanunu’nun 24. maddesine göre her üst disipline aykırı gördüğü hâle müdahale etmeye ve emir vermeye görevlidir. Acil ve zorunlu durumlarda emirler normal makam silsilesi dışına çıkılarak da verilebilir.

Ancak “amir” ile “üst” aynı kavram değildir. Amir makam ve görevden kaynaklanan emir yetkisine sahipken üstlük rütbe veya kıdem büyüklüğünü ifade eder. Bu nedenle üst tarafından verilen emirde, somut konuda o üst kişinin emir vermeye yetkili olup olmadığı daha fazla önem kazanabilir.

Rütbece Üst Olan Herkes Her Konuda Emir Verebilir mi?

Rütbe veya kıdem bakımından üstün bulunmak, kişinin bütün askerî personele her konuda sınırsız emir verebileceği anlamına gelmez. İç Hizmet Kanunu bazı özel hâllerde üstlere emir verme görevi tanımaktadır; özellikle disipline aykırı durumlara müdahale bunlardan biridir. Ancak emir verme yetkisinin yine askerî hizmet ve mevzuat çerçevesinde kullanılması gerekir.

Örneğin başka bir birlikte görev yapan yüksek rütbeli bir personelin açık disiplin ihlaline müdahale etmesi farklı, kendi özel işini yaptırmak için ast durumundaki personele talimat vermesi farklıdır. İkinci talimatın yalnızca rütbe üstünlüğü nedeniyle hizmet emrine dönüşmesi mümkün değildir.

Bu nedenle AsCK m.87 dosyalarında emri veren kişinin yalnızca rütbesinin değil, olayda hangi sıfatla ve hangi yetkiye dayanarak emir verdiğinin belirlenmesi önemlidir.

Hizmetle İlgisi Olmayan Emir Nedir?

Hizmetle ilgisi olmayan emir, askerlik amaçları ve askerî vazifenin yerine getirilmesiyle gerçek bağlantısı bulunmayan, çoğunlukla kişisel veya özel nitelikteki talep ve yasaklardır. Böyle bir talimatın askerî ortamda veya üniforma içerisindeyken verilmiş olması tek başına hizmet bağlantısı oluşturmaz.

Örneğin amirin şahsi balık ağını astlarına kurdurması geçmiş askerî yargı kararında hizmetle ilgisiz kabul edilmiştir. Benzer biçimde astın tamamen özel alışverişe gönderilmesi, amirin kişisel ev işlerinin yaptırılması veya özel ihtiyaçlarının zorunlu askerî görev gibi astlara yüklenmesi hizmet dışı emir niteliği taşıyabilir.

Buna karşılık bir askerin yemekhaneden birliğe ait malzemeyi getirmesi, askerî aracın göreve hazırlanması, nöbet alanının temizlenmesi veya görev nedeniyle kullanılan tesisin düzenlenmesi dışarıdan basit günlük işler gibi görünse bile hizmetin yürütülmesi amacı taşıyorsa askerî hizmete ilişkin olabilir. Dolayısıyla emir değerlendirmesinde işin adı değil, hizmet amacı belirleyicidir.

Hizmetle İlgisi Olmayan Emir Vermenin Cezası Var mıdır?

6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu, maiyetine hizmetle ilgisi olmayan emir vermeyi ayrıca disiplinsizlik olarak düzenlemektedir. Bu fiil aylıktan kesme cezasını gerektiren disiplinsizlikler arasında bulunmaktadır. Böylece mevzuat yalnızca astın emre uyma yükümlülüğünü değil, amirin emir verme yetkisini doğru kullanma sorumluluğunu da düzenlemektedir.

Bu hüküm askerî hiyerarşinin tek taraflı bir güç ilişkisi olmadığını göstermektedir. Ast hizmete ilişkin emirlere uymak zorundayken amir de yetkisini askerî hizmet amacı dışında kullanmamakla yükümlüdür.

Dolayısıyla özel işini yaptırmak isteyen amirin talimatına uyulmaması nedeniyle yalnızca asta yönelik soruşturma yürütülmesi, olayın bütün hukuki yönünü yansıtmayabilir. Emrin kendisinin hizmetle ilgisiz olduğu ortaya çıkarsa emri veren personelin davranışı da ayrıca değerlendirilmelidir.

Hukuka Aykırı Emir ile Hizmete İlişkin Olmayan Emir Aynı mıdır?

Hizmete ilişkin olmayan emir ile hukuka aykırı emir birbirinden ayrılması gereken kavramlardır. Hizmete ilişkin olmayan emir, askerî hizmet kapsamının dışında kalan talimattır ve AsCK m.87’nin suç konusunu oluşturmaz. Hukuka aykırı emir ise askerî hizmetle bağlantılı olmakla birlikte mevzuata aykırılık taşıyan bir emir olabilir.

Askerî hizmette emirlerin uygulanmasına ilişkin kurallar genel kamu personeli hukukundan bazı yönleriyle farklıdır. Anayasa’nın kanunsuz emir hükmünde de askerî hizmetlerin görülmesi için kanunla öngörülen istisnalar saklı tutulmuştur. Askerî Ceza Kanunu’nun 41. maddesinde ise hizmete ilişkin emrin suç oluşturması hâlinde emir veren ile emri uygulayanın sorumluluğuna ilişkin özel hükümler bulunmaktadır.

Bu nedenle bir emrin hukuka aykırı olduğunun düşünülmesi hâlinde “hiçbir şartta yapılmaz” veya “her durumda yapılır” biçiminde genel bir sonuç çıkarmak doğru değildir. Emrin hizmetle bağlantısı, emri verenin konumu, emrin suç teşkil edip etmediği ve astın emrin suç amacı taşıdığını bilip bilmediği somut olayda değerlendirilmelidir.

Suç Teşkil Eden Askerî Emir Yerine Getirilir mi?

Konusu suç teşkil eden emir, askerî ceza hukukunun en hassas konularından biridir. Anayasa’nın 137. maddesi genel olarak konusu suç teşkil eden emrin yerine getirilemeyeceğini düzenlemektedir. Bununla birlikte aynı maddede askerî hizmetlerin görülmesi bakımından kanunla getirilen istisnalar saklı tutulmuştur ve Askerî Ceza Kanunu m.41’de askerî hizmete ilişkin suç oluşturan emir bakımından özel sorumluluk hükümleri bulunmaktadır.

AsCK m.41’e göre hizmete ilişkin bir emir suç oluşturuyorsa kural olarak emri veren sorumludur. Ancak ast kendisine verilen emrin sınırını aşmışsa veya emrin adli ya da askerî suç maksadı taşıyan bir fiile ilişkin olduğunu bildiği hâlde emri uygulamışsa ast bakımından da müşterek faillik sorumluluğu gündeme gelebilir.

Bu nedenle “amir söyledi, hiçbir sorumluluğum yok” yaklaşımı özellikle açıkça suç niteliği taşıdığı bilinen fiiller açısından güvenli değildir. Aynı şekilde konunun askerî emir ve mutlak itaat boyutu nedeniyle yalnızca genel kamu görevlisi kurallarına bakılarak değerlendirme yapılması da yeterli değildir.

Yapılması İmkânsız Emir Yerine Getirilmezse Suç Oluşur mu?

Emrin objektif olarak yerine getirilemeyecek nitelikte olması, emre itaatsizlikte ısrar suçunun değerlendirilmesinde önemlidir. İç Hizmet Kanunu, şartların emri yapılamaz hâle getirmesi, emir verilirken bilinmeyen nedenlerin sonradan ortaya çıkması veya emrin yapılmasının büyük tehlike ve ağır zarara neden olması hâlinde özel düzenleme getirmiştir.

Bu durumda yeni emir almaya zaman ve imkân bulunmuyorsa ast, sorumluluğunu üstlenerek emri yeni koşullara uygun şekilde değiştirebilir ve ilk fırsatta amirine bilgi verir. Dolayısıyla askerî hukuk dahi emrin her koşulda mekanik olarak aynen yerine getirileceği varsayımına dayanmaz.

Örneğin görevin yapılması için kullanılacak aracın ciddi teknik arıza nedeniyle kullanılamaz durumda olması, personelin görev sırasında ani sağlık problemi yaşaması veya emrin verildiği anda bilinmeyen ağır güvenlik riskinin ortaya çıkması somut olayda değerlendirilmesi gereken hususlardır. Burada astın gerçekten imkânsızlıkla mı karşılaştığı yoksa emri yerine getirmemek için bahane mi ürettiği delillerle ortaya konulmalıdır.

Sağlık Durumu Emri Yerine Getirmemeye Mazeret Olabilir mi?

Asker kişinin sağlık durumu, verilen emri yerine getirme kapasitesini doğrudan etkileyebilir. Personelin geçerli sağlık raporunda belirli faaliyetlerin yasaklanmış olması veya sağlık durumunun verilen görevi objektif olarak yerine getirmesine engel teşkil etmesi hâlinde emir ile sağlık kısıtlaması arasındaki ilişki değerlendirilmelidir.

Örneğin sağlık kurulunca ağır fiziksel faaliyetten muaf tutulmuş personelin bu sınırlamaya açıkça aykırı göreve verilmesi, “hizmete ilişkin emir vardı, yapılmadı” şeklinde yüzeysel değerlendirilmemelidir. Raporun kapsamı, görevin niteliği ve personelin sağlık durumunun gerçekten emri yerine getirmesini engelleyip engellemediği belirlenmelidir.

Bununla birlikte personelin yalnızca kendisini iyi hissetmediğini söylemesi veya belgesiz sağlık yakınması ileri sürmesi her durumda emre uymama hakkı vermez. Sağlık mazeretinin objektif ve mümkün olduğunca tıbbi kayıtlarla desteklenebilir olması önem taşır.

AsCK 87 Emre İtaatsizlikte Israr Suçu Nedir?

1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu’nun 87. maddesi, askerî hizmete ilişkin emrin kasten yerine getirilmemesinin belirli biçimlerini suç olarak düzenlemektedir. Maddenin temel yapısında iki farklı davranış bulunmaktadır. Hizmete ilişkin emri hiç yapmayan asker kişi bir aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla karşılaşabilir. Emrin yerine getirilmesini söz veya fiiliyle açıkça reddeden veya emir tekrar edildiği hâlde yerine getirmeyen kişi bakımından ise üç aydan iki yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.

Bu nedenle maddenin başlığında “ısrar” kelimesinin bulunması, suçun yalnızca aynı emrin defalarca verilmesinden sonra oluşacağı anlamına gelmez. Hizmete ilişkin emrin hiç yapılmaması da maddenin ilk cümlesinde ayrıca suç olarak düzenlenmiştir. Buna karşılık açık ret veya emir tekrar edildiği hâlde uymama daha ağır yaptırıma bağlanmıştır.

Suç sırf askerî suç niteliğindedir ve korunan hukuki değer askerî itaat, disiplin ve hizmetin gereği gibi yürütülmesidir. Yargıtay’ın yakın tarihli kararlarında da suçun konusunun “hizmete ilişkin emir”, korunan yararın ise emrin yerine getirilmesinden beklenen hizmet gerekleri ve askerî disiplin olduğu açıkça ifade edilmektedir.

Bir Defa Emre Uymamak AsCK 87 İçin Yeterli Olabilir mi?

AsCK m.87’nin güncel lafzı dikkate alındığında hizmete ilişkin emri hiç yapmamak, emir tekrar edilmemiş olsa dahi maddenin ilk cümlesi kapsamında ceza sorumluluğu doğurabilir. Bu nedenle “emre itaatsizlikte ısrar suçunun oluşması için emir mutlaka iki kez verilmelidir” şeklindeki genel kabul doğru değildir.

Bununla birlikte emrin söz veya fiille açıkça reddedilmesi veya tekrar edildiği hâlde yerine getirilmemesi hâlleri maddenin daha ağır yaptırım öngören bölümünde yer almaktadır. Dolayısıyla somut olayda emrin bir kez mi verildiği, failin hiçbir şey yapmayarak mı emre uymadığı, açıkça “yapmıyorum” mu dediği veya tekrar edilen emre rağmen ısrar mı ettiği suçun hangi bölümünün uygulanacağını etkileyebilir.

Bu noktada emrin gerçekleşmesi için süre verilmişse bu süre de önemlidir. Henüz emri yerine getirmek için tanınan süre dolmadan “emri yapmadı” sonucuna ulaşılması mümkün olmayabilir.

AsCK 87 ile 6413 Sayılı Kanundaki Emre İtaatsizlik Arasındaki Fark Nedir?

AsCK m.87’deki emre itaatsizlikte ısrar bir askerî suçtur ve ceza mahkemesinde hapis cezası sonucunu doğurabilir. 6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu m.19’daki emre itaatsizlik ise disiplinsizliktir ve hizmet yerini terk etmeme disiplin cezasına bağlanmıştır.

6413 sayılı Kanuna göre emre itaatsizlik, hizmete ilişkin bir emri kasıtlı olarak tam yapmamak, değiştirerek yapmak veya emrin sınırını aşmak suretiyle gerçekleştirilir. AsCK m.87 ise hizmete ilişkin emri hiç yapmamak, açıkça reddetmek veya tekrar edilmesine rağmen yerine getirmemek gibi davranışları ceza suçu hâline getirmektedir.

Bu ayrım uygulamada önemlidir. Örneğin personel verilen emrin bir bölümünü yerine getirmiş ancak kendi isteğiyle değiştirmişse disiplin hukukundaki emre itaatsizlik gündeme gelebilir. Buna karşılık emrin hiçbir şekilde yapılmaması veya açıkça reddedilmesi AsCK m.87 bakımından ceza soruşturmasına neden olabilir.

Emri Eksik Yapmak Emre İtaatsizlikte Israr mıdır?

Emrin bir kısmını yapmak ancak tamamını yerine getirmemek her durumda AsCK m.87’deki “emri hiç yapmamak” ile aynı değildir. Fiilin nasıl gerçekleştiğine göre 6413 sayılı Kanundaki emre itaatsizlik disiplinsizliği gündeme gelebilir. Disiplin Kanunu, hizmete ilişkin emrin kasten tam yapılmamasını açıkça disiplin yaptırımına bağlamıştır.

Bununla birlikte eksik yapma görüntüsü altında aslında emrin temel amacının tamamen reddedilmesi söz konusuysa ceza hukuku değerlendirmesi farklı olabilir. Bu nedenle yapılan işin miktarı değil, emrin özünün yerine getirilip getirilmediği incelenmelidir.

Örneğin amir tarafından belirli bölgenin tamamının güvenlik kontrolünün yapılması emredildiği hâlde personelin görevin büyük bölümünü bilerek yapmamasıyla, teknik nedenlerle küçük bir eksiklik bırakması aynı şekilde değerlendirilemez.

Emri Değiştirerek Yapmak Suç mudur?

İç Hizmet Kanunu kural olarak emrin ast tarafından değiştirilemeyeceğini belirtmektedir. 6413 sayılı Kanun da hizmete ilişkin emri kasıtlı şekilde değiştirerek yapmayı emre itaatsizlik disiplinsizliği kapsamında düzenlemektedir. Dolayısıyla astın “ben daha doğru bulduğum şekilde yaptım” diyerek emrin içeriğini keyfî şekilde değiştirmesi disiplin sorumluluğu doğurabilir.

Ancak İç Hizmet Kanunu’nun 20. maddesi istisnai durumları ayrıca düzenlemektedir. Şartların emri uygulanamaz hâle getirmesi, sonradan bilinmeyen sebeplerin ortaya çıkması veya emrin uygulanmasının büyük tehlike ya da ağır zarara yol açması ve amirden yeni emir almaya zaman bulunmaması hâlinde ast sorumluluğunu üstlenerek emri yeni duruma uyarlayabilir.

Bu nedenle emrin değiştirilmesi konusunda da olayın koşulları belirleyicidir. Keyfî değişiklik ile zorunlu koşullar nedeniyle emri yeni duruma uyarlamak aynı hukuki sonuçları doğurmaz.

Emri Yanlış Anlamak Emre İtaatsizlik Suçunu Oluşturur mu?

AsCK m.87’deki suç kasten işlenebilen bir suçtur. Personel verilen emri gerçekten yanlış anlamışsa ve bu yanlış anlama somut olay koşullarında makulse, emri bilerek yerine getirmeme kastının bulunup bulunmadığı tartışılır. Bu nedenle emrin açık, anlaşılır ve belirli olması ceza sorumluluğu açısından önemlidir.

Örneğin aynı anda birden fazla çelişkili talimat verilmesi, görev saatinin net belirtilmemesi veya mesajın muğlak olması durumunda personelin hangi davranışı yapması gerektiğini yanlış anlaması mümkün olabilir. Bu durumda doğrudan itaatsizlik kastıyla hareket ettiği sonucuna ulaşılmamalıdır.

Buna karşılık emir açık olduğu hâlde personelin sonradan “yanlış anladım” demesi tek başına sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Savunmanın olayın gerçek koşulları ve diğer delillerle desteklenmesi gerekir.

Birbiriyle Çelişen İki Emir Alınırsa Ne Yapılır?

İç Hizmet Kanunu bir amirin emri uygulanırken daha büyük bir amirden önceki emre aykırı ikinci bir emir alınması durumunu özel olarak düzenlemiştir. Ast, ikinci emri veren daha büyük amire önceki emri bildirir. Daha büyük amir kendi emrinin uygulanmasında ısrar ederse bu emir yerine getirilir ve ilk emri veren amire bilgi verilir.

Eğer daha büyük amire önceki emri bildirmeye zaman ve imkân bulunmuyorsa ast somut duruma uygun emri kendi sorumluluğu içerisinde uygular ve daha sonra amirlere bilgi verir. Bu sistem askerî hizmette emir çatışmasının nasıl çözüleceğini göstermektedir.

Dolayısıyla aynı anda birbiriyle bağdaşmayan iki emre muhatap olan personelin iki emri de fiziksel olarak yerine getirememesi otomatik olarak emre itaatsizlik anlamına gelmez. Hangi emrin uygulanması gerektiği İç Hizmet Kanunu hükümlerine göre belirlenmelidir.

Genelge, Talimat veya Günlük Emir AsCK 87 Kapsamında Emir Olabilir mi?

Birlik içerisinde yayımlanan genel emirler, günlük emirler, talimatlar veya güvenlik yasakları askerî hizmete ilişkin olabilir. Ancak AsCK m.87 kapsamında ceza sorumluluğu açısından ilgili düzenlemenin somut personele uygulanabilir olması ve kişinin bu emirden haberdar olduğunun ortaya konulması gerekir.

Örneğin birlik komutanlığının bilgi güvenliği amacıyla askerî fotoğrafların sosyal medyada paylaşılmasını yasaklayan emri hizmete ilişkin emir olarak kabul edilebilir. Buna rağmen personelin yasak hakkında hiçbir şekilde bilgilendirilmediği ortaya çıkarsa kast ve tebliğ unsurları tartışmalı hâle gelir.

Bu nedenle disiplin veya ceza dosyasında emrin aslı, yürürlük tarihi, kim tarafından çıkarıldığı ve personele hangi yöntemle duyurulduğu incelenmelidir.

Yazılı Emir Olmadan Emre İtaatsizlikte Israr Suçu Oluşabilir mi?

Askerî mevzuat hizmete ilişkin emrin mutlaka yazılı olmasını aramamaktadır. Bu nedenle usulüne uygun verilmiş sözlü emrin bilinçli şekilde yerine getirilmemesi de AsCK m.87 kapsamında değerlendirilebilir.

Ancak yazılı olmayan emirlerde en önemli sorun ispat meselesidir. Emri veren kişinin anlatımı, olaya tanık olan personel, görev çizelgesi, telsiz kayıtları veya emrin hemen ardından yapılan yazışmalar değerlendirilebilir.

Ceza mahkemesi, özellikle emrin içeriği konusunda taraflar arasında ciddi uyuşmazlık varsa yalnızca varsayıma dayanarak mahkûmiyet kurmamalıdır. Emrin hizmete ilişkin olduğu, verildiği ve muhatabın öğrendiği yeterli delille ortaya konulmalıdır.

Emri Yerine Getirmemek Uzman Erbaş Sözleşmesini Etkiler mi?

Uzman erbaş bakımından emre itaatsizlikte ısrar suçunun sonucu yalnızca ceza mahkemesinde verilecek yaptırımla sınırlı kalmayabilir. 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununda belirli askerî suçlardan mahkûmiyet personelin sözleşmesi ve Türk Silahlı Kuvvetleriyle ilişiğinin devamı bakımından ayrıca düzenlenmiştir. Bu nedenle AsCK m.87 kapsamında yürütülen ceza dosyasının personel statüsü bakımından ciddi sonuçları olabilir.

Uygulamada emre itaatsizlikte ısrar mahkûmiyetine dayanılarak uzman erbaş sözleşmesinin feshedildiği uyuşmazlıklar idari yargıya taşınmıştır. Bu nedenle dosyanın başından itibaren isnadın gerçekten AsCK m.87 kapsamında suç oluşturup oluşturmadığı, yoksa yalnızca disiplin hukuku seviyesinde kalıp kalmadığı dikkatle değerlendirilmelidir.

Özellikle hizmete ilişkin bir emrin bulunmaması, emrin personele tebliğ edilmemesi veya fiilin yalnızca emri eksik ya da değiştirerek yapma niteliğinde bulunması ceza ve personel statüsü bakımından sonucu değiştirebilir.

Hizmete İlişkin Emir Dosyasında Savunma Nasıl Yapılmalıdır?

Emre itaatsizlikte ısrar soruşturmasında savunmaya başlamadan önce ilk sorulması gereken soru, gerçekten AsCK m.87 anlamında bir hizmete ilişkin emir bulunup bulunmadığıdır. Emrin askerî hizmetle ilgisi yoksa suçun temel konusunun oluşmadığı ileri sürülebilir. Bu nedenle emrin içeriği ve askerî hizmetle bağlantısı ayrıntılı biçimde belirlenmelidir.

İkinci olarak emri veren kişinin yetkisi değerlendirilmelidir. Kişi doğrudan amir mi, yalnızca rütbece üst mü, yoksa somut konuda emir verme yetkisi bulunmayan başka personel mi olduğu araştırılmalıdır. Üçüncü olarak emrin ne zaman, nerede ve nasıl verildiği ve personelin emri gerçekten öğrenip öğrenmediği ortaya konulmalıdır.

Dördüncü olarak emrin açık ve icra edilebilir olup olmadığı incelenmelidir. Emrin süresi, yöntemi veya ne yapılması gerektiği belirsizse personelin kasten emre itaatsiz davrandığını söylemek zorlaşabilir. Beşinci olarak sağlık, teknik imkânsızlık, çelişen emir veya sonradan ortaya çıkan ağır tehlike gibi yerine getirmeyi engelleyen sebepler değerlendirilmelidir.

Son olarak personelin davranışının AsCK m.87’deki “hiç yapmama”, “açıkça reddetme” veya “tekrar edilen emre uymama” hâllerinden birine gerçekten uyup uymadığı belirlenmelidir. Fiil yalnızca emri eksik veya değiştirerek yapma şeklindeyse 6413 sayılı Disiplin Kanunu kapsamında farklı hukuki nitelendirme gündeme gelebilir.

Askerî Ceza Hukukunda Hizmete İlişkin Emir Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Hizmete İlişkin Emir Nedir?

Hizmete ilişkin emir, askerî görevin yerine getirilmesi, askerî hizmetin yürütülmesi, disiplinin sağlanması veya mevzuatla belirlenen askerî yükümlülüklerin uygulanması amacıyla yetkili kişi tarafından verilen talep veya yasaktır. İç Hizmet Kanunu hizmet kavramını mevzuat gereği yapılması veya yapılmaması gereken işler ile amir tarafından emredilen veya yasaklanan hizmet işleri üzerinden tanımlamakta; emir kavramını da hizmete ait talep veya yasağın ifadesi olarak açıklamaktadır.

Bu nedenle emir kavramının merkezinde askerî hizmet bağlantısı vardır. Amir tarafından kişisel ihtiyaç amacıyla verilen bir talep sırf amirden geldiği için AsCK m.87 anlamında hizmete ilişkin emir sayılmaz.

Somut dosyada emrin askerî hizmetle ilişkisi tartışılıyorsa emrin hangi askerî amaç için verildiği, hangi mevzuat veya görev gereğine dayandığı ve yerine getirilmesinin birlik hizmetine ne şekilde katkıda bulunduğu incelenmelidir.

Amir Tarafından Verilen Her Emir Yapılmak Zorunda mıdır?

Askerî hizmet mutlak ve hızlı itaat esasına dayanmakla birlikte amirin emir verme yetkisi de askerî hizmetle sınırlıdır. İç Hizmet Kanunu amirin maiyetine hizmetle ilgisi olmayan emir veremeyeceğini açıkça düzenlemektedir. Bu nedenle tamamen kişisel ve özel nitelikteki talepler askerî emir kavramının dışında kalabilir.

Bunun yanında hukuka aykırı veya suç teşkil eden emirler bakımından askerî ceza hukukunun özel hükümleri bulunmaktadır. Özellikle suç teşkil eden emirlerde AsCK m.41 ve Anayasa m.137 birlikte değerlendirilmelidir.

Dolayısıyla “amir söylediği için her talimat tartışmasız AsCK m.87 kapsamındadır” şeklindeki bir yaklaşım hukuken doğru değildir.

Amir Astına Özel İşini Yaptırabilir mi?

Amirin astından şahsi menfaat sağlayacak şekilde özel işini yaptırması İç Hizmet Kanunu tarafından yasaklanmıştır. Astın askerî göreviyle hiçbir ilgisi bulunmayan alışveriş, ev işi, özel araç işi veya benzeri faaliyetleri zorunlu emir gibi yaptırmak hizmetle ilgili emir kapsamında değerlendirilemez.

6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu da maiyetine hizmetle ilgisi olmayan emir vermeyi aylıktan kesme cezasını gerektiren disiplinsizlik olarak düzenlemektedir.

Bu nedenle astın böyle bir talebi yerine getirmemesi durumunda öncelikle talimatın askerî hizmetle ilişkisi incelenmeli; doğrudan emre itaatsizlikte ısrar suçuna geçilmemelidir.

Nöbet Tutma Emrine Uymamak AsCK 87 Kapsamına Girer mi?

Nöbet görevi askerî güvenlik ve hizmetin devamlılığıyla doğrudan bağlantılıdır ve yetkili amir tarafından verilen nöbet emri hizmete ilişkin emrin tipik örneklerindendir. Personelin kendisine tebliğ edilmiş nöbet görevini kasten hiç yerine getirmemesi veya açıkça reddetmesi AsCK m.87 kapsamında ceza sorumluluğu doğurabilir.

Ancak nöbet emrinin gerçekten ilgili personele verildiği, görev saatinin açık olduğu ve personelin görev yapmasını engelleyen geçerli sağlık veya başka mazeretinin bulunmadığı belirlenmelidir.

Yargıtay uygulamasında çevre emniyet nöbetini açıkça reddeden ve nöbet tutmayan asker kişinin emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği kabul edilen kararlar bulunmaktadır.

WhatsApp’tan Verilen Emir Askerî Emir Sayılır mı?

WhatsApp üzerinden verilen talimatın askerî emir olması mümkündür. Çünkü mevzuat emrin yalnızca kâğıt üzerinde verilmesini şart koşmaz. Önemli olan mesajın askerî hizmete ilişkin olması, yetkili kişi tarafından gönderilmesi, yeterince açık olması ve muhataba ulaşmasıdır.

Bununla birlikte WhatsApp grubuna gönderilen her mesaj emir değildir. Tavsiye, plan taslağı, duyuru veya kesinleşmemiş görevlendirme ceza hukuku anlamında bağlayıcı hizmet emrinden ayrılmalıdır.

Bu nedenle mesajın kelime içeriği, gönderildiği zaman, grubun amacı ve sonradan amir tarafından yapılan açıklamalar birlikte değerlendirilmelidir.

Telefonla Verilen Emir Geçerli midir?

Askerî emir sözlü olarak verilebildiği için telefon görüşmesi yoluyla emir verilmesi mümkündür. Telefonla verilen emrin hukuki niteliği, yüz yüze verilen sözlü emirden kural olarak farklı değildir.

Ancak uyuşmazlık çıktığında emrin varlığı ve içeriğinin ispatlanması gerekir. Bu nedenle tanıklar, telefon görüşmesinin ardından gönderilen mesajlar ve görev kayıtları önem kazanabilir.

Muhatap personel emrin içeriğini tamamen farklı şekilde anlatıyorsa ceza mahkemesinin emrin kapsamını yeterli delille belirlemesi gerekir.

Emrin Yazılı Olması Zorunlu mudur?

Askerî emrin geçerliliği için genel olarak yazılı şekil şartı bulunmamaktadır. Sözlü emirler de hizmete ilişkin olabilir ve yerine getirilmesi gerekir. Askerî hizmetin hızlı karar ve uygulama gerektiren niteliği bu sonucu zorunlu kılmaktadır.

Ancak belirli mevzuat hükümlerinin özel olarak yazılı emir aradığı durumlar bulunabilir. Bunun dışında yazılılık daha çok ispat bakımından önem taşır.

Ceza soruşturmasında “sözlü emir verdim” iddiasının içeriği somutlaştırılmalı ve mümkün olduğunca başka delillerle desteklenmelidir.

Emir Açık Değilse Uymamak Suç mudur?

Personelden hangi davranışın beklendiğinin anlaşılmadığı belirsiz bir talimatın kasten ihlal edildiğini kabul etmek güçleşir. İç Hizmet Yönetmeliği emirlerin açık, kısa ve kesin olması gerektiğini düzenlemektedir.

Görev saati, yeri veya yapılacak iş belirlenmemişse personelin emri tam olarak ne şekilde yerine getirmesi gerektiği tartışmalı olabilir. Böyle bir durumda kast unsuru özellikle incelenmelidir.

Buna karşılık personelin emir açık olduğu hâlde sonradan belirsizlik iddiasında bulunması tek başına sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Emrin Tebliğ Edilmemiş Olması Savunma Olabilir mi?

Emre itaatsizlikte ısrar suçunun oluşabilmesi için personelin emrin varlığından haberdar olması gerekir. Bilinmeyen bir emre kasten itaatsizlik edilmesi mümkün değildir.

Bu nedenle emrin hangi yöntemle bildirildiği ceza dosyasının temel konularındandır. Yazılı imza, sözlü bildirim, emir defteri, içtima veya elektronik mesaj bu konuda delil olabilir.

Yargıtay’ın güncel kararlarında da personele tebliğ edilmiş yasaklayıcı emrin bulunup bulunmadığı araştırılmadan emre itaatsizlikte ısrar mahkûmiyeti verilmesi hukuka aykırı görülmektedir.

Bir Defa Emre Uymamak Emre İtaatsizlikte Israr Suçu mudur?

AsCK m.87 hizmete ilişkin emri hiç yapmamayı ayrıca cezalandırdığı için suçun oluşması bakımından emrin her durumda mutlaka tekrar edilmesi şart değildir. Hizmete ilişkin emri kasten hiç yerine getirmeyen asker kişi maddenin ilk bölümüne göre cezalandırılabilir.

Emrin açıkça söz veya fiille reddedilmesi ya da tekrar edildiği hâlde yerine getirilmemesi ise daha ağır yaptırım öngörülen bölümde yer almaktadır.

Dolayısıyla “bir kez uymamak suç olmaz, ikinci emir şarttır” şeklindeki genel yaklaşım güncel madde metniyle uyumlu değildir.

Emri Eksik Yapmak AsCK 87 Suçu mudur?

Emri eksik yapmakla emri hiç yapmamak aynı davranış değildir. 6413 sayılı Disiplin Kanunu hizmete ilişkin emri kasten tam yapmamayı emre itaatsizlik disiplinsizliği olarak düzenlemektedir.

Bu nedenle somut fiilin gerçekte emri hiç yerine getirmemek mi yoksa bir kısmını eksik yapmak mı olduğu önemlidir. Bu ayrım hapis cezası riski bulunan AsCK m.87 ile disiplin yaptırımı arasındaki hukuki nitelendirmeyi değiştirebilir.

Ancak emrin özünün tamamen yerine getirilmediği bir olayda yalnızca küçük bir bölümün yapılmış olması ceza sorumluluğunun her durumda ortadan kalkacağı anlamına gelmez.

Hizmetle İlgisi Olmayan Emri Yapmamak AsCK 87 Suçu mudur?

AsCK m.87’nin konusu hizmete ilişkin emirdir. Bu nedenle tamamen kişisel veya askerî görevle bağlantısız bir talimatın yerine getirilmemesi kural olarak maddenin aradığı suç konusunu oluşturmaz.

Üstelik hizmetle ilgisi olmayan emir verilmesi, emri veren amir bakımından 6413 sayılı Kanun kapsamında disiplin sorumluluğuna yol açabilir.

Bu nedenle dosyada önce emrin gerçekten hizmete ilişkin olup olmadığı belirlenmeden yalnızca astın talimata uymadığı gerekçesiyle AsCK m.87 uygulanmamalıdır.

Amir Kendi Aracını Yıkama Emri Verebilir mi?

Amirin şahsi aracının özel kullanım amacıyla temizletilmesi gibi tamamen kişisel menfaat sağlayan talimatlar askerî hizmet emri olarak değerlendirilemez. İç Hizmet Kanunu amirin astından özel menfaat temin edecek talepte bulunmasını yasaklamaktadır.

Buna karşılık görev için kullanılan askerî aracın göreve hazırlanması veya temizlenmesi hizmetin gereği olabilir. Aynı “araç yıkama” fiilinin hukuki niteliği, aracın kime ait olduğu ve hangi amaçla temizlendiğine göre değişmektedir.

Bu nedenle emir değerlendirmesinde yapılacak işten çok hizmet amacı önemlidir.

Sağlık Raporuna Aykırı Emir Verilirse Ne Olur?

Personelin sağlık raporunda belirli faaliyetlerden muaf olduğu açıkça belirtilmişse, verilen görevin bu sağlık kısıtlamasına aykırı olup olmadığı değerlendirilmelidir. Sağlık yönünden objektif olarak yapılamayan bir görevin yerine getirilmemesi doğrudan kasten emre itaatsizlik şeklinde değerlendirilmemelidir.

Bununla birlikte sağlık raporunun gerçekten yürürlükte olması, emrin kapsadığı faaliyeti yasaklaması ve personelin sağlık durumuyla emir arasında doğrudan bağlantı bulunması gerekir.

Somut olayda tıbbi belgeler ve emrin niteliği birlikte değerlendirilmelidir.

Aynı Anda İki Farklı Emir Verilirse Hangisi Yapılır?

İç Hizmet Kanunu bu konuda özel düzenleme içermektedir. Bir amirin emri uygulanırken daha büyük amir tarafından buna aykırı ikinci emir verilirse önceki emir ikinci amire bildirilir. İkinci amir kendi emrinde ısrar ederse onun emri uygulanır ve ilk amire bilgi verilir.

Bildirim yapmaya zaman bulunmayan acil durumda ast somut koşullara uygun olan emri kendi sorumluluğunda yerine getirerek daha sonra amirlerine bilgi verir.

Bu nedenle çelişen emirler nedeniyle bir görevin yerine getirilememesi doğrudan itaatsizlik olarak nitelendirilmeden önce emir çatışması incelenmelidir.

AsCK 87 Cezası Ne Kadardır?

Hizmete ilişkin emri hiç yapmayan asker kişi hakkında AsCK m.87 uyarınca bir aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Emrin yerine getirilmesini söz veya fiiliyle açıkça reddeden veya emir tekrar edildiği hâlde yerine getirmeyen kişi bakımından ceza üç aydan iki yıla kadar hapistir.

Suçun seferberlik veya düşman karşısında işlenmesi hâllerinde daha ağır yaptırımlar öngörülmektedir. Bu nedenle olayın gerçekleştiği şartlar ceza miktarını etkileyebilir.

Ceza miktarının yanında asker kişinin statüsü de önemlidir. Özellikle uzman erbaşlar açısından mahkûmiyet personel mevzuatı bakımından ayrıca sonuç doğurabilir.

Emre İtaatsizlik ile Emre İtaatsizlikte Israr Aynı Şey midir?

6413 sayılı Kanundaki emre itaatsizlik bir disiplin ihlalidir; AsCK m.87’deki emre itaatsizlikte ısrar ise askerî suçtur. Bu nedenle iki kavram birbirinin yerine kullanılmamalıdır.

Disiplin Kanunu hizmete ilişkin emri eksik, değiştirilmiş veya sınırı aşılmış şekilde yerine getirmeyi yaptırıma bağlarken, AsCK m.87 emri hiç yapmama, açıkça reddetme veya tekrar edilmesine rağmen yapmama fiillerini ceza suçu olarak düzenlemektedir.

Somut fiilin doğru hukuki nitelendirilmesi özellikle uzman erbaşların mesleki statüsü ve hapis cezası riski bakımından büyük önem taşır.

Hizmete İlişkin Emir Nedeniyle Verilen Disiplin Cezasına Dava Açılabilir mi?

6413 sayılı Kanun kapsamında emre itaatsizlik nedeniyle verilen ve yargı denetimine tabi olan disiplin işlemlerinin hukuka aykırı olduğu düşünülüyorsa idari yargı yolları gündeme gelebilir. Dava sırasında hizmete ilişkin emrin gerçekten var olup olmadığı, emrin personele ulaşıp ulaşmadığı ve personelin kasıtlı davranıp davranmadığı incelenebilir.

Özellikle emrin belirsiz olması, hizmetle bağlantısının bulunmaması veya personelin emri bilmemesi işlemin sebep unsuru bakımından önem taşır.

Disiplin makamı, yalnızca mevzuatta genel bir yükümlülük bulunduğunu göstererek somut emir verilmiş gibi hareket etmemelidir. Emre itaatsizlik disiplinsizliğinin oluşması için somut hizmet emrinin varlığı ayrıca ortaya konulmalıdır.

Sonuç

Askerî ceza hukukunda hizmete ilişkin emir, askerî hiyerarşi içerisindeki her talimatı kapsayan sınırsız bir kavram değildir. Emir kavramının hukuki temelinde askerî hizmet bulunmaktadır. Bu nedenle emrin askerî görevin yürütülmesi, disiplin, güvenlik, eğitim, nöbet, bakım veya başka gerçek bir hizmet gereğiyle bağlantılı olması gerekir.

211 sayılı TSK İç Hizmet Kanunu hizmeti, kanun ve nizamlarda yapılması veya yapılmaması öngörülen hususlarla amir tarafından emredilen veya yasaklanan işler olarak; emri ise hizmete ilişkin talep veya yasağın ifadesi olarak tanımlamaktadır. Aynı Kanun amirin hizmetle ilgisi olmayan emir veremeyeceğini ve astından şahsi menfaat sağlayacak talepte bulunamayacağını açıkça düzenlemektedir.

Bu nedenle hizmet dışı veya tamamen özel nitelikteki talimatların AsCK m.87 kapsamında değerlendirilmemesi gerekir. Astına şahsi alışveriş yaptırmak, özel işlerinde çalıştırmak veya amirin kişisel menfaatine hizmet eden faaliyetleri askerî görev gibi yüklemek hizmet emri niteliğinde değildir. Böyle bir talimat verilmesi emri veren kişi bakımından ayrıca disiplin sorumluluğu oluşturabilir.

Buna karşılık nöbet, görev, askerî güvenlik, bilgi güvenliği, eğitim, görev alanının korunması, askerî malzemenin muhafazası ve personelin hizmet gereklerine uygun hareket etmesini sağlamaya yönelik emirler kural olarak askerî hizmetle doğrudan bağlantılıdır. Ancak bu emirlerin dahi ilgili personele ulaştırılmış, anlaşılır ve yerine getirilebilir olması gerekir.

Emrin mutlaka yazılı verilmesi zorunlu değildir. Telefon, WhatsApp, telsiz veya sözlü bildirim de hizmete ilişkin emir oluşturabilir. Bununla birlikte ceza soruşturmasında emrin gerçekten verildiği ve sanığın bu emri bildiği somut delillerle ortaya konulmalıdır. Yargıtay’ın yakın tarihli kararlarında da özellikle personele tebliğ edilmemiş yasakların emre itaatsizlikte ısrar suçuna esas alınamayacağı yönünde önemli değerlendirmeler bulunmaktadır.

AsCK m.87 kapsamında hizmete ilişkin emri hiç yerine getirmeyen asker kişi hakkında bir aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Emrin yerine getirilmesini söz veya fiille açıkça reddeden veya emir tekrar edildiği hâlde yerine getirmeyenler bakımından ceza üç aydan iki yıla kadar çıkmaktadır. Bu nedenle suçun adında “ısrar” bulunması, her olayda emrin mutlaka tekrar edilmesinin zorunlu olduğu anlamına gelmez.

6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu kapsamındaki emre itaatsizlik ise farklıdır. Hizmete ilişkin emrin kasten tam yapılmaması, değiştirilerek veya sınırı aşılarak yapılması disiplin yaptırımına konu olabilir. Böylece AsCK m.87’deki askerî suç ile 6413 sayılı Kanundaki disiplin ihlali arasında fiilin gerçekleştirilme biçimine göre önemli bir ayrım bulunmaktadır.

Hizmete ilişkin emir nedeniyle yürütülen bir soruşturmada savunma yalnızca “emri yapmadım” veya “amirin emrine uymadım” kabulü üzerinden kurulamaz. Öncelikle emrin askerî hizmete ilişkin olup olmadığı, emri veren kişinin yetkisi, emrin personele ulaşıp ulaşmadığı, açık ve anlaşılır olup olmadığı, yerine getirilmesinin objektif olarak mümkün olup olmadığı ve failin kasten hareket edip etmediği ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Sonuç olarak AsCK m.87 bakımından belirleyici soru yalnızca “bir emir verildi mi?” değildir. Hukuken geçerli, askerî hizmetle bağlantılı, muhataba ulaşmış ve yeterince belirli bir hizmet emri bulunup bulunmadığı tespit edilmelidir. Bu unsurlardan biri eksikse fiilin emre itaatsizlikte ısrar suçu olarak nitelendirilmesi hukuken tartışmalı hâle gelebilir.

Bu Yazıda
Son blog içeriklerini incelediniz mi?

En son eklenen güncel içeriklerimiz.

TSK’dan Ayırma Davası: Birden Fazla Disiplin Cezası
Hizmete Engel Davranışlarda Bulunmak: 6413 Sayılı Kanun m.20/1-c Uyarınca Ayırma Cezası
Ahlaki Zayıflık Nedeniyle TSK Ayırma Cezası | 6413 m.20/1-b
Fuhşa Aracılık Eden Kişilerle İlişki Kurmak Disiplin Cezası
Yazıyı Paylaş
Somut dosyanız için hukuki değerlendirme alın.

Dosyanın niteliği, süreler ve uygulanacak mevzuat somut olay bazında değerlendirilir.

0%
Hesaplanıyor...
Aradığınız içeriği bulamadınız mı?

Hukuki konunuz farklı bir başlık altında değerlendiriliyor olabilir. Faaliyet alanlarını inceleyebilir veya iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.

WhatsApp Hattı

Daha hızlı iletişime geçmek ve detaylı bilgi almak için hemen mesaj gönderin.

+90 551 411 81 81
HH
dijintrumyedek@gmail.com

https://hankahukuk.alternatifajans.com

İLGİLİ İÇERİKLER
Benzer hukuki içerikler.
YAZI
13 dk
Genel
TSK’dan Ayırma Davası: Birden Fazla Disiplin Cezası

Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan personelin karşılaşabileceği en ağır disiplin sonuçlarından biri[…]

Devamını Gör
YAZI
16 dk
Genel
Hizmete Engel Davranışlarda Bulunmak: 6413 Sayılı Kanun m.20/1-c Uyarınca Ayırma Cezası

Hizmete engel davranışlarda bulunmak, Türk Silahlı Kuvvetleri personeli hakkında uygulanabilecek en ağır[…]

Devamını Gör
YAZI
14 dk
Genel
Ahlaki Zayıflık Nedeniyle TSK Ayırma Cezası | 6413 m.20/1-b

Bir askerî personelin özel hayatındaki bir olay, kumar oynadığına ilişkin iddia veya[…]

Devamını Gör