Bir Defa Emre Uymamak Emre İtaatsizlikte Israr Suçu İçin Yeterli midir?
1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu’nun 87. maddesinin düzenleniş biçimi nedeniyle, asker kişinin yalnızca bir kez verilen hizmete ilişkin emri yerine getirmemesi bazı durumlarda emre itaatsizlikte ısrar suçunun oluşması için yeterli olabilir. Suçun isminde “ısrar” kelimesinin bulunması, emrin mutlaka iki veya üç defa tekrar edilmesi ve askerin her defasında emre uymaması gerektiği anlamına gelmez. Kanun, emre itaatsizlikte ısrar suçunun farklı hareketlerle işlenebileceğini kabul etmiş ve bu hareketlere göre farklı ceza aralıkları belirlemiştir.
Askerî Ceza Kanunu’nun 87. maddesine göre hizmete ilişkin bir emri hiç yapmayan asker kişi bir aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılabilir. Bu ilk durumda emrin mutlaka tekrar edilmesi şart değildir. Emrin personele açık biçimde verilmiş ve anlaşılmış olması, emrin askerî hizmete ilişkin bulunması ve personelin bu emri bilerek ve isteyerek hiçbir şekilde yerine getirmemesi suçun oluşması bakımından yeterli olabilir.
Kanunun ikinci olarak düzenlediği durum ise personelin emrin yerine getirilmesini söz veya fiiliyle açıkça reddetmesidir. Örneğin kendisine verilen hizmete ilişkin emir karşısında “yapmıyorum”, “gitmiyorum”, “bu görevi yerine getirmeyeceğim” şeklinde kesin bir irade ortaya koyan asker kişi bakımından emrin ikinci kez verilmesini beklemek gerekli değildir. Açık ret, kanunda ayrıca seçimlik hareket olarak düzenlenmiş ve bu durumda üç aydan iki yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.
Emrin tekrar edilmesi ise üçüncü ihtimaldir. Personel ilk emre açıkça karşı çıkmamış ancak emrin gereğini yerine getirmemiş olabilir. Amir emri tekrar ettiği hâlde personel yine emri yerine getirmiyorsa AsCK m.87’deki daha ağır düzenleme gündeme gelir. Dolayısıyla “emre itaatsizlikte ısrar için mutlaka emir tekrar edilmelidir” şeklindeki genel ifade kanun metnini tam olarak yansıtmamaktadır.
AsCK 87 Emre İtaatsizlikte Israr Suçunu Nasıl Düzenlemektedir?
Emre itaatsizlikte ısrar suçu 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu’nun 87. maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin temel amacı askerî hizmetin, emir-komuta sisteminin ve askerî disiplinin korunmasıdır. Askerî hizmetin etkin şekilde yürütülebilmesi, hizmete ilişkin hukuken geçerli emirlerin zamanında ve gereğine uygun şekilde yerine getirilmesine bağlı olduğundan, belirli yoğunluğa ulaşan kasıtlı emre aykırılıklar disiplin ihlalinden çıkarılarak askerî suç hâline getirilmiştir.
Kanun üç farklı hareket biçimini birbirinden ayırmaktadır. Hizmete ilişkin emri hiç yapmamak birinci hareket biçimidir ve bunun cezası bir aydan bir yıla kadar hapistir. Emrin yerine getirilmesini söz veya fiille açıkça reddetmek ikinci hareket biçimidir. Emir tekrar edildiği hâlde emri yerine getirmemek ise üçüncü hareket biçimidir. Son iki durumda üç aydan iki yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.
Bu düzenleme nedeniyle suçun isminde bulunan “ısrar” kelimesinin günlük dildeki anlamından hareket edilerek yorum yapılmamalıdır. Kanunun açık metninde emrin hiç yapılmaması dahi başlı başına suçun bir şekli olarak kabul edilmektedir. Emrin açıkça reddedilmesi hâlinde de ikinci kez emir verilmesi aranmamaktadır. Tekrar şartı yalnızca kanunda belirtilen üçüncü seçimlik hareket bakımından özel önem taşır.
Emrin Tekrar Edilmesi Her Durumda Zorunlu mudur?
Emrin tekrar edilmesi AsCK m.87 kapsamındaki bütün suç biçimleri için ortak ve zorunlu unsur değildir. Bunun nedeni kanunun birbirinden bağımsız üç seçimlik hareket öngörmüş olmasıdır. Asker kişi kendisine verilen hizmete ilişkin emri hiç yerine getirmezse ilk hareket; emri yerine getirmeyeceğini söz veya davranışlarıyla açıkça ortaya koyarsa ikinci hareket; emri açıkça reddetmeden hareketsiz kalır ve tekrar edilen emre rağmen yine yerine getirmezse üçüncü hareket gündeme gelir.
Örneğin amirin personele belirli bir saatte belirli bir görev yerine gitmesi yönünde açık bir emir verdiğini ve personelin emri bildiği hâlde hiçbir şekilde göreve gitmediğini düşünelim. Bu durumda emrin ikinci kez verilmemiş olması, şartları mevcutsa “hizmete ilişkin emri hiç yapmama” şeklindeki AsCK m.87/1 kapsamındaki suçun oluşmasına tek başına engel değildir.
Buna karşılık personelin emrin gereğini yerine getirmeye başlaması, ancak işi eksik bırakması veya emri farklı biçimde uygulaması durumunda değerlendirme değişebilir. Böyle bir eylemin ceza hukuku anlamında emre itaatsizlikte ısrar yerine 6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu’ndaki “emre itaatsizlik” disiplinsizliği kapsamında kalıp kalmadığı araştırılmalıdır. Bu nedenle her emre aykırılığın AsCK m.87 kapsamında değerlendirilmesi doğru değildir.
AsCK 87’de Neden “Israr” Kelimesi Kullanılmaktadır?
Suçun kanundaki başlığının “İtaatsizlikte ısrar edenlerin cezası” şeklinde olması uygulamada önemli bir yanlış anlamaya neden olmaktadır. Günlük dilde ısrar, aynı davranışın birkaç kez tekrarlanmasını ifade ettiği için suçun da ancak emir birkaç kez tekrar edilirse oluşacağı düşünülebilmektedir. Ancak ceza hukukunda suçun unsurları yalnızca madde başlığına göre değil, maddenin açık metnine göre belirlenir.
AsCK m.87’nin metni, hizmete ilişkin emrin hiç yapılmasını da bağımsız olarak cezalandırmaktadır. Bu nedenle belirli bir emrin bir defa verilmesi ve asker kişinin o emri bilerek hiçbir şekilde yerine getirmemesi hâlinde suçun birinci şekli oluşabilir. Bu ihtimalde “ısrar” için ikinci bir emir aranmaz.
Kanundaki daha ağır ikinci ceza grubunda ise itaatsizlik iradesinin daha belirgin hâle geldiği durumlar düzenlenmektedir. Emri açıkça reddeden veya tekrar edilen emre rağmen itaatsizliğini sürdüren kişinin askerî otoriteye karşı koyma iradesinin daha yoğun olduğu kabul edilerek daha yüksek ceza aralığı öngörülmüştür.
“Yapmıyorum” Demek Tek Başına Emre İtaatsizlikte Israr Suçu Olabilir mi?
Asker kişinin hizmete ilişkin, kendisine açıkça yöneltilmiş bir emir karşısında emri yerine getirmeyeceğini kesin ifadelerle bildirmesi AsCK m.87 açısından önemli bir durumdur. Kanun, emrin yerine getirilmesini söz veya fiille açıkça reddetmeyi bağımsız bir seçimlik hareket olarak düzenlemektedir. Bu nedenle kişinin “yapmıyorum”, “gitmiyorum”, “bu göreve çıkmayacağım” veya aynı anlamı taşıyan kesin ifadeler kullanması hâlinde emrin mutlaka yeniden verilmesi şart değildir.
Yargı uygulamasında da bir görevin yerine getirilmesi yönündeki emir karşısında personelin görevi yapmayacağını açık biçimde ifade etmesi ve davranışlarıyla da bu iradeyi ortaya koyması emre itaatsizlikte ısrar olarak değerlendirilebilmektedir. Burada önemli olan, personelin sözlerinin basit bir soru, tereddüt veya emir hakkında açıklama istemekten öte, emrin yerine getirilmeyeceğini açık biçimde ortaya koymasıdır.
Örneğin “bu görevin başlangıç saati kaç?” veya “şu personelle mi gideceğim?” şeklindeki sorular emrin reddedilmesi değildir. Buna karşılık “ne söylerseniz söyleyin gitmeyeceğim” şeklindeki ifade açık ret niteliği taşıyabilir. Sözlerin hangi bağlamda söylendiği, konuşmanın tamamı ve personelin sonrasında nasıl hareket ettiği birlikte değerlendirilmelidir.
Emre Önce Uymayıp Tekrar Edilince Yerine Getirmek Suç mudur?
Personelin ilk emir üzerine hemen harekete geçmemesi ancak emir tekrar edildikten sonra gereğini tamamen yerine getirmesi hâlinde AsCK m.87’nin uygulanması her olayda otomatik değildir. Özellikle “emir tekrar edildiği hâlde yerine getirmemek” şeklindeki seçimlik hareket bakımından suçun oluşması için tekrar edilen emre rağmen itaatsizliğin sürmesi gerekir. Personel ikinci emir üzerine görevi yerine getirirse bu özel hareket biçimi gerçekleşmiş olmaz.
Bununla birlikte ilk emrin zamanında yerine getirilmemesinin askerî hizmet üzerinde meydana getirdiği etki ve personelin kastı ayrıca değerlendirilmelidir. Emrin belirli bir anda yerine getirilmesi zorunluysa ve o anın geçmesiyle emrin yerine getirilme imkânı tamamen ortadan kalkmışsa sonradan yapılan davranış ilk emrin “hiç yapılmadığı” değerlendirmesini değiştirmeyebilir. Buna karşılık yapılması devam eden bir emir gecikmeli olarak tamamen yerine getirilmişse ceza suçu yerine disiplin sorumluluğu gündeme gelebilir.
Bu nedenle “emri ikinci söyleyişinde yaptım, hiçbir sorumluluk doğmaz” şeklinde kesin bir sonuç da çıkarılmamalıdır. Emrin konusu, yerine getirilmesi gereken zaman, gecikmenin hizmet üzerindeki etkisi ve personelin davranışının niteliği birlikte değerlendirilmelidir.
Emri Eksik Yapmak Emre İtaatsizlikte Israr Suçu mudur?
Emrin hiçbir şekilde yerine getirilmemesi ile emrin yerine getirilmesine başlanıp eksik şekilde tamamlanması arasında önemli bir hukuki fark bulunmaktadır. AsCK m.87’nin birinci hareketi “hizmete ilişkin emri hiç yapmamak” şeklinde düzenlenmiştir. Buna karşılık 6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu’nun 19. maddesi “emre itaatsizlik” disiplinsizliğini, hizmete ilişkin bir emri kasıtlı olarak tam yapmamak veya değiştirerek ya da sınırını aşarak yapmak şeklinde tanımlamaktadır.
Dolayısıyla asker kişi emrin gereğini yerine getirmek amacıyla harekete geçmiş, fakat emrin yalnızca bir kısmını yapmışsa eylemin ceza suçu yerine disiplin hukuku içerisinde değerlendirilmesi mümkün olabilir. Aynı şekilde personelin kendisine verilen emri değiştirerek uygulaması veya yetki sınırını aşarak yerine getirmesi de 6413 sayılı Kanun bakımından disiplin sorumluluğuna neden olabilir.
Bu ayrım özellikle ceza yargılaması bakımından son derece önemlidir. Çünkü AsCK m.87 kapsamında hapis cezası ve askerî suç mahkûmiyeti söz konusu olurken, 6413 sayılı Kanun’daki emre itaatsizlik bir disiplin yaptırımıdır. Fiilin yanlış nitelendirilmesi personel bakımından çok daha ağır sonuçların ortaya çıkmasına neden olabilir.
Emri Değiştirerek Yapmak AsCK 87 Kapsamında mıdır?
Personelin hizmete ilişkin emrin esasını yerine getirmesine rağmen uygulama biçimini kendi iradesiyle değiştirmesi, her durumda emrin hiç yapılması anlamına gelmez. 6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu bu durumu ayrıca düzenlemekte ve hizmete ilişkin emri değiştirerek yerine getirmeyi “emre itaatsizlik” disiplinsizliği kapsamında kabul etmektedir.
Örneğin amirin belirli bir işlemin belirli usulle gerçekleştirilmesini emretmesine rağmen personelin işlemi başka bir yöntemle gerçekleştirmesi durumunda öncelikle emrin asli amacının yerine getirilip getirilmediğine bakılmalıdır. Eğer hizmet tamamen yerine getirilmiş ancak emir sınırları değiştirilmişse disiplin hukuku değerlendirmesi ön plana çıkabilir.
Buna karşılık personelin yaptığı değişiklik sonucunda emrin temel amacı hiç gerçekleşmemişse veya görünüşte emir uygulanıyor gibi davranılmasına rağmen gerçekte emrin gereği yerine getirilmemişse AsCK m.87 bakımından farklı sonuca ulaşılabilir. Bu nedenle yalnızca “bir şeyler yaptım” demek suçun oluşmasını engellemez; yapılan davranışın emrin gerçek gereğini karşılayıp karşılamadığı araştırılmalıdır.
Emrin Hizmete İlişkin Olması Neden Önemlidir?
AsCK m.87 kapsamında cezalandırılabilmek için yerine getirilmeyen emrin askerî hizmete ilişkin olması gerekir. Her amir talebi, sırf yüksek rütbeli kişi tarafından söylendiği için Askerî Ceza Kanunu anlamında hizmet emri hâline gelmez. Emir, askerî görevin, disiplinin, eğitimin, güvenliğin, birliğin işleyişinin veya mevzuatta öngörülen askerî yükümlülüklerin yerine getirilmesiyle bağlantılı olmalıdır.
211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nda hizmet; kanun ve düzenlemelerde yapılması veya yapılmaması öngörülen hususlar ile amir tarafından emredilen veya yasaklanan askerî işler çerçevesinde ele alınmaktadır. Emir ise hizmete ait bir talep veya yasağın söz, yazı veya başka bir yöntemle ifade edilmesidir. Dolayısıyla emre itaatsizlikte ısrar dosyasının ilk inceleme alanlarından biri, verilen talimatın gerçekten askerî hizmetle bağlantılı olup olmadığıdır.
Amirin tamamen şahsi ihtiyacını karşılamaya yönelik, askerî hizmetle ilgisi bulunmayan bir isteğinin yerine getirilmemesi AsCK m.87 kapsamında değerlendirilemez. Bununla birlikte disiplinin sağlanmasına, görevin yürütülmesine veya birlik düzeninin korunmasına yönelik emirlerin hizmete ilişkin kabul edilmesi mümkündür. Her somut olayın kendi şartlarına göre değerlendirilmesi gerekir.
Bir Emrin AsCK 87 Kapsamında Olabilmesi İçin Açık ve Belirli Olması Gerekir mi?
Asker kişinin ceza sorumluluğundan söz edilebilmesi için hangi davranışın kendisinden istendiğini veya hangi davranışın yasaklandığını anlayabilmesi gerekir. Bu nedenle emir açık, anlaşılabilir ve somut olay bakımından belirlenebilir nitelikte olmalıdır. Personelin ne yapması gerektiğinin anlaşılamadığı belirsiz bir açıklamadan hareketle emre itaatsizlikte ısrar suçundan mahkûmiyet kurulması hukuki güvenlik ve ceza sorumluluğunun şahsiliği bakımından sorun oluşturabilir.
Yargıtay’ın güncel kararlarında da emrin personele gerçekten tebliğ edilip edilmediği ve içeriğinin belirli olup olmadığı üzerinde durulmaktadır. Özellikle kışla içerisinde telefon kullanımı veya askerî fotoğrafların sosyal medyada paylaşılması gibi önceden düzenlenmiş yasaklara dayanan dosyalarda, ilgili yasağın sanığa açık biçimde bildirilip bildirilmediğinin tespit edilmesi gerekir.
Dolayısıyla birliğin genel uygulamasından, herkesin bildiği varsayımından veya daha önce başka personele yapılan açıklamalardan hareketle kişinin ceza sorumluluğu otomatik olarak kurulamaz. Emrin sanığın bilgisine ulaştığının ve sanığın emrin kapsamını bildiğinin ortaya konulması gerekir.
Emir Mutlaka Yazılı mı Olmalıdır?
Hizmete ilişkin emrin geçerli olabilmesi için her durumda yazılı şekilde düzenlenmesi şart değildir. Askerî hizmetin niteliği gereği çok sayıda emir sözlü olarak verilmektedir ve sözlü emirler de hukuki sonuç doğurabilir. Ayrıca telefon, telsiz, mesaj veya başka iletişim araçlarıyla verilen emirlerin de şartları mevcutsa hizmet emri niteliği taşıması mümkündür.
Ancak sözlü emirlerde ispat sorunu daha sık ortaya çıkmaktadır. Amir emri verdiğini, personel ise böyle bir emir duymadığını ileri sürebilir. Bu durumda olay yerindeki diğer personelin ifadeleri, telsiz kayıtları, WhatsApp veya SMS yazışmaları, görev belgeleri ve diğer deliller değerlendirilmelidir.
Ceza mahkûmiyeti bakımından yalnızca amirin “ben emir verdim” beyanıyla yetinilip yetinilemeyeceği somut dosyanın diğer delillerine göre değerlendirilir. Özellikle emrin içeriği ve personelin bunu gerçekten öğrenip öğrenmediği konusunda makul şüphe bulunuyorsa bu şüphenin giderilmesi gerekir.
WhatsApp’tan Verilen Emre Uymamak AsCK 87 Suçu Olabilir mi?
Askerî hizmete ilişkin bir emrin WhatsApp veya benzeri elektronik iletişim sistemi üzerinden personele bildirilmiş olması, emrin sırf bu nedenle hukuken geçersiz olduğu anlamına gelmez. Önemli olan emrin yetkili kişi tarafından verilmesi, askerî hizmete ilişkin olması, içeriğinin açık olması ve personele ulaştığının ortaya konulabilmesidir.
Örneğin personelin belirli saatte birliğe gelmesi, göreve çıkması veya hizmete ilişkin belirli işlemi yapması yönündeki emir WhatsApp üzerinden açık biçimde gönderilmiş ve personelin mesajı aldığı anlaşılmış olabilir. Personelin bu emri bilerek hiçbir şekilde yerine getirmemesi hâlinde AsCK m.87 kapsamında değerlendirme yapılabilir.
Bununla birlikte mesajın yalnızca bilgi verme, tavsiye veya genel hatırlatma niteliğinde olup olmadığı ayrıca araştırılmalıdır. “Yarın erken gelirsen iyi olur” şeklindeki ifade ile “yarın saat 07.00’de görev yerinde hazır bulunacaksın” şeklindeki kesin emir aynı hukuki nitelikte değildir. Mesajın bütün içeriği ve tarafların görev ilişkisi birlikte değerlendirilmelidir.
Önceden Tebliğ Edilmiş Genel Bir Emri Bir Kez İhlal Etmek Suç Olabilir mi?
Askerî hizmette bazı emirler belirli bir olay sırasında anlık olarak verilmez; önceden yayımlanarak personele tebliğ edilen sürekli yasak veya talimatlar şeklinde olabilir. Örneğin belirli askerî bölgelerde fotoğraf çekilmemesi, bazı elektronik cihazların kullanılmaması veya belirli güvenlik kurallarına uyulması yönünde emirler önceden personele tebliğ edilebilir.
Bu nitelikteki emrin hizmete ilişkin, açık ve personele tebliğ edilmiş olması durumunda emre aykırı davranışın yalnızca bir kez gerçekleşmiş olması AsCK m.87 bakımından değerlendirmeye engel değildir. Çünkü yasaklayıcı emre aykırı davranılması, verilen emrin gereğinin yerine getirilmemesi anlamına gelebilir.
Bununla birlikte Yargıtay güncel uygulamasında, personelin gerçekten böyle bir emri tebellüğ edip etmediğinin araştırılmasını önemli görmektedir. Sadece birliğin genel kuralı olduğu ileri sürülerek veya başka personelin emri bildiğinden hareket edilerek ceza sorumluluğu kurulması yeterli olmayabilir.
Akıllı Telefon Kullanmak Her Durumda Emre İtaatsizlikte Israr Suçu mudur?
Askerî birlikte akıllı telefon kullanılması veya bulundurulması tek başına her durumda AsCK m.87 suçunun oluştuğu anlamına gelmez. Öncelikle ilgili tarihte askerî hizmete ilişkin açık bir yasaklayıcı emir bulunup bulunmadığı, bu emrin personele tebliğ edilip edilmediği ve personelin söz konusu yasağı bilerek ihlal edip etmediği belirlenmelidir.
Ayrıca fiilin AsCK m.87 kapsamında askerî suç mu yoksa 6413 sayılı Kanun kapsamında disiplin ihlali mi olduğu somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Yargıtay’ın yakın tarihli kararlarında akıllı telefon kullanımı nedeniyle kurulan bazı mahkûmiyetler, fiilin askerî suç yerine disiplin hukuku kapsamında değerlendirilmesi gerektiği veya sanığa tebliğ edilmiş açık emir bulunup bulunmadığının yeterince araştırılmadığı gerekçeleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.
Bu nedenle askerî birlikte yasak olan bir cihazın kullanıldığı tespit edildiğinde doğrudan AsCK m.87 sonucuna ulaşılmamalıdır. Emrin hukuki niteliği, tebliği, kapsamı ve somut davranışın özellikleri ayrıca incelenmelidir.
Emri Yerine Getirmenin Objektif Olarak İmkânsız Olması Durumunda Suç Oluşur mu?
Emre itaatsizlikte ısrar suçu kasıtlı olarak işlenen bir suçtur. Personelin emri yerine getirmeyi istemesine rağmen fiziksel veya hukuki olarak bunu yapmasının objektif biçimde imkânsız olması hâlinde, itaatsizlik kastından söz edilmesi mümkün olmayabilir. Örneğin ciddi bir sağlık sorunu, teknik imkânsızlık veya kişinin iradesi dışındaki başka engeller emrin yerine getirilememesine neden olabilir.
Ancak personelin yalnızca “yapamadım” demesi yeterli değildir. Emrin yerine getirilememesinin neden kaynaklandığı, engelin gerçek olup olmadığı ve personelin emri yerine getirmek için makul çaba gösterip göstermediği araştırılmalıdır. Özellikle sağlık gerekçesi ileri sürülüyorsa sağlık kayıtları ve olay anındaki durum değerlendirmeye alınabilir.
Emrin yerine getirilmesi güç fakat mümkünse personelin sırf işi yapmak istememesi imkânsızlık olarak kabul edilmez. Objektif imkânsızlık ile kişisel isteksizlik veya zorluk birbirinden ayrılmalıdır.
Emri Yanlış Anlamak Emre İtaatsizlikte Israr Suçu Oluşturur mu?
Suçun oluşması için personelin kendisine verilen hizmete ilişkin emri bilerek ve isteyerek yerine getirmemesi gerekir. Emir yeterince açık değilse veya personelin emri makul biçimde farklı anlamasına neden olabilecek bir durum varsa kastın oluşup oluşmadığı tartışılabilir. Özellikle sözlü ve hızlı biçimde verilen emirlerde bu tür uyuşmazlıklar ortaya çıkabilmektedir.
Personelin yanlış anlamasının gerçek ve makul olup olmadığı olayın koşullarıyla değerlendirilir. Amir tarafından emir tekrar edilmiş, açıklanmış ve personelin ne yapması gerektiği açıkça belirtilmişse “yanlış anladım” savunmasının kabul edilmesi daha güç olabilir. Buna karşılık birbiriyle çelişen emirler veya belirsiz ifadeler söz konusuysa farklı sonuç ortaya çıkabilir.
Bu nedenle soruşturma ve yargılamada yalnızca emrin verildiğinin değil, emrin içeriğinin ve personelin ne anladığının da belirlenmesi önemlidir.
Birbiriyle Çelişen İki Emir Varsa Ne Olur?
Askerî hizmet içerisinde personelin farklı amirlerden birbiriyle bağdaşmayan talimatlar aldığı durumlar ortaya çıkabilir. Böyle bir olayda emre itaatsizlikte ısrar değerlendirmesi yapılırken personelin hangi emre uymak zorunda olduğu, emirlerin verildiği zaman, emir veren kişilerin yetkisi ve personelin çelişkiyi gidermek için ne yaptığı araştırılmalıdır.
Personelin aynı anda yerine getirilmesi objektif olarak mümkün olmayan iki emir arasında kalması ve bu nedenle emirlerden birini yerine getirememesi, bilinçli askerî itaatsizlikle aynı şekilde değerlendirilemez. Özellikle personelin amirlerine durumu bildirmesi ve yeni talimat istemesi kast değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Buna karşılık açık biçimde öncelikli ve geçerli emrin hangisi olduğu bilindiği hâlde personelin kendi tercihine göre diğer emri gerekçe göstererek hizmet emrini yerine getirmemesi farklı bir hukuki sonuç doğurabilir.
Emri Sorgulamak veya İtiraz Etmek Emre İtaatsizlikte Israr Suçu mudur?
Asker kişinin verilen emre ilişkin soru sorması, açıklama istemesi veya belirli şartlarda hukuka aykırılık kanaatini bildirmesi her durumda emre itaatsizlikte ısrar anlamına gelmez. 6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu da emrin mütalaa edilmesini ayrıca düzenlemekte ve astın belirli şartlarda fikrini ifade edebilmesine ilişkin sınırlar getirmektedir.
Önemli olan personelin emir hakkındaki görüşünü bildirdikten sonra amirin kararına karşı ne yaptığıdır. Personel itirazını ifade etmiş ancak sonrasında emri yerine getirmişse AsCK m.87 bakımından durum ile “bu emri kesinlikle yapmayacağım” diyerek uygulamayı reddetmesi aynı değildir.
Bu nedenle konuşmanın tamamının değerlendirilmesi gerekir. Personelin söylediği tek bir cümlenin konuşmanın bağlamından çıkarılarak açık ret gibi değerlendirilmesi hatalı olabilir.
Kanunsuz Emre Uymamak Emre İtaatsizlikte Israr Suçu mudur?
Askerî itaat sistemi, her türlü talimatın sınırsız biçimde yerine getirilmesi anlamına gelmez. Özellikle konusu suç teşkil eden emirlerin yerine getirilmesi hukuk düzeni tarafından korunmaz. Diğer hukuka aykırılık hâllerinde ise askerî hizmetin kendine özgü emir ve itaat kuralları ile ilgili özel mevzuat birlikte değerlendirilmelidir.
Bu nedenle personelin “emir hukuka aykırıydı” şeklindeki savunması incelenmeden reddedilmemelidir. Ancak personelin sadece emri uygun bulmaması, zor olduğunu düşünmesi veya amirin kararına katılmaması da otomatik olarak emre uymama hakkı vermez.
Savunmada emrin hangi kanun veya düzenlemeye aykırı olduğu somut biçimde açıklanmalı ve mümkünse ilgili belgeler ortaya konulmalıdır. Genel ve soyut biçimde “emir bana göre yanlıştı” denilmesi çoğu durumda yeterli olmayacaktır.
Emre İtaatsizlikte Israr ile Emre İtaatsizlik Disiplinsizliği Arasındaki Fark Nedir?
Bu iki kavramın isimleri birbirine çok benzediği için uygulamada sıkça karıştırılmaktadır. Emre itaatsizlikte ısrar, 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu’nun 87. maddesinde düzenlenen ve hapis cezası öngören askerî bir suçtur. Emre itaatsizlik ise 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu’nun 19. maddesinde düzenlenen ve hizmet yerini terk etmeme cezasını gerektiren bir disiplinsizliktir.
AsCK m.87 bakımından hizmete ilişkin emrin hiç yapılması, emrin açıkça reddedilmesi veya tekrarına rağmen hiç yerine getirilmemesi ön plana çıkar. 6413 sayılı Kanun’daki emre itaatsizlik ise hizmete ilişkin emri kasıtlı olarak tam yapmamak, değiştirerek yapmak veya sınırını aşarak yapmak şeklinde tanımlanmıştır.
Bu nedenle en önemli ayrım, personelin emrin icrasına hiç başlayıp başlamadığı ve emrin özünü yerine getirip getirmediğidir. Emrin hiçbir şekilde yapılmaması ceza suçu yönünden değerlendirilirken, emrin yapılmasına başlanıp eksik veya değiştirilerek yerine getirilmesi disiplin hukuku içinde kalabilir. Ancak her somut olayın hizmet üzerindeki etkisi ve personelin kastı ayrıca değerlendirilmelidir.
Emre İtaatsizlik Disiplinsizliğinin Cezası Nedir?
6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu’nun 19. maddesinde düzenlenen emre itaatsizlik, hizmet yerini terk etmeme cezasını gerektiren disiplinsizlikler arasındadır. Bu fiil, hizmete ilişkin emrin kasıtlı olarak tam yapılmaması, değiştirilerek yerine getirilmesi veya sınırının aşılması suretiyle oluşmaktadır.
Bu yaptırım ceza mahkemesi tarafından verilen hapis cezasından farklıdır. Disiplin hukuku içerisinde yetkili disiplin makamları tarafından uygulanır ve personelin askerî disiplin kayıtları üzerinde sonuç doğurur. Bununla birlikte bir fiilin ceza suçu oluşturup oluşturmadığının ayrıca araştırılması mümkündür.
Aynı davranışın yanlış şekilde AsCK m.87 kapsamında değerlendirilmesi, personelin ceza mahkemesinde hapis cezasıyla yargılanmasına ve bazı statüler bakımından mesleki sonuçlarla karşılaşmasına neden olabileceğinden, ceza suçu ile disiplin ihlali arasındaki ayrım büyük önem taşımaktadır.
Emre Uymamanın Hizmeti Aksatması Şart mıdır?
AsCK m.87’nin temel şeklinin oluşması bakımından her olayda ayrıca somut ve büyük bir hizmet zararının meydana gelmesi şart değildir. Hizmete ilişkin emrin kasten hiç yerine getirilmemesi kanunda başlı başına cezalandırılmıştır. Bununla birlikte emrin niteliği ve ortaya çıkan sonuç, suçun daha ağır hükümlerinin uygulanması bakımından önem taşıyabilir.
Emre itaatsizlik sonucunda bir insanın hayatının tehlikeye düşmesi, askerî birliğin güvenliği veya savaş hazırlığının önemli ölçüde zarar görmesi ya da büyük bir zararın meydana gelmesi gibi durumlarda Askerî Ceza Kanunu’nun daha ağır sonuç bağlayan hükümleri gündeme gelebilir.
Bu nedenle bir emrin yerine getirilmemesinin yalnızca “kimse zarar görmedi” gerekçesiyle ceza sorumluluğu dışında bırakılacağı düşünülmemelidir. Ancak meydana gelen sonuç, cezanın niteliğini ve uygulanacak maddeyi etkileyebilir.
Toplu Asker Karşısında Emre Uymamak Cezayı Ağırlaştırır mı?
Emre itaatsizlikte ısrar fiilinin belirli şartlar altında işlenmesi hâlinde Askerî Ceza Kanunu’nun 88. maddesi daha ağır ceza öngörmektedir. Fiilin toplu asker karşısında, silah başı emrine karşı, asker kişi silahlı iken veya hizmetten kısmen ya da tamamen sıyrılmak kastıyla işlenmesi bu kapsamda değerlendirilebilir.
Bu durumlarda barış zamanında altı aydan beş yıla kadar hapis cezası gündeme gelebilir. Dolayısıyla emrin niteliği kadar itaatsizliğin nerede, kimlerin önünde ve hangi amaçla gerçekleştirildiği de önemlidir.
Örneğin çok sayıda personelin önünde amirin otoritesine açık biçimde karşı çıkılarak emrin reddedilmesi ile amirle baş başa yaşanan olay aynı ceza hükmüne tabi olmayabilir. Ancak “toplu asker karşısında” unsurunun somut olayda gerçekten oluşup oluşmadığı ayrıca incelenmelidir.
Hizmetten Sıyrılmak İçin Emre Uymamak Daha Ağır Suç mudur?
Asker kişinin verilen emri yerine getirmemesinin amacı, belirli askerî hizmetten tamamen veya kısmen kurtulmak ise AsCK m.88 kapsamında daha ağır cezalandırma gündeme gelebilir. Örneğin nöbet, operasyon, devriye veya başka hizmete çıkmamak amacıyla verilen emre karşı koyulması somut olayın özelliklerine göre hizmetten sıyrılma kastı kapsamında değerlendirilebilir.
Ancak personelin her emre uymamasında otomatik olarak hizmetten sıyrılma kastı bulunduğu kabul edilmemelidir. Failin amacı delillerle ortaya konulmalıdır. Kişinin sağlık sorunu, emri yanlış anlaması veya başka bir hukuki gerekçesi bulunması hâlinde bu özel kastın varlığı tartışmalı olabilir.
Bu nedenle AsCK m.88 kapsamında daha ağır ceza uygulanacaksa kişinin sadece emre uymadığının değil, hizmetten sıyrılma amacıyla hareket ettiğinin de somut olaydan çıkarılabilir olması gerekir.
Emre İtaatsizlikte Israr Suçu Kasten mi İşlenir?
Emre itaatsizlikte ısrar suçunda personelin hizmete ilişkin emri bildiği hâlde bilerek ve isteyerek yerine getirmemesi gerekir. Taksirli, dikkatsiz veya unutkan davranışlar aynı şekilde AsCK m.87 kapsamında değerlendirilmez. Suçun manevi unsuru olan itaatsizlik iradesi somut olayın bütün şartlarından tespit edilmelidir.
Örneğin personelin emir verildiğini hiç duymaması, mesajın kendisine ulaşmaması veya emri yerine getirdiğini makul biçimde düşünmesi hâlinde kastın bulunup bulunmadığı tartışılabilir. Buna karşılık açık ve net emir karşısında “yapmayacağım” şeklinde beyanda bulunulması kastı güçlü şekilde ortaya koyabilir.
Bu nedenle yalnızca emrin sonuç olarak yapılmamış olması yeterli değildir. Personelin neden emri yerine getirmediği ve emirden haberdar olup olmadığı araştırılmalıdır.
Emre İtaatsizlikte Israr Suçu Sırf Askerî Suç mudur?
Emre itaatsizlikte ısrar, yalnızca asker kişi tarafından işlenebilen ve doğrudan askerî hizmet ile disiplin düzenini koruyan sırf askerî suçlardandır. Asker olmayan bir kişinin AsCK m.87 anlamında emre itaatsizlikte ısrar suçunun faili olması mümkün değildir.
Bu nitelendirme soruşturma ve personel hukuku bakımından da önem taşımaktadır. Askerî suçlara ilişkin özel soruşturma hükümleri uygulanır ve olay klasik bir Türk Ceza Kanunu suçu gibi değerlendirilmez.
Ayrıca suçun işlendiği tarihte failin asker kişi statüsünün bulunması gerekir. Özellikle statüsü sona ermiş kişiler veya Jandarma Genel Komutanlığı personeli bakımından Askerî Ceza Kanunu’nun uygulanabilirliği somut görev ve statüye göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Jandarma Personelinde Emre İtaatsizlikte Israr Suçu Her Emre Uygulanır mı?
Jandarma Genel Komutanlığının statüsünde yapılan mevzuat değişiklikleri nedeniyle jandarma personeli bakımından Askerî Ceza Kanunu’nun uygulanması Türk Silahlı Kuvvetleri personelinden farklı özellikler gösterebilir. Jandarma personelinin her görevi askerî görev niteliğinde olmadığından, AsCK m.87’nin uygulanması için somut emrin askerî görev ve askerî hizmet kapsamında bulunup bulunmadığının ayrıca belirlenmesi gerekebilir.
Yargıtay uygulamasında da jandarma personelinin yalnızca askerî görev verilmesi hâlinde bu görevlerden doğan askerî suçlar yönünden özel değerlendirme yapılması gerektiği üzerinde durulmaktadır. Bu nedenle örneğin kolluk ve asayiş görevi sırasında verilen her talimatın otomatik biçimde AsCK m.87 kapsamındaki askerî hizmet emri olduğu söylenemez.
Bu ayrım özellikle jandarma uzman çavuşlar, astsubaylar ve subaylar hakkındaki emre itaatsizlikte ısrar soruşturmalarında başlangıçta incelenmesi gereken önemli konulardan biridir.
Emre İtaatsizlikte Israr Suçu Şikâyete Bağlı mıdır?
Emre itaatsizlikte ısrar suçunda korunan hukuki değer belirli bir amirin kişisel menfaati değil, askerî hizmetin gereği gibi yürütülmesi ve askerî disiplinin korunmasıdır. Bu nedenle suçun soruşturulması emri veren amirin şikâyetçi olmasına bağlı değildir.
Amirin daha sonra personelle barışması veya “şikâyetçi değilim” şeklinde açıklama yapması suçun meydana gelmiş olması hâlinde soruşturmayı otomatik olarak sona erdirmez. Emri veren amir de suçun klasik anlamda kişisel mağduru olarak değil, askerî hizmet ilişkisi içerisinde emri veren kişi olarak değerlendirilmektedir.
Bununla birlikte amirin olay hakkındaki ifadeleri, emrin içeriğinin ve personelin davranışlarının belirlenmesi bakımından önemli bir delildir.
Emre İtaatsizlikte Israr Soruşturmasında İzin Gerekir mi?
Asker kişilerin işlediği askerî suçların soruşturulmasında Askerî Ceza Kanunu’nun özel soruşturma izni sistemi uygulanmaktadır. Emre itaatsizlikte ısrar da sırf askerî suç niteliğinde olduğundan soruşturma sürecinde AsCK Ek 15 hükümleri dikkate alınmalıdır.
Soruşturma izninin hangi makam tarafından verileceği personelin statüsüne ve görev yaptığı birlik veya kuruma göre belirlenir. Yetkili makamın bulunmaması veya soruşturma izni sürecinin usulüne uygun yürütülmemesi ceza dosyasında ayrıca incelenmesi gereken bir konudur.
Bu nedenle savunmada yalnızca emrin uygulanıp uygulanmadığına değil, ceza soruşturmasının özel askerî usule uygun şekilde başlatılıp başlatılmadığına da bakılmalıdır.
Emre İtaatsizlikte Israr Suçuna Hangi Mahkeme Bakar?
Askerî mahkemelerin kaldırılmasından sonra Askerî Ceza Kanunu kapsamındaki suçların yargılaması adli yargı içerisinde gerçekleştirilmektedir. Emre itaatsizlikte ısrar suçuna ilişkin soruşturma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülür ve dava açılması hâlinde suçun ceza sınırına göre görevli ceza mahkemesinde yargılama yapılır.
Askerî mahkemelerin kaldırılmış olması Askerî Ceza Kanunu’nun veya AsCK m.87’nin yürürlükten kalktığı anlamına gelmez. Yargılama makamı değişmiş olmakla birlikte askerî suçun unsurları Askerî Ceza Kanunu hükümlerine göre belirlenmeye devam etmektedir.
Ceza yargılamasında emir belgeleri, tanık beyanları, tutanaklar, görüntü kayıtları, elektronik mesajlar ve diğer deliller birlikte değerlendirilir.
Emre İtaatsizlikte Israr Uzman Erbaşın Sözleşmesini Etkiler mi?
Emre itaatsizlikte ısrar suçunun uzman erbaşlar bakımından sonucu yalnızca ceza mahkemesinde verilebilecek hapis cezasıyla sınırlı değildir. 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun 12. maddesi, emre itaatsizlikte ısrar suçunu uzman erbaş statüsünün devamı bakımından özellikle sayılan askerî suçlar arasında düzenlemektedir.
Bu nedenle uzman çavuş veya uzman onbaşı hakkında AsCK m.87 kapsamında yürütülen ceza davasının sonucu mesleki statü bakımından da ciddi önem taşır. Kanun metni, bu suçlara ilişkin cezanın ertelenmesi, seçenek yaptırıma çevrilmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya af gibi durumlara yönelik ayrıca özel düzenleme de içermektedir. Somut ceza kararının uzman erbaş sözleşmesine etkisi bu özel personel hükümleriyle birlikte değerlendirilmelidir.
Bu nedenle bir uzman erbaş hakkında “yalnızca 25 gün hapis” veya “ceza para cezasına çevrildi” şeklindeki sonuçların mesleki açıdan önemsiz olduğu varsayılmamalıdır. Fiilin AsCK m.87 yerine yalnızca 6413 sayılı Kanun kapsamındaki disiplin ihlali olup olmadığı yönündeki hukuki ayrım uzman erbaş bakımından özellikle büyük önem taşımaktadır.
Emre İtaatsizlikte Israr Uzman Erbaşın Sözleşmesinin Feshine Neden Olabilir mi?
Uzman Erbaş Kanunu, emre itaatsizlikte ısrar suçundan mahkûmiyeti sözleşmenin feshi bakımından açıkça önem taşıyan durumlardan biri olarak düzenlemektedir. Bu nedenle AsCK m.87 kapsamında kesinleşen ceza kararları uzman erbaşın Türk Silahlı Kuvvetleriyle ilişiğinin devamı yönünden ağır sonuçlar doğurabilir.
Bu noktada ceza yargılamasındaki hukuki nitelendirmenin önemi daha açık ortaya çıkar. Personelin eylemi gerçekte hizmete ilişkin emrin eksik yapılmasından ibaret olduğu hâlde AsCK m.87 kapsamında “emri hiç yapmamak” olarak nitelendirilirse, yalnızca ceza miktarı değil kişinin bütün mesleki statüsü etkilenebilir.
Dolayısıyla uzman erbaş dosyalarında emrin ne olduğu, emrin tam mı kısmen mi yerine getirildiği, emir tekrarının bulunup bulunmadığı ve açık ret iradesinin ortaya çıkıp çıkmadığı ayrıntılı şekilde incelenmelidir.
Emre İtaatsizlikte Israr Subay ve Astsubayların Mesleğini Etkiler mi?
Subay ve astsubay bakımından da AsCK m.87 kapsamında mahkûmiyet yalnızca adli ceza sonucu doğuran sıradan bir olay olarak değerlendirilmemelidir. Askerî disiplin ve personel mevzuatı bakımından mahkûmiyetin personelin statüsü, disiplin durumu, sicili ve bazı durumlarda Silahlı Kuvvetlerden ayırma süreci üzerinde ayrıca etkileri bulunabilir.
Ancak subay ve astsubayların statü rejimi uzman erbaşların sözleşmeli statüsünden farklı olduğundan, her mahkûmiyetin otomatik biçimde aynı sonucu doğurduğu söylenemez. Uygulanacak personel ve disiplin mevzuatı, suçun niteliği ve ceza kararının sonucu birlikte değerlendirilmelidir.
Bu nedenle AsCK m.87 soruşturması bulunan subay veya astsubayın da dosyayı yalnızca ceza miktarı yönünden değerlendirmemesi gerekir.
Bir Kez Emre Uymamak Nedeniyle Hem Ceza Davası Hem Disiplin Soruşturması Yapılabilir mi?
Asker kişinin davranışı AsCK m.87 kapsamında askerî suç şüphesi oluşturuyorsa ceza soruşturması yürütülmesi, aynı olayın disiplin hukuku açısından ayrıca değerlendirilmesine engel değildir. 6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu, adli soruşturma veya kovuşturmanın disiplin soruşturması ve disiplin cezasına engel olmadığını açık biçimde kabul etmektedir.
Ancak disiplin makamlarının aynı fiilin hangi disiplin maddesini oluşturduğunu ayrıca değerlendirmesi gerekir. Aynı davranış nedeniyle 6413 sayılı Kanunda düzenlenen birden fazla disiplin cezasının keyfî biçimde uygulanması mümkün değildir.
Ceza mahkemesinin daha sonra vereceği beraat kararının disiplin işlemine etkisi ise beraatin gerekçesine göre belirlenir. Mahkeme emrin hiç verilmediğini veya sanığa ulaşmadığını tespit etmişse aynı emir üzerine kurulan disiplin işlemi ciddi biçimde etkilenebilir. Buna karşılık mahkeme yalnızca AsCK m.87’nin ceza suçu yoğunluğunun oluşmadığını kabul etmişse disiplin sorumluluğu devam edebilir.
Emre İtaatsizlikte Israr Suçundan Beraat Hangi Durumlarda Gündeme Gelebilir?
Emre itaatsizlikte ısrar suçundan beraat farklı nedenlerle söz konusu olabilir. Öncelikle sanığa hizmete ilişkin hukuken geçerli bir emir verildiğinin ispatlanamaması durumunda suçun temel unsuru bulunmaz. Emrin sanığa tebliğ edildiğinin veya sanık tarafından öğrenildiğinin ortaya konulamaması da benzer sonuç doğurabilir.
İkinci olarak personelin emri hiç yapmadığı iddiasına rağmen gerçekte emrin gereğini yerine getirdiği, yalnızca eksik veya değiştirilmiş biçimde uyguladığı anlaşılabilir. Bu durumda AsCK m.87 yerine disiplin hukuku kapsamında değerlendirme yapılması gerekebilir.
Üçüncü olarak personelin emri yerine getirememesinin objektif bir imkânsızlıktan kaynaklandığı veya itaatsizlik kastının bulunmadığı tespit edilebilir. Ayrıca emrin hizmete ilişkin olmadığı, suç teşkil ettiği veya kişinin AsCK m.87 bakımından asker kişi statüsünde olmadığı durumlar da suçun oluşumunu engelleyebilir.
Emre İtaatsizlikte Israr Savunması Nasıl Yapılmalıdır?
Emre itaatsizlikte ısrar dosyasında savunmanın yalnızca “emre uymadığım doğru değildir” veya “kötü niyetim yoktu” şeklindeki genel açıklamalardan oluşması yeterli olmayabilir. İlk olarak olayda gerçekten askerî hizmete ilişkin bir emir bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. Emrin kim tarafından, hangi tarihte, hangi içerikle ve hangi yöntemle verildiği somutlaştırılmalıdır.
İkinci olarak emrin sanığa ulaşıp ulaşmadığı araştırılmalıdır. Yazılı emir varsa tebliğ belgesi, WhatsApp veya SMS varsa mesajın içeriği, sözlü emir varsa tanık anlatımları değerlendirilmelidir. Yargıtay’ın güncel yaklaşımında emrin varlığı ve personele bildirilmiş olması ceza sorumluluğu bakımından özellikle önem taşımaktadır.
Üçüncü olarak personelin davranışının AsCK m.87’deki hangi seçimlik harekete uyduğu açıklanmalıdır. Emir hiç mi yapılmamıştır, söz veya fiille açıkça mı reddedilmiştir, yoksa tekrar edilen emre rağmen mi yerine getirilmemiştir? Personel emri kısmen yaptıysa veya değiştirerek yerine getirdiyse 6413 sayılı Kanun kapsamındaki disiplin hukuku ayrımı ayrıca tartışılmalıdır.
Son olarak personelin emri neden yerine getirmediği, objektif imkânsızlık veya mazeret bulunup bulunmadığı, emrin hukuki niteliği, soruşturma izninin usule uygun alınıp alınmadığı ve olayın hizmetten sıyrılma kastı gibi ağırlaştırıcı nitelikler taşıyıp taşımadığı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Bir Kez Emre Uymamak ve AsCK 87 Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Bir Kez Verilen Emre Uymamak Emre İtaatsizlikte Israr Suçu Oluşturabilir mi?
AsCK m.87’nin düzenleniş biçiminde emrin tekrar edilmesi bütün suç şekilleri bakımından zorunlu tutulmamıştır. Hizmete ilişkin emrin personele açık şekilde verilmesine ve personelin emri anlamasına rağmen emrin hiçbir şekilde yerine getirilmemesi, emrin yalnızca bir defa verilmiş olduğu durumda dahi maddenin ilk cümlesindeki suçun oluşmasına neden olabilir.
Burada belirleyici olan emrin “hiç yapılmamış” olmasıdır. Personel emrin uygulanmasına başlamış ancak eksik yapmışsa durum farklı değerlendirilir. Aynı şekilde emrin yerine getirilmesi daha sonra mümkün olmuş ve personel emri tamamen gerçekleştirmişse olayın hangi hukuki kategoriye girdiği emrin zaman ve hizmet şartlarına göre ayrıca incelenmelidir.
Bu nedenle “bir defa emre uymamak hiçbir zaman suç olmaz” şeklindeki görüş doğru olmadığı gibi, “bir emrin bir kez ihlali mutlaka AsCK 87 suçudur” şeklindeki yaklaşım da doğru değildir. Emrin ve davranışın bütün unsurları incelenmelidir.
Emre İtaatsizlikte Israr İçin Emir Kaç Kez Tekrar Edilmelidir?
Kanunda suçun oluşması için emrin belirli bir sayıda, örneğin iki veya üç defa tekrar edilmesi gerektiği şeklinde genel bir kural bulunmamaktadır. Emir tekrarına rağmen yerine getirmeme, AsCK m.87’nin üç seçimlik hareketinden yalnızca biridir.
Hizmete ilişkin emrin hiç yapılmaması bakımından ikinci emir aranmaz. Emrin söz veya fiille açık biçimde reddedilmesinde de emir tekrarı zorunlu değildir. Ancak personel açıkça ret beyanında bulunmamışsa ve suçun “emir tekrar edildiği hâlde yerine getirmeme” şeklindeki hareket üzerinden kurulması isteniyorsa emrin gerçekten tekrar edildiğinin ortaya konulması gerekir.
Bu nedenle soruşturma dosyasında hangi seçimlik hareketin isnat edildiğinin açıkça belirlenmesi önemlidir.
“Yapmıyorum” Demek İçin Emrin İkinci Kez Verilmesi Gerekir mi?
Hizmete ilişkin emir karşısında personelin emrin gereğini yerine getirmeyeceğini açık ve kesin biçimde ifade etmesi, AsCK m.87’de ayrıca düzenlenen hareketlerden biridir. Bu nedenle açık ret söz konusuysa emrin ikinci kez söylenmesi suçun zorunlu şartı değildir.
Ancak kullanılan ifadenin gerçekten kesin bir ret olup olmadığı konuşmanın bütünü içerisinde değerlendirilmelidir. “Şu an neden ben gidiyorum?” şeklindeki soru ile “ben gitmiyorum, bu görevi yapmayacağım” şeklindeki kesin ifade aynı hukuki sonucu doğurmaz.
Personelin sözünün ardından ne yaptığı da önemlidir. İlk anda tepki göstermesine rağmen hemen emri yerine getiren kişinin davranışıyla, emri kesin şekilde reddederek görev yerinden ayrılan kişinin davranışı aynı biçimde değerlendirilemez.
Amir Emri İkinci Kez Söyledikten Sonra Yerine Getirirsem Suç Oluşur mu?
Tekrar edilen emir üzerine personelin emri tamamen ve zamanında yerine getirmesi hâlinde “emir tekrar edildiği hâlde emri yerine getirmeme” şeklindeki seçimlik hareket oluşmaz. Ancak ilk gecikmenin emrin konusunu ortadan kaldırıp kaldırmadığı ve hizmete etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.
Örneğin belirli saniyelerde yapılması gereken acil güvenlik emrinin zamanında uygulanmaması sonucunda daha sonra yapılması anlamsız hâle gelmiş olabilir. Böyle bir olayla, yapılması devam eden idari nitelikteki görevin ikinci ikaz üzerine eksiksiz tamamlanması aynı değildir.
Bu nedenle ikinci emir üzerine uyulmuş olması önemli bir olgu olmakla birlikte tek başına her dosyada ceza sorumluluğunu kesin biçimde ortadan kaldıran mekanik bir kural değildir.
Emrin Yarısını Yapmak Emre İtaatsizlikte Israr Suçu mudur?
Emrin yerine getirilmesine başlanmış ancak emrin tamamı gerçekleştirilmemişse ilk olarak AsCK m.87 ile 6413 sayılı Kanun m.19 arasındaki ayrım incelenmelidir. TSK Disiplin Kanunu, hizmete ilişkin emrin kasıtlı olarak tam yapılmamasını “emre itaatsizlik” disiplinsizliği olarak ayrıca düzenlemektedir.
Bu nedenle emrin gerçekten kısmen yerine getirildiği durumlarda ceza hukuku yerine disiplin hukuku sonucu doğması mümkündür. Ancak görünüşte bir kısmın yapılması, emrin asıl amacının tamamen reddedilmesini gizlemek için kullanılmışsa farklı değerlendirme yapılabilir.
Somut olayda emrin hangi bölümlerinin gerçekleştirildiği ve hizmet amacının yerine gelip gelmediği belirlenmelidir.
Emre Geç Uymak AsCK 87 Suçu mudur?
Emrin geç yerine getirilmesinin hukuki sonucu, emrin ne zaman yerine getirilmesi gerektiğine bağlıdır. Bazı emirlerde süre emrin ayrılmaz parçasıdır. Örneğin belirli saatte nöbet yerine katılma veya belirli anda güvenlik tedbiri alma emrinin saatler sonra yapılması emrin gerçek anlamda yerine getirildiği anlamına gelmeyebilir.
Buna karşılık süre bakımından kesinlik taşımayan bir görevin kısa bir gecikmeden sonra eksiksiz yapılması hâlinde ceza suçu yerine disiplin hukuku değerlendirmesi gündeme gelebilir.
Bu nedenle “sonradan yaptım” savunması ancak emrin niteliği ve hizmetin gereğiyle birlikte anlam kazanır.
Üstün Verdiği Her Emre Uymamak AsCK 87 Suçu mudur?
AsCK m.87’nin uygulanabilmesi için yalnızca yüksek rütbeli bir kişinin talimat vermiş olması yeterli değildir. Talimatın askerî hizmete ilişkin olması, emir vermeye yetkili kişi tarafından verilmesi, açık olması ve ilgili personelin bilgisine ulaşması gerekir.
Tamamen özel veya kişisel talepler AsCK m.87 kapsamındaki hizmet emri olarak değerlendirilemez. Bununla birlikte askerî disiplinin sağlanması, görevin yürütülmesi ve birlik düzeninin korunmasına yönelik emirler hizmete ilişkin olabilir.
Dolayısıyla her olayda emrin konusu ayrı ayrı incelenmelidir.
Emrin Yazılı Olmaması Savunma Sağlar mı?
Askerî hizmette sözlü emir de geçerli olabilir. Bu nedenle “emir yazılı değildi” şeklindeki savunma tek başına suçun oluşmasını engellemez. Ancak sözlü emrin gerçekten verildiğinin ve içeriğinin ne olduğunun ispatlanması gerekir.
Olay sırasında bulunan personelin beyanları, görev kayıtları, telsiz konuşmaları veya diğer deliller sözlü emrin ispatında kullanılabilir. Tanık anlatımları arasında ciddi çelişkiler varsa bunların giderilmesi gerekir.
Emrin verildiği konusunda makul şüphe devam ediyorsa ceza sorumluluğu buna göre değerlendirilmelidir.
WhatsApp Mesajıyla Verilen Emre Uymamak Suç mudur?
WhatsApp yoluyla verilen talimat askerî hizmete ilişkin açık ve kesin bir emir niteliği taşıyorsa, yetkili amir tarafından gönderilmişse ve personelin mesajı aldığı ortaya konulabiliyorsa iletişim yönteminin elektronik olması AsCK m.87 uygulamasına tek başına engel değildir.
Ancak mesajın gerçekten emir niteliğinde olup olmadığı önemlidir. Bir tavsiye, hatırlatma veya genel bilgilendirme mesajı ile kesin hizmet emri birbirinden ayrılmalıdır.
Ayrıca mesajın personele ulaşıp ulaşmadığı ve personelin içeriğini görüp görmediği de delillerle belirlenmelidir.
Emri Unutmak Emre İtaatsizlikte Israr Suçu mudur?
AsCK m.87 kasıtlı olarak işlenen bir suç olduğundan, gerçek bir unutkanlık veya dikkatsizlik hâlinin kasten emre karşı çıkma ile aynı şekilde değerlendirilmesi mümkün değildir. Ancak kişinin “unuttum” şeklindeki savunmasının olayın koşullarıyla uyumlu olup olmadığı araştırılmalıdır.
Örneğin aynı emir kısa süre içerisinde birkaç kez hatırlatıldığı hâlde personelin hiçbir işlem yapmaması durumunda unutma savunmasının inandırıcılığı azalabilir. Buna karşılık uzun süre önce verilen rutin bir işlemin gerçekten unutulduğunu gösteren şartlar farklı değerlendirilebilir.
Taksirli davranışın ayrıca başka disiplin hükümleri kapsamında sonuç doğurması mümkündür.
Emri Yapamayacak Sağlık Durumunda Olmak Suçu Engeller mi?
Personelin emrin gereğini yerine getirmesine gerçek ve ciddi bir sağlık sorununun engel olması durumunda itaatsizlik kastı bulunmayabilir. Özellikle fiziksel kapasite gerektiren bir görevde sağlık sorunu objektif imkânsızlık yaratabilir.
Ancak personelin sağlık sorununun gerçekliği, olay tarihinde mevcut olup olmadığı ve görevin yapılmasına gerçekten engel teşkil edip etmediği sağlık belgeleriyle değerlendirilmelidir. Her rahatsızlık her askerî göreve engel değildir.
Personelin mümkünse sağlık durumunu amirine bildirmesi ve ilgili prosedürü işletmesi de değerlendirmede önem taşır.
Emrin Yanlış Olduğunu Düşünmek Emre Uymama Hakkı Verir mi?
Asker kişinin verilen emri doğru veya yerinde bulmaması tek başına emri yerine getirmeme yetkisi sağlamaz. Askerî hiyerarşi içerisinde emirlerin yerine getirilmesi temel kuraldır ve yalnızca kişisel kanaatle emrin uygulanmaması ciddi disiplin ve ceza sonuçları doğurabilir.
Bununla birlikte konusu suç teşkil eden emirler ve mevzuatın özel olarak düzenlediği hukuka aykırı emir durumları farklıdır. Personelin hukuka aykırılık iddiası varsa bunu hangi hukuki nedene dayandırdığı somutlaştırılmalıdır.
“Bence emir gereksizdi” ifadesi ile “emir açıkça suç teşkil eden davranışın yapılmasını istiyordu” iddiası aynı hukuki nitelikte değildir.
Bir Kez Akıllı Telefon Kullanmak Emre İtaatsizlikte Israr Suçu mudur?
Askerî birlikte telefon kullanımına ilişkin tek bir ihlal tespit edilmesi, otomatik olarak AsCK m.87 kapsamında mahkûmiyet sonucuna götürmemelidir. Öncelikle hizmete ilişkin açık bir yasaklama emrinin bulunması, bu emrin sanığa tebliğ edilmiş olması ve ihlalin kasıtlı gerçekleşmesi gerekir.
Ayrıca Yargıtay’ın güncel uygulamasında bazı telefon kullanımı fiillerinin ceza suçu yerine 6413 sayılı Kanun kapsamında disiplin hukuku içerisinde değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin kararlar bulunmaktadır.
Bu nedenle telefonun türü, kullanım biçimi, birlik emri, emrin tebliği ve olayın hizmet güvenliğiyle bağlantısı birlikte incelenmelidir.
Emre İtaatsizlikte Israr Suçunun Cezası Ne Kadardır?
AsCK m.87’ye göre hizmete ilişkin emri hiç yapmayan asker kişi hakkında bir aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Personelin emrin yerine getirilmesini söz veya fiille açıkça reddetmesi veya emir tekrar edildiği hâlde emri yerine getirmemesi hâlinde ise ceza üç aydan iki yıla kadar hapistir.
Fiilin toplu asker karşısında, silah başı emrine karşı, silahlı iken veya hizmetten sıyrılmak amacıyla gerçekleştirilmesi durumunda AsCK m.88 kapsamında daha ağır ceza gündeme gelebilir.
Ayrıca emre itaatsizlik sonucunda insan hayatının veya askerî güvenliğin ciddi biçimde tehlikeye düşürülmesi gibi sonuçlar meydana gelmişse AsCK’nın daha ağır hükümleri ayrıca değerlendirilir.
Bir Defalık Emre İtaatsizlik Uzman Çavuşun Sözleşmesini Feshettirir mi?
Bir defalık davranışın AsCK m.87 kapsamında ceza suçuna dönüşmesi ve bu suç nedeniyle personel hakkında mahkûmiyet sonucu ortaya çıkması hâlinde uzman erbaş statüsü bakımından ciddi sonuçlar meydana gelebilir. 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu emre itaatsizlikte ısrar suçunu sözleşme ve statü yönünden özel olarak sayılan suçlar arasında düzenlemektedir.
Buna karşılık davranış AsCK m.87 kapsamında suç oluşturmayıp yalnızca 6413 sayılı Kanun’daki emre itaatsizlik disiplinsizliği olarak kalıyorsa personel hukuku bakımından değerlendirme farklıdır. Tek bir disiplin cezasının sözleşmeye etkisi, disiplin puanı ve diğer statü kuralları çerçevesinde ayrıca incelenir.
Bu nedenle uzman çavuş dosyalarında “bir kez emre uymadı” şeklindeki olgudan önce fiilin ceza suçu mu yoksa disiplin ihlali mi olduğu doğru biçimde belirlenmelidir.
Emre İtaatsizlikte Israr Suçundan Beraat Edilirse Disiplin Cezası Verilebilir mi?
Ceza mahkemesinin beraat kararı disiplin sorumluluğunu her durumda otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Mahkemenin hangi nedenle beraat verdiği belirleyicidir. Fiilin AsCK m.87’deki “emri hiç yapmama” seviyesine ulaşmadığı ancak emrin eksik veya değiştirilerek yapıldığı tespit edilmişse 6413 sayılı Kanun kapsamında disiplin sorumluluğu devam edebilir.
Buna karşılık beraat emrin hiç verilmediği, sanığın emri öğrenmediği veya isnat edilen fiili gerçekleştirmediği gibi maddi tespitlere dayanıyorsa aynı olaya ilişkin disiplin işleminin hukuki temeli de etkilenebilir.
Bu nedenle beraat kararları yalnızca sonuç kısmıyla değil, gerekçesiyle birlikte değerlendirilmelidir.
Emre İtaatsizlikte Israr Dosyasında En Önemli Savunma Nedir?
Bu tür dosyalarda tek bir standart savunma bulunmamaktadır. En önemli husus, iddianamede veya soruşturma evrakında ileri sürülen olayın AsCK m.87’deki hangi seçimlik harekete dayandırıldığının belirlenmesidir. “Emri hiç yapmama”, “açıkça reddetme” ve “emir tekrarına rağmen yapmama” birbirinden farklı hukuki durumlardır.
Ardından emrin gerçekten hizmete ilişkin olup olmadığı, personele tebliğ edilip edilmediği, yeterince açık bulunup bulunmadığı ve fiilen yerine getirilip getirilmediği araştırılmalıdır. Personelin emri kısmen veya değiştirerek yaptığı dosyalarda 6413 sayılı Kanun m.19 ayrımı özellikle önemlidir.
Soruşturma izni, tanık beyanları, mesaj veya telsiz kayıtları, görev çizelgeleri, sağlık mazeretleri ve emir belgeleri de savunmanın diğer temel alanlarını oluşturur.
Sonuç
Bir defa emre uymamak ile emre itaatsizlikte ısrar suçu arasındaki ilişki, suçun isminden hareketle değil 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu’nun 87. maddesinin açık metnine göre değerlendirilmelidir. Kanunda kullanılan “ısrar” ifadesi, her olayda emrin birkaç kez tekrar edilmesini zorunlu kılan bağımsız bir şart değildir.
Hizmete ilişkin emri hiç yerine getirmeyen asker kişi bakımından, emir yalnızca bir kez verilmiş olsa dahi AsCK m.87’nin birinci cümlesindeki suç gündeme gelebilir. Bu durumda kanun bir aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörmektedir. Dolayısıyla “ilk emre uymamak yalnızca disiplin cezasıdır, suç için mutlaka ikinci emir gerekir” şeklindeki genel kabul güncel kanun metniyle uyumlu değildir.
Emrin yerine getirilmesinin söz veya fiille açıkça reddedilmesi hâlinde de emir tekrarı zorunlu değildir. Personelin hizmete ilişkin açık bir emir karşısında “yapmıyorum”, “gitmeyeceğim” veya aynı anlamı taşıyan kesin bir davranış sergilemesi hâlinde, şartları mevcutsa AsCK m.87’nin üç aydan iki yıla kadar hapis cezası öngören bölümü gündeme gelebilir.
Emir tekrarına rağmen yerine getirmeme ise kanundaki üçüncü ihtimaldir. Personelin başlangıçta açık bir ret ortaya koymamasına rağmen emir tekrar edildikten sonra da itaatsizliğini devam ettirmesi bu kapsamda değerlendirilir. Dolayısıyla emrin tekrarı suçun bütün şekillerinin değil, bu özel seçimlik hareketin unsurudur.
Bununla birlikte her emre aykırılık AsCK m.87 kapsamında askerî suç değildir. Suçun oluşabilmesi için öncelikle askerî hizmete ilişkin, açık, belirli ve personele ulaşmış bir emir bulunmalıdır. Personelin emri gerçekten öğrenip öğrenmediği ve emrin kapsamının ne olduğu somut delillerle belirlenmelidir. Yargıtay