Gerçeğe aykırı tutanak düzenleme cezası, polis, jandarma ve 7068 sayılı Kanun kapsamındaki diğer genel kolluk personeli açısından meslekten çıkarma sonucuna kadar ulaşabilen son derece ağır bir disiplin yaptırımıdır. Kolluk personeli tarafından düzenlenen tutanak, rapor ve diğer görev belgeleri çoğu zaman idari işlemlerin, adli soruşturmaların ve kişilerin haklarını doğrudan etkileyen kararların dayanağını oluşturduğundan bu belgelerin gerçeğe uygun şekilde hazırlanması kamu hizmetinin güvenilirliği bakımından özel önem taşır.
7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanunun 8. maddesinin altıncı fıkrasının (h) bendinde;
“Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek.”
meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında düzenlenmiştir.
Kanun hükmünün en önemli ifadesi “kasıtlı olarak” ibaresidir. Çünkü bir rapor veya tutanaktaki her yanlışlık, eksiklik, ifade bozukluğu ya da maddi hata doğrudan bu ağır disiplin fiilinin oluştuğu anlamına gelmez. Personelin gerçeği bildiği halde bunun aksini raporlaması, gerçekleşmeyen bir olayı gerçekleşmiş gibi tutanağa geçirmesi, gerçekleşen olayı bilerek farklı göstermesi veya gerçeğe aykırı olduğunu bildiği bir tutanağı imzalaması ile dikkatsizlik sonucu yapılan hata aynı hukuki nitelikte değildir.
Bu nedenle gerçeğe aykırı tutanak düzenleme nedeniyle yürütülen bir disiplin soruşturmasında yalnızca tutanakta yanlış bilgi bulunduğunun belirlenmesiyle yetinilmemelidir. Öncelikle maddi gerçeğin ne olduğu tespit edilmeli, ardından rapor veya tutanak içerisindeki hangi bilginin gerçeğe aykırı olduğu gösterilmeli ve son olarak personelin bu aykırılığı bilerek ve isteyerek belgeye geçirip geçirmediği araştırılmalıdır.
Meslekten çıkarma cezası bakımından asıl mesele bir belgenin sonradan yanlış çıkması değil; personelin doğru olmadığını bildiği bir hususu doğruymuş gibi resmî görev belgesine yansıtmasıdır.
Gerçeğe Aykırı Tutanak Düzenleme Cezası Nedir?
7068 sayılı Kanunun 8/6-h maddesinde belirtilen fiilin karşılığı meslekten çıkarma cezasıdır.
Meslekten çıkarma, personelin emniyet, jandarma ve sahil güvenlik teşkilatlarında bir daha çalıştırılmamak üzere mesleğiyle ilişiğinin kesilmesi sonucunu doğuran ağır bir disiplin yaptırımıdır.
Bu nedenle gerçeğe aykırı tutanak düzenleme cezası bakımından fiilin bütün unsurlarının somut olayda gerçekleşmiş olması gerekir.
Personelin düzenlediği tutanakta sonradan yanlış olduğu anlaşılan bir bilginin bulunması, tek başına kasıtlı biçimde gerçek dışı tutanak düzenlendiğini göstermeyebilir.
Örneğin olay yerindeki plakanın yanlış yazılması, tarih veya saatin sehven hatalı kaydedilmesi, kişinin soyadının yanlış geçirilmesi veya personelin o sırada sahip olduğu bilgiler çerçevesinde yaptığı değerlendirmenin sonradan doğru olmadığının anlaşılması ile hiç meydana gelmemiş bir olayı bilinçli biçimde gerçekleşmiş gibi tutanağa geçirmek aynı değildir.
Disiplin hukukunun bu ayrımı gözetmesi gerekir.
7068 Sayılı Kanun 8/6-h Maddesi Hangi Davranışları Kapsar?
Kanun hükmünde birbiriyle bağlantılı ancak farklı biçimlerde ortaya çıkabilecek davranışlar bulunmaktadır.
Bunların başında kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek gelmektedir.
Bunun yanında gerçeğe aykırı tutanak düzenlemek ve imzalamak da hüküm kapsamındadır.
Kanun ayrıca gerçeğe aykırı tutanağın başka kişilere imza ettirilmesini de yaptırıma bağlamıştır.
Bu nedenle personelin “tutanağı ben hazırlamadım, yalnızca imzaladım” veya “ben imzalamadım, diğer personele imzalattım” şeklindeki açıklamaları tek başına disiplin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Ancak her durumda kişinin bireysel davranışı belirlenmelidir.
Belgeyi kim hazırlamıştır? Gerçeğe aykırı bölümü kim yazmıştır? İmza atan personel aykırılığı biliyor mudur? Tutanak okunmuş mudur? Gerçeğe aykırı husus personelin bizzat bildiği bir olaya mı ilişkindir? Bir başka personel gerçeğe aykırı tutanağı imzalamaya yönlendirilmiş midir?
Bu soruların cevapları disiplin sorumluluğunun belirlenmesinde önemlidir.
Gerçek Dışı Rapor Vermek Ne Anlama Gelir?
Rapor, personelin görevi sırasında yaptığı inceleme, araştırma, denetim veya tespitler sonucunda hazırladığı ve yetkili makamlara sunduğu görev belgesi niteliğinde olabilir.
Gerçek dışı rapor vermek ise personelin bildiği gerçek durumdan farklı bir olguyu resmî değerlendirmeye yansıtması şeklinde ortaya çıkabilir.
Örneğin gerçekleştirilmeyen bir kontrolün gerçekleştirilmiş gibi raporlanması, görülmeyen bir olayın görülmüş gibi yazılması, mevcut olmayan bir eşyanın mevcut olduğunun belirtilmesi veya yapılan işlemden farklı bir işlem yapılmış gibi kayıt oluşturulması olayın şartlarına göre bu kapsamda değerlendirilebilir.
Ancak değerlendirme yapılırken rapor içerisindeki her hatalı bilginin kasıtlı biçimde yazıldığı varsayılmamalıdır.
Rapor hazırlanırken personelin hangi bilgi ve belgelere sahip olduğu araştırılmalıdır.
Personelin kendisine verilen hatalı bilgiye güvenerek rapor hazırlaması ile gerçeği bilmesine rağmen bunun tam tersini yazması aynı değildir.
Gerçeğe Aykırı Tutanak Düzenlemek Ne Demektir?
Tutanak, meydana gelen bir olayın, yapılan işlemin veya gerçekleştirilen tespitin yazılı kayıt altına alınması amacıyla düzenlenmektedir.
Kolluk hizmetlerinde tutanakların önemi son derece büyüktür. Yakalama işlemleri, arama faaliyetleri, elkoyma işlemleri, olay yeri tespitleri, teslim ve tesellüm işlemleri, görev faaliyetleri ve çok sayıda başka işlem tutanakla kayıt altına alınabilir.
Gerçeğe aykırı tutanak düzenlemek, meydana gelen olayın bilerek olduğundan farklı şekilde kayıt altına alınmasıdır.
Örneğin bir kişinin belirli yerde bulunmadığı bilinmesine rağmen bulunduğunun yazılması, gerçekte teslim alınmamış bir malzemenin teslim alınmış gibi gösterilmesi veya yapılmamış bir işlemin gerçekleştirilmiş şekilde kayda geçirilmesi bu kapsamda değerlendirilebilir.
Bununla birlikte maddi olayın yoruma açık olduğu durumlarla objektif olarak gerçek dışı olgunun yazılması birbirinden ayrılmalıdır.
Personelin bir kişinin davranışını “şüpheli” olarak değerlendirmesi bir yorum olabilir. Buna karşılık olay yerinde bulunmadığını bildiği bir kişiyi “olay yerindeydi” şeklinde tutanağa geçirmek objektif maddi olguya ilişkin farklı bir durumdur.
Her Yanlış Tutanak Meslekten Çıkarma Sebebi midir?
Her yanlış tutanak 7068 sayılı Kanunun 8/6-h maddesinde düzenlenen meslekten çıkarma cezasını oluşturmaz.
Hüküm açıkça kasıtlı davranışı yaptırıma bağlamaktadır.
Bu nedenle sehven yapılan yanlışlıklar, dikkatsizlik sonucunda ortaya çıkan maddi hatalar veya personelin elindeki eksik bilgi nedeniyle yanlış değerlendirmede bulunması ile gerçeğin bilinmesine rağmen bilerek farklı kayıt oluşturulması arasında ayrım yapılmalıdır.
Örneğin olay saatinin 22.10 yerine 22.01 olarak yazılması çoğu olayda yazım hatası niteliğinde değerlendirilebilir.
Buna karşılık olayın saat 18.00’de meydana geldiği bilinmesine rağmen belirli bir kişiyi olayla ilişkilendirmek amacıyla saat 22.00 olarak gösteriliyorsa farklı bir hukuki değerlendirme gündeme gelir.
Bu nedenle yalnızca yanlışlığın bulunması değil, yanlışlığın neden ve hangi iradeyle meydana geldiği belirlenmelidir.
Maddi Hata ile Gerçeğe Aykırı Tutanak Arasındaki Fark
Gerçeğe aykırı tutanak düzenleme soruşturmalarında en önemli savunma alanlarından biri maddi hata ile kasıtlı yanlışlık arasındaki ayrımdır.
| Durum | Hukuki Değerlendirmede Öne Çıkan Husus |
|---|---|
| Tarihin sehven yanlış yazılması | Maddi hata ihtimali araştırılır |
| Plakanın bir karakterinin yanlış yazılması | Dikkatsizlik veya yazım hatası olabilir |
| İsim veya soyisimde harf hatası | Tek başına kasıt göstermez |
| Yapılmayan işlemin yapılmış gibi yazılması | Kasıt yönünden ayrıca araştırılır |
| Bulunmayan eşyanın bulunmuş gibi gösterilmesi | Gerçeğe aykırı tutanak açısından güçlü olgu olabilir |
| Olayda bulunmayan kişinin bulunduğunun yazılması | Bilgi ve kast birlikte değerlendirilir |
| Gerçeğe aykırı olduğu bilinerek tutanağın imzalanması | 8/6-h kapsamında değerlendirilebilir |
| Başka personele gerçeğe aykırı tutanağın imzalatılması | Kanunda ayrıca yaptırıma bağlanmıştır |
Bir tutanakta yanlışlığın bulunmasıyla kastın ispatlanması aynı şey değildir.
Disiplin makamı, yanlışlığın sıradan bir hata olmayıp bilinçli biçimde oluşturulduğunu ortaya koymalıdır.
Kasıt Unsuru Neden Bu Kadar Önemlidir?
7068 sayılı Kanunun genel hükümlerinde disiplinsizliklerin kasten veya taksirle işlenebileceği kabul edilmektedir. Ancak 8/6-h maddesi özel olarak “kasıtlı olarak” ifadesini kullanmıştır.
Bu nedenle bu disiplin fiilinde personelin gerçeğe aykırılığı bilip bilmediği temel önemdedir.
Personelin raporda yazdığı hususun doğru olduğunu düşünmesi, kendisine verilen bilgiye güvenmesi veya objektif olarak yanılmış olması durumunda kastın varlığı ayrıca sorgulanmalıdır.
Kasıt, yalnızca “bu tutanak yanlış çıktı” denilerek kabul edilemez.
Olayın meydana geliş şekli, personelin gerçek durumu bilip bilmediği, varsa kamera kayıtları, diğer görevlilerin anlatımları, tutanak öncesindeki olaylar ve tutanak sonrasında gerçekleşen davranışlar birlikte değerlendirilmelidir.
Personelin Gerçeği Bildiği Nasıl İspatlanır?
Gerçeğe aykırı tutanak düzenleme soruşturmalarının en zor meselelerinden biri budur.
Çünkü çoğu olayda personelin zihnindeki bilgi doğrudan görülemez.
Bu nedenle kast, olayın dışa yansıyan koşullarından hareketle değerlendirilebilir.
Personelin olaya bizzat tanık olması, gerçeği gösteren belgeyi daha önce görmüş olması, kamera kaydında olayın açık biçimde farklı gerçekleşmesi, diğer personelle yaptığı yazışmalar veya tutanak öncesinde söylediği sözler bu değerlendirmede önem taşıyabilir.
Ancak kastın varsayımla kurulması doğru değildir.
Örneğin beş personelin bulunduğu karmaşık bir olayda, tutanak içerisinde yer alan tek bir hatadan hareketle her imza sahibinin aynı bilgiye sahip olduğu kabul edilmemelidir.
Her personelin bilgi ve davranışı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Tutanakta Kısmen Yanlış Bilgi Bulunması Yeterli midir?
Bir tutanağın tamamının gerçek dışı olması gerekmez.
Belgenin önemli bir bölümünün doğru olmasına rağmen belirli bir maddi olgunun bilerek gerçeğe aykırı şekilde yazılması da disiplin soruşturmasına konu olabilir.
Bununla birlikte yanlışlığın tutanağın hangi bölümünde bulunduğu ve personelin bu husustaki bilgisi önemlidir.
Örneğin on sayfalık tutanakta yer alan önemsiz bir yazım yanlışı ile olayın sonucunu değiştiren temel bir olgunun bilinçli şekilde değiştirilmesi aynı değildir.
Bu nedenle soruşturma raporunda “tutanak gerçeğe aykırıdır” denilmekle yetinilmemeli; hangi cümlenin, hangi maddi gerçek nedeniyle yanlış olduğu açık biçimde ortaya konulmalıdır.
Tutanak Düzenlemeyip Sadece İmzalamak Ceza Gerektirir mi?
7068 sayılı Kanunun 8/6-h maddesi bakımından sık karşılaşılan sorulardan biri budur.
Gerçeğe aykırı tutanağın başka personel tarafından hazırlanmış olması, imza atan kişinin sorumluluğunu her durumda ortadan kaldırmaz.
Personel tutanağın gerçeğe aykırı olduğunu bildiği halde belgeyi imzalıyorsa hükmün uygulanması gündeme gelebilir.
Ancak yalnızca imzanın bulunmasıyla otomatik olarak kast sonucuna ulaşılması da doğru değildir.
İmza atan personelin tutanağın içeriğini bilip bilmediği ve gerçeğe aykırı kısmın kendi bilgisi dahilinde olup olmadığı değerlendirilmelidir.
Özellikle çok sayıda personelin imzaladığı müşterek tutanaklarda sorumluluğun her imza sahibi yönünden bireyselleştirilmesi gerekir.
Tutanak Okunmadan İmzalanırsa Ne Olur?
“Tutanağı okumadan imzaladım” savunması uygulamada sık karşılaşılabilecek bir açıklamadır.
Personelin görev kapsamında imzaladığı resmî belgelerin içeriğini kontrol etmesi beklenir. Bu nedenle belgenin okunmadan imzalanması her durumda sorumluluğu tamamen ortadan kaldırmayabilir.
Ancak burada iki farklı mesele birbirinden ayrılmalıdır.
Birincisi, personelin belgeyi kontrol etmemek suretiyle ihmali davranıp davranmadığıdır.
İkincisi ise 8/6-h maddesindeki kasıtlı olarak gerçek dışı tutanağı imzalama fiilinin oluşup oluşmadığıdır.
Personel gerçeğe aykırılığı bilmiyorsa “okumadan imzalama” davranışının hukuki sonucu farklı olabilir. Bu nedenle ihmal niteliğindeki davranış doğrudan kasıtlı gerçeğe aykırı tutanak düzenleme fiiliyle özdeşleştirilmemelidir.
Başkasının Düzenlediği Yanlış Tutanağı İmzalamak
Tutanağın başka personel tarafından hazırlanması halinde imza atan kişinin sorumluluğu, belgenin gerçeğe aykırı olduğunu bilip bilmediğine göre değerlendirilmelidir.
Örneğin olayın tamamını bizzat gören personel, tutanakta olayın tam tersinin yazıldığını bilmesine rağmen belgeyi imzalıyorsa kasıt tartışması güçlenebilir.
Buna karşılık personel olayın belirli bölümünde görevli değilse ve tutanağın o kısmındaki bilgiyi bilmesi mümkün değilse yalnızca imzasının bulunması her durumda gerçeğe aykırılığı bilerek onayladığı sonucuna götürmemelidir.
Disiplin hukukunda kolektif sorumluluk değil, bireysel sorumluluk esastır.
Gerçeğe Aykırı Tutanağı Başkasına İmzalatmak
Kanunda yalnızca gerçeğe aykırı tutanağı düzenleyip imzalamaktan söz edilmemiş, ayrıca “imza ettirmek” de hüküm kapsamına alınmıştır.
Dolayısıyla kişi tutanağı kendisi imzalamasa dahi başka personelin imzalamasını sağlayarak gerçeğe aykırı resmî kayıt oluşturabilir.
Örneğin gerçeği bilen bir amirin gerçeğe aykırı içeriği hazırlatarak astlarına imzalatması halinde, olayın koşullarına göre imza ettirme fiili gündeme gelebilir.
Burada imza ettiren kişinin gerçeğe aykırılığı bilmesi ve bilinçli hareket etmesi önemlidir.
Ayrıca imzalayan personelin sorumluluğu da ayrı değerlendirilmelidir.
Aynı olay içerisinde imza ettiren kişinin kastı bulunurken, baskı altında veya gerçek durum hakkında bilgisi olmaksızın imza atan başka personelin durumu farklı olabilir.
Amir Tutanak Düzenlenmesini Emrederse Personel Sorumlu Olur mu?
Amirin tutanak düzenlenmesi yönünde emir vermesi olağan bir görev talimatı olabilir.
Ancak sorun emrin gerçeğe aykırı içerik düzenlenmesine yönelik olması halinde ortaya çıkar.
Personelin “amir söylediği için yazdım” şeklindeki savunması her durumda disiplin sorumluluğunu otomatik olarak ortadan kaldırmaz.
Gerçeğe aykırı olduğu açık biçimde bilinen bir hususun resmî belgeye geçirilmesi bakımından emrin içeriği ve personelin bilgi düzeyi ayrıca incelenmelidir.
Bununla birlikte soruşturma, emir veren ile tutanağı hazırlayan ve imzalayanların rollerini birbirine karıştırmamalıdır.
Kim gerçek dışı içeriği oluşturmuştur, kim yazılmasını istemiştir ve kim gerçeği bilerek imzalamıştır soruları ayrı ayrı cevaplandırılmalıdır.
Müşterek Tutanakta Bütün İmza Sahipleri Aynı Cezayı mı Alır?
Bir tutanakta birden fazla personelin imzasının bulunması, bütün personelin otomatik olarak aynı disiplin sorumluluğuna sahip olduğu anlamına gelmez.
Her personelin olay içerisindeki rolü belirlenmelidir.
Bir personel tutanağı hazırlamış olabilir. Başka biri yalnızca belirli kısmına tanık olabilir. Bir diğer personel ise olayın tamamını görmüş olabilir.
Dolayısıyla tutanağın gerçeğe aykırı kısmını kimin bildiği ve kimin bu kısmın hazırlanmasına katkı sağladığı ayrıca araştırılmalıdır.
Özellikle meslekten çıkarma gibi ağır bir cezada “tutanakta imzası bulunmaktadır” şeklindeki tek gerekçe yerine bireysel sorumluluğun ortaya konulması önem taşır.
Kamera Kaydına Aykırı Tutanak Düzenlemek
Kamera görüntüsünün bulunduğu olaylarda tutanak ile görüntü arasındaki açık çelişkiler disiplin soruşturmasında önemli olabilir.
Örneğin tutanakta kişinin polise saldırdığı yazılı olduğu halde kamera görüntüsünün böyle bir olayın yaşanmadığını açık biçimde göstermesi halinde gerçeğe aykırılık iddiası gündeme gelebilir.
Ancak kamera görüntüsünün tüm olayı kapsayıp kapsamadığı da araştırılmalıdır.
Görüntü olayın yalnızca belirli bölümünü gösteriyor olabilir. Ses kaydı bulunmayabilir veya kamera açısı bazı hareketleri göstermeyebilir.
Bu nedenle yalnızca görüntü ile tutanak arasında ilk bakışta farklılık bulunması değil, çelişkinin maddi gerçeği ortaya koyacak nitelikte olup olmadığı değerlendirilmelidir.
Tanık Beyanlarına Aykırı Tutanak Düzenlenmişse Ne Olur?
Tanıkların tutanaktan farklı beyanda bulunması, tutanağın otomatik biçimde gerçeğe aykırı olduğunu kanıtlamaz.
Tanıkların olayla ilişkisi, görgü imkânları, ifadeler arasındaki tutarlılık ve diğer objektif deliller incelenmelidir.
Beş tanığın aynı yönde açıklama yapması önemli olabilir; ancak olayın niteliğine göre kamera görüntüsü, teknik kayıt veya başka objektif deliller daha belirleyici hale gelebilir.
Disiplin soruşturması yalnızca tutanak ile tanık ifadelerinin sayısal karşılaştırmasına indirgenmemelidir.
Sonradan Düzeltilen Yanlış Tutanak Meslekten Çıkarma Sebebi midir?
Personelin tutanakta hata bulunduğunu fark ederek bunu usulüne uygun biçimde düzeltmesi olayın değerlendirilmesinde önemlidir.
Özellikle yanlışlığın fark edildiği anda amire bildirilmesi, ek tutanak düzenlenmesi veya maddi hatanın düzeltilmesi personelin başlangıçtaki kastına ilişkin değerlendirmede dikkate alınabilir.
Bununla birlikte kişi başlangıçta bilinçli biçimde gerçeğe aykırı tutanak düzenlemişse sonradan düzeltme yapılması fiilin meydana gelmediği anlamına gelmeyebilir.
Dolayısıyla düzeltmenin ne zaman ve hangi nedenle yapıldığı önemlidir.
Tutanaktaki Yanlışlığın Sonucu Değiştirmesi Şart mıdır?
7068 sayılı Kanunun 8/6-h maddesinde fiilin oluşması bakımından ayrıca bir zarar sonucunun meydana gelmesi açıkça şart olarak öngörülmemiştir.
Bu nedenle gerçeğe aykırı tutanak nedeniyle kişinin mutlaka haksız yere gözaltına alınması, ceza alması veya maddi zarara uğraması gerektiği söylenemez.
Bununla birlikte gerçeğe aykırı bilginin önemi ve ortaya çıkan sonuçlar olayın ağırlığının değerlendirilmesinde etkili olabilir.
Asıl mesele, görev belgesine gerçeğe aykırı bilginin kasıtlı şekilde geçirilip geçirilmediğidir.
Kimsenin Zarar Görmemesi Disiplin Cezasını Ortadan Kaldırır mı?
Gerçeğe aykırı tutanağın herhangi bir kişinin fiilen zarar görmesine yol açmaması tek başına disiplin fiilini ortadan kaldırmaz.
Disiplin hükmü yalnızca ortaya çıkan zararı değil, kolluk hizmetinin güvenilirliğini ve görev belgelerinin doğruluğunu da korumaktadır.
Ancak olayın sonuçlarının bulunmaması, personelin davranışının ağırlığının değerlendirilmesinde dikkate alınabilecek unsurlardan biri olabilir.
Gerçeğe Aykırı Tutanak ile Resmî Belgede Sahtecilik Aynı Şey midir?
Gerçeğe aykırı tutanak düzenleme cezası disiplin hukukuna ilişkindir. Resmî belgede sahtecilik ise ceza hukuku bakımından ayrıca değerlendirilmesi gereken bir suç tipidir.
Her gerçeğe aykırı tutanak otomatik olarak ceza hukuku anlamında resmî belgede sahtecilik suçunun oluştuğu anlamına gelmez.
Aynı şekilde ceza soruşturmasının bulunmaması da disiplin soruşturmasına engel değildir.
Bir olay hem disiplin hukuku hem ceza hukuku bakımından sonuç doğurabilir. Ancak her iki süreç kendi kanuni unsurları çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Gerçeğe Aykırı Tutanak ile Görevi Kötüye Kullanma Aynı Şey midir?
Görevi kötüye kullanma ceza hukukunda farklı unsurları bulunan bir suç tipidir.
7068 sayılı Kanunun 8/6-h maddesi ise genel kolluk personelinin disiplin sorumluluğunu düzenler.
Bu nedenle aynı olay hakkında adli soruşturma ve disiplin soruşturması birlikte yürütülebilir.
Disiplin makamı ceza soruşturmasının sonucunu beklemek zorunda olduğu varsayımıyla hareket etmemeli; ancak ceza dosyasındaki maddi olaya ilişkin delil ve tespitleri de somut olayın niteliğine göre değerlendirmelidir.
Ceza Davasında Beraat Edilirse Meslekten Çıkarma Cezası Kalkar mı?
Ceza yargılaması ile disiplin soruşturması kural olarak birbirinden bağımsızdır. Bu nedenle beraat kararı her durumda disiplin cezasının kendiliğinden ortadan kalkması sonucunu doğurmaz.
Ancak beraat gerekçesi son derece önemlidir.
Ceza mahkemesinin olayın hiç gerçekleşmediğini veya belgeyi sanığın düzenlemediğini kesin biçimde tespit etmesi ile ceza hukukuna özgü teknik bir unsur oluşmadığı için beraat kararı verilmesi aynı değildir.
Özellikle maddi olayın meydana gelmediği veya fiilin ilgili personel tarafından gerçekleştirilmediği yönündeki yargısal tespitler disiplin işlemine karşı açılacak davada önem taşıyabilir.
Savcılık KYOK Verirse Disiplin Soruşturması Biter mi?
Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi disiplin soruşturmasını otomatik olarak ortadan kaldırmaz.
Ancak KYOK kararının hangi gerekçeye dayandığı incelenmelidir.
Savcılık personelin olayı gerçekleştirmediğini veya belgenin gerçeğe aykırı olmadığını somut deliller üzerinden tespit etmişse, bu husus disiplin dosyasında önem taşıyabilir.
Buna karşılık ceza soruşturmasına özgü başka nedenlerle verilen KYOK kararı disiplin sorumluluğunu her durumda ortadan kaldırmaz.
Tutanaktaki İmza Personele Ait Değilse Ne Olur?
Gerçeğe aykırı tutanakta personelin ismi bulunmasına rağmen imzanın kendisine ait olmadığı ileri sürülüyorsa imzanın aidiyeti öncelikle belirlenmelidir.
Personelin düzenlemediği ve imzalamadığı bir belge nedeniyle yalnızca ismi yazılı olduğu gerekçesiyle disiplin sorumluluğu kurulması mümkün olmamalıdır.
İmza incelemesi, elektronik kayıtlar, belge oluşturma kayıtları ve diğer deliller somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
Özellikle elektronik ortamda oluşturulan tutanaklarda kullanıcı kayıtları ve işlem logları önem kazanabilir.
Elektronik Tutanakta Gerçeğe Aykırı Bilgi Girmenin Cezası Nedir?
Tutanağın kâğıt ortamında değil elektronik sistem üzerinden düzenlenmiş olması disiplin fiilinin niteliğini değiştirmez.
Görev kapsamında hazırlanan elektronik rapor veya tutanakta bilerek gerçek dışı bilgi girilmesi de olayın şartlarına göre 8/6-h kapsamında değerlendirilebilir.
Ancak kaydı kimin oluşturduğu, hangi kullanıcı hesabından işlem yapıldığı ve hesabın fiilen kim tarafından kullanıldığı araştırılmalıdır.
Bir sisteme belirli personelin kullanıcı adıyla giriş yapılmış olması önemli bir delil olmakla birlikte, somut olayda cihaz ve erişim güvenliği de değerlendirmeye konu olabilir.
Boş Tutanağı İmzalamak Sonradan Gerçeğe Aykırı İçerik Eklenirse Ne Olur?
Boş veya eksik tutanağın önceden imzalanması son derece riskli bir davranıştır.
Ancak sonradan eklenen gerçeğe aykırı içeriğin imza sahibi tarafından bilinip bilinmediği 8/6-h kapsamında ayrıca değerlendirilmelidir.
Personelin gerçeğe aykırı içeriğin sonradan ekleneceğini bilerek boş belgeyi imzalaması ile belgenin bilgisi dışında doldurulması aynı değildir.
Başka bir disiplin sorumluluğu gündeme gelebilse dahi meslekten çıkarma cezasını gerektiren kasıt unsurunun ayrıca ortaya konulması gerekir.
Tutanak Başkasına Dikte Ettirilirse Kim Sorumlu Olur?
Gerçeğe aykırı içeriği başka personele dikte eden ve tutanağın bu şekilde hazırlanmasını sağlayan kişinin davranışı, olayın özelliklerine göre “düzenleyip imza ettirmek” kapsamında değerlendirilebilir.
Tutanağı fiilen bilgisayara yazan kişinin sorumluluğu ise gerçeğe aykırılığı bilip bilmediğine göre ayrıca incelenmelidir.
Disiplin sorumluluğunda yalnızca belgeyi bilgisayarda yazan kişi esas alınmamalı; gerçek dışı içeriğin kim tarafından oluşturulduğu ve kimlerin bunu bilerek onayladığı belirlenmelidir.
Amir Gerçeğe Aykırı Tutanak Düzenlenmesini İsterse Ne Yapılmalıdır?
Kolluk personelinin görevini yerine getirirken hukuka ve gerçeğe uygun davranma yükümlülüğü bulunmaktadır.
Gerçekleşmeyen bir olayın gerçekleşmiş gibi tutanağa geçirilmesi yönündeki açık talimatın sıradan bir görev emri olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
Bu tür olaylarda personelin hangi talimatı aldığı, talimatın içeriği ve gerçeğe aykırılığı bilip bilmediği sonradan ortaya çıkabilecek disiplin soruşturması bakımından önem taşıyacaktır.
Gerçeğe Aykırı Tutanak Düzenleme Nasıl İspatlanır?
Disiplin soruşturmasında öncelikle maddi gerçeğin ne olduğu ortaya konulmalıdır.
Kamera görüntüleri, fotoğraflar, telsiz kayıtları, araç takip kayıtları, HTS veya diğer teknik veriler, tanık anlatımları, diğer görevlilerin raporları, dijital sistem kayıtları ve olayla ilgili başka belgeler değerlendirilebilir.
Ardından tutanak ile maddi gerçek karşılaştırılmalıdır.
Son aşamada ise personelin gerçeği bilip bilmediği araştırılmalıdır.
Bu üç aşama birbirine karıştırılmamalıdır.
Birinci aşamada olayın farklı gerçekleştiği ortaya çıkabilir. Ancak bundan otomatik biçimde personelin bilerek yalan tutanak düzenlediği sonucu çıkmaz.
Kast ayrıca değerlendirilmelidir.
Sadece Tanık Beyanıyla Meslekten Çıkarma Cezası Verilebilir mi?
Tanık ifadeleri disiplin soruşturmasında delil niteliği taşıyabilir. Ancak tanıkların olayı doğrudan görüp görmediği, beyanların tutarlı olup olmadığı ve diğer delillerle desteklenip desteklenmediği önemlidir.
Özellikle ağır disiplin yaptırımlarında soyut ifadeler yerine somut olay anlatımlarının bulunması gerekir.
“Yalan tutanak tuttular” şeklindeki değerlendirme içeren beyan ile “olay sırasında ben yanlarındaydım, tutanakta yazılan olay gerçekleşmedi” şeklindeki doğrudan görgüye dayalı anlatım aynı delil değerine sahip değildir.
Disiplin Soruşturmasında Personelin Savunması Nasıl Hazırlanmalıdır?
Gerçeğe aykırı tutanak düzenleme soruşturmasında savunmanın ilk konusu, hangi bilginin gerçek dışı olduğunun açıkça belirlenmesi olmalıdır.
İkinci olarak maddi gerçeğin ne olduğu ortaya konulmalıdır.
Üçüncü olarak personelin gerçeğe aykırı olduğu ileri sürülen bilgi hakkında ne bildiği değerlendirilmelidir.
Dördüncü olarak tutanağın hazırlanmasındaki rol belirlenmelidir. Personel metni kendisi mi hazırlamıştır? Başkası tarafından hazırlanan belgeyi mi imzalamıştır? Yalnızca belirli bölümde mi görev yapmıştır? Gerçeğe aykırı kısmı bilme imkanı var mıdır?
Savunmada özellikle kasıt unsuruna odaklanılması gerekir.
“Belgede yanlışlık vardır” kabulü ile “personel belgeyi kasıtlı olarak yanlış düzenlemiştir” sonucu aynı değildir.
Soruşturma Dosyasını İnceleme Hakkı Var mıdır?
Hakkında meslekten çıkarma cezası istenen personelin soruşturma evrakını inceleme hakkı bulunmaktadır.
Ayrıca personel tanık dinletebilir ve disiplin kurulunda kendisi veya vekili aracılığıyla sözlü veya yazılı savunma yapabilir.
Gerçeğe aykırı tutanak soruşturmalarında dosyanın incelenmesi özellikle önemlidir. Çünkü kast iddiasının hangi delillere dayandırıldığı ancak soruşturma belgelerinin görülmesiyle anlaşılabilir.
Savunma İçin Kaç Gün Süre Verilir?
7068 sayılı Kanuna göre savunma için verilen süre yedi günden az olamaz.
Meslekten çıkarma yaptırımının gündemde olduğu dosyalarda savunma süresinin etkili şekilde kullanılabilmesi için soruşturma evrakının incelenmesi, tanıkların belirlenmesi ve tutanak ile objektif delillerin karşılaştırılması önem taşır.
Gerçeğe Aykırı Tutanak Düzenleme Cezasında Zamanaşımı
Meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller bakımından, fiilin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içerisinde disiplin soruşturmasına başlanması gerekir.
Ayrıca fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içerisinde disiplin cezası verilmemesi halinde ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğraması gündeme gelir.
Gerçeğe aykırı tutanak düzenleme fiilinde fiilin gerçekleşme tarihi kural olarak rapor veya tutanağın düzenlenip imzalandığı tarih üzerinden değerlendirilir.
Bu nedenle olay tarihi, belge tarihi, öğrenme tarihi, soruşturma onayı tarihi ve disiplin kurulunun karar tarihi dosyada ayrı ayrı incelenmelidir.
Alt Ceza Uygulanabilir mi?
7068 sayılı Kanunda kurumda geçmiş hizmetleri sırasında çalışmaları olumlu bulunan ve iyi veya çok iyi derecede değerlendirme puanı alan personel bakımından verilecek cezanın bir derece hafifinin uygulanabilmesine imkan tanınmıştır.
Ancak bu hüküm otomatik olarak daha hafif ceza verilmesini gerektirmez.
Yetkili disiplin makamının takdir yetkisi bulunmaktadır.
Bununla birlikte savunmanın yalnızca “sicilim iyi, alt ceza verilmelidir” şeklinde kurulması yerine öncelikle 8/6-h maddesinin unsurlarının gerçekten oluşup oluşmadığı tartışılmalıdır.
Kasıt bulunmuyorsa mesele yalnızca alt ceza değildir; doğrudan meslekten çıkarma fiilinin oluşup oluşmadığıdır.
Gerçeğe Aykırı Tutanak Nedeniyle Verilen Meslekten Çıkarma Cezasına Dava Açılabilir mi?
Kesinleşen meslekten çıkarma cezasına karşı idari yargıda iptal davası açılması mümkündür.
İdare mahkemesindeki incelemede tutanağın gerçekten gerçeğe aykırı olup olmadığı, personelin kasıtlı davranıp davranmadığı, isnadın yeterli delille ortaya konulup konulmadığı, soruşturmanın usulüne uygun yürütülüp yürütülmediği ve savunma hakkının korunup korunmadığı önem taşır.
Özellikle personelin yaptığı hatanın kasıtlı olmadığı halde 8/6-h kapsamında değerlendirilmesi, maddi olayın yeterince araştırılmaması veya gerçeğe aykırı kısmın hangi personel tarafından oluşturulduğunun belirlenmemesi dava bakımından önemli uyuşmazlık konuları oluşturabilir.
Meslekten Çıkarma Davasında Yürütmenin Durdurulması İstenebilir mi?
Meslekten çıkarma kararına karşı açılan iptal davasında şartlarının bulunması halinde yürütmenin durdurulması talep edilebilir.
Mahkeme yürütmenin durdurulması istemini, işlemin açıkça hukuka aykırı olup olmadığı ve uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların ortaya çıkıp çıkmayacağı yönünden değerlendirir.
Meslekten çıkarma kararının personelin görevi, maaşı, özlük hakları ve mesleki statüsü üzerinde doğrudan sonuç doğurması nedeniyle yürütmenin durdurulması talebi bu tür davalarda önem taşımaktadır.
Gerçeğe Aykırı Tutanak Düzenleme Cezası Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Polis Gerçeğe Aykırı Tutanak Tutarsa Meslekten Atılır mı?
7068 sayılı Kanunun 8/6-h maddesi, kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermeyi veya gerçeğe aykırı tutanak düzenleyip imzalamayı ya da imza ettirmeyi meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında düzenlemektedir. Ancak tutanaktaki her yanlışlık meslekten çıkarma sonucunu doğurmaz. Yanlışlığın kasıtlı biçimde yapıldığının ve personelin gerçeği bildiği halde farklı kayıt oluşturduğunun somut delillerle ortaya konulması gerekir.
Jandarma Gerçeğe Aykırı Tutanak Düzenlerse Ne Ceza Alır?
7068 sayılı Kanun kapsamındaki jandarma personelinin kasıtlı biçimde gerçeğe aykırı tutanak düzenleyip imzalaması veya imzalatması meslekten çıkarma cezasını gündeme getirebilir. Personelin statüsü, tutanağın niteliği, gerçeğe aykırı bölüm ve kastın varlığı somut dosya üzerinden değerlendirilmelidir.
Yanlış Tutanak Tutmanın Cezası Meslekten Çıkarma mıdır?
Tutanaktaki her yanlışlık meslekten çıkarma cezası değildir. 8/6-h maddesi “kasıtlı olarak” gerçek dışı belge oluşturulmasını düzenlemektedir. Maddi hata, sehven yanlışlık veya personelin elindeki yanlış bilgiye güvenmesi halinde farklı bir değerlendirme gerekebilir. Kasıt ile ihmal arasındaki ayrım bu nedenle belirleyicidir.
Tutanaktaki Tarihi Yanlış Yazmak Meslekten Çıkarma Sebebi midir?
Tarihin sehven yanlış yazılması tek başına kasıtlı gerçeğe aykırı tutanak düzenleme anlamına gelmez. Ancak tarih bilinçli biçimde olayın niteliğini değiştirmek veya başka bir kişiyi olayla ilişkilendirmek amacıyla değiştirilmişse durum farklı değerlendirilebilir. Yanlışlığın nedeni ve amacı araştırılmalıdır.
Başkasının Hazırladığı Tutanakta İmzam Varsa Ceza Alır mıyım?
Yalnızca imzanın bulunması olayın bütününü tek başına açıklamaz. İmza sahibi personelin tutanağın gerçeğe aykırı olduğunu bilip bilmediği, olay hakkındaki bilgisi ve belgenin hazırlanmasındaki rolü belirlenmelidir. Gerçeğe aykırılığı bilerek imzalamak ile yanlışlığın farkında olmadan imzalamak aynı hukuki nitelikte değildir.
Tutanak Okunmadan İmzalanırsa Meslekten Çıkarma Cezası Verilir mi?
Belgeyi okumadan imzalamak personelin görev sorumluluğu açısından sorun doğurabilir; ancak 8/6-h maddesindeki kasıtlı fiilin oluşup oluşmadığı ayrıca değerlendirilmelidir. Personel gerçeğe aykırı bilgiyi bilmiyorsa ihmali davranış ile kasıtlı yanlış tutanak imzalama birbirine karıştırılmamalıdır.
Amir “Böyle Yaz” Dediği İçin Gerçeğe Aykırı Tutanak Düzenlenirse Ne Olur?
Amirin talimatı, gerçeğe aykırı olduğu bilinen bir olayın resmî belgeye geçirilmesini kendiliğinden hukuka uygun hale getirmez. Bununla birlikte soruşturmada emri veren, belgeyi hazırlayan ve imzalayan personelin davranışları ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Özellikle emri veren kişinin imza ettirme fiili bakımından sorumluluğu ayrıca gündeme gelebilir.
Gerçeğe Aykırı Tutanak İmzalatmak Meslekten Çıkarma Sebebi midir?
Kanun yalnızca gerçeğe aykırı tutanağı imzalamayı değil, “imza ettirmeyi” de açıkça düzenlemektedir. Gerçeğe aykırı olduğunu bildiği tutanağı başka personele imzalatan kişi hakkında da 8/6-h kapsamında meslekten çıkarma cezası gündeme gelebilir.
Kamera Kaydı Tutanaktan Farklıysa Polis Meslekten Çıkarılır mı?
Kamera kaydı ile tutanak arasındaki farklılık önemli bir delil olabilir; ancak doğrudan meslekten çıkarma sonucunu doğurmaz. Kameranın olayın tamamını gösterip göstermediği ve personelin tutanağı hangi bilgilerle düzenlediği incelenmelidir. Ayrıca personelin görüntüyle ortaya çıkan gerçeği bilip bilmediği kast bakımından değerlendirilmelidir.
Birden Fazla Polis Aynı Tutanağı İmzalarsa Hepsi Meslekten Çıkarılır mı?
Bütün imza sahiplerinin otomatik olarak aynı disiplin sorumluluğunu taşıdığı kabul edilmemelidir. Her personelin olaydaki rolü, hangi hususa tanık olduğu ve gerçeğe aykırılığı bilip bilmediği ayrı ayrı araştırılmalıdır. Disiplin sorumluluğu bireyseldir.
Gerçeğe Aykırı Tutanak Sonradan Düzeltilirse Ceza Verilir mi?
Yanlışlığın fark edilir edilmez düzeltilmesi, personelin başlangıçtaki kastının değerlendirilmesinde önem taşıyabilir. Ancak kişi gerçeğe aykırı belgeyi başlangıçta bilinçli biçimde oluşturmuşsa sonradan düzeltme yapılması fiilin hiç gerçekleşmediği anlamına gelmez. Düzeltmenin nedeni ve zamanı önemlidir.
Gerçeğe Aykırı Tutanak Nedeniyle Kimse Zarar Görmediyse Ceza Verilir mi?
Kanun fiilin oluşması için mutlaka kişinin zarar görmesini şart koşmamıştır. Kolluk tutanaklarının güvenilirliğinin korunması başlı başına disiplin hukukunun önemli amaçlarındandır. Bununla birlikte ortaya çıkan zarar veya tehlikenin ağırlığı disiplin makamının değerlendirmesinde dikkate alınabilir.
Sahte Tutanak Düzenlemek ile Resmî Belgede Sahtecilik Aynı Şey midir?
Disiplin hukuku bakımından 7068 sayılı Kanunun 8/6-h maddesi ile ceza hukukundaki resmî belgede sahtecilik hükümleri farklı hukuki düzenlemelerdir. Aynı olay her iki yönden soruşturulabilir; ancak bir disiplin fiilinin oluşması ceza suçunun bütün unsurlarının da mutlaka gerçekleştiği anlamına gelmez.
Ceza Davasında Beraat Edilirse Meslekten Çıkarma Cezası İptal Olur mu?
Beraat kararı disiplin cezasını otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Ancak mahkemenin maddi olaya ilişkin tespitleri önemlidir. Fiilin gerçekleşmediği veya personel tarafından işlenmediği kesin şekilde tespit edilmişse bu durum disiplin cezasına karşı açılan idari davada önemli hale gelebilir.
Gerçeğe Aykırı Tutanakta İmza Bana Ait Değilse Ne Yapılabilir?
İmzanın personele ait olmadığı ileri sürülüyorsa öncelikle aidiyet meselesinin açıklığa kavuşturulması gerekir. İmza incelemesi, belge kayıtları, elektronik loglar ve diğer deliller değerlendirilerek belgenin kim tarafından düzenlendiği ve imzalandığı belirlenmelidir. Personelin düzenlemediği veya imzalamadığı belgeden sorumlu tutulması bireysel sorumluluk ilkesiyle bağdaşmaz.
WhatsApp Yazışmaları Kasıt İçin Delil Olabilir mi?
Tutanak düzenlenmeden önce veya sonra yapılan mesajlaşmalar personelin gerçek durumu bilip bilmediğinin değerlendirilmesinde delil olarak kullanılabilir. Ancak mesajların aidiyeti, konuşmanın tamamı ve bağlamı incelenmelidir. Tek bir cümlenin konuşmanın bütününden koparılarak değerlendirilmesi sağlıklı olmayabilir.
Gerçeğe Aykırı Rapor ile Gerçeğe Aykırı Tutanak Arasında Ceza Farkı Var mı?
7068 sayılı Kanunun 8/6-h maddesi hem kasıtlı gerçek dışı rapor vermeyi hem de gerçeğe aykırı tutanak düzenleyip imzalamayı veya imzalatmayı aynı meslekten çıkarma yaptırımı içerisinde düzenlemektedir. Bununla birlikte somut davranışın rapor verme mi yoksa tutanak düzenleme mi olduğu soruşturma ve savunma bakımından açık şekilde belirlenmelidir.
Meslekten Çıkarma Cezasında Bir Alt Ceza Uygulanabilir mi?
Geçmiş hizmetleri olumlu bulunan ve iyi veya çok iyi değerlendirme puanına sahip personel bakımından 7068 sayılı Kanundaki şartlar çerçevesinde bir derece hafif cezanın uygulanması değerlendirilebilir. Ancak öncelikle fiilin gerçekten 8/6-h kapsamında oluşup oluşmadığı belirlenmelidir. Kasıt yoksa mesele yalnızca cezanın indirilmesi değil, meslekten çıkarma fiilinin unsurlarının bulunup bulunmadığıdır.
Gerçeğe Aykırı Tutanak Nedeniyle Verilen Meslekten Çıkarma Cezasına Dava Açılabilir mi?
Kesinleşen meslekten çıkarma cezasına karşı idari yargıda iptal davası açılması mümkündür. Davada gerçeğe aykırılık, kast, delillerin yeterliliği, soruşturma usulü, savunma hakkı ve disiplin kararının gerekçesi yargısal denetime konu olabilir.
Gerçeğe Aykırı Tutanak Meslekten Çıkarma Cezası Mahkemede İptal Edilebilir mi?
Personelin kasıtlı hareket ettiğinin yeterli delille ortaya konulamaması, tutanaktaki yanlışlığın maddi hata niteliğinde olması, fiilin personele ait olduğunun ispatlanamaması veya soruşturmanın hukuka aykırı yürütülmesi halinde meslekten çıkarma işleminin iptali gündeme gelebilir. Her uyuşmazlık kendi maddi olayları ve delilleri içerisinde değerlendirilir.
Sonuç
Gerçeğe aykırı tutanak düzenleme cezası, 7068 sayılı Kanunun 8/6-h maddesinde polis, jandarma ve Kanun kapsamındaki diğer genel kolluk personeli bakımından meslekten çıkarma yaptırımına bağlanmıştır. Kanun yalnızca kasıtlı şekilde gerçek dışı rapor vermeyi değil, gerçeğe aykırı tutanak düzenleyip imzalamayı ve başka kişilere imza ettirmeyi de aynı hüküm içerisinde değerlendirmektedir.
Ancak bu ağır disiplin yaptırımının uygulanabilmesi bakımından her tutanak hatasının gerçek dışı tutanak olarak kabul edilmemesi gerekir.
Bir tarih hatası, isim yanlışlığı, sehven yapılan kayıt veya personelin eksik bilgi nedeniyle yaptığı değerlendirme ile gerçeğin bilinmesine rağmen bilinçli biçimde farklı kayıt oluşturulması aynı hukuki nitelikte değildir.
7068 sayılı Kanunun 8/6-h maddesinin ayırt edici unsuru kasıttır.
Bu nedenle disiplin soruşturmasında yalnızca “tutanak doğru değildir” sonucuna ulaşılması yeterli olmamalıdır. Öncelikle gerçek olay belirlenmeli, tutanağın hangi bölümünün bu gerçekle çeliştiği somutlaştırılmalı ve ardından personelin gerçek durumu bildiği halde farklı bir kayıt oluşturduğu ortaya konulmalıdır.
Özellikle birden fazla personelin imzasını taşıyan tutanaklarda her personelin sorumluluğu ayrıca değerlendirilmelidir. Tutanakta imzasının bulunması, kişinin gerçeğe aykırı bütün bölümleri bildiğini tek başına göstermeyebilir. Aynı şekilde tutanağı başka personelin hazırlamış olması da gerçeğe aykırılığı bildiği halde imzalayan kişinin sorumluluğunu otomatik olarak kaldırmaz.
Bu nedenle bu tür disiplin soruşturmalarında temel soru yalnızca “tutanak gerçeğe aykırı mı?” değildir. Asıl olarak “tutanaktaki hangi bilgi gerçeğe aykırıdır, soruşturulan personel gerçek durumu biliyor muydu ve buna rağmen belgeyi bilinçli biçimde düzenledi, imzaladı veya imzalattı mı?” sorularının cevaplandırılması gerekir.
Kasıt unsurunun yeterince araştırılmadığı, maddi hata ile bilinçli yanlışlığın birbirine karıştırıldığı veya müşterek tutanakta bütün imza sahiplerinin davranışlarının bireyselleştirilmediği durumlarda meslekten çıkarma kararının hukuka uygunluğu idari yargı denetiminde ayrıca tartışılabilecektir.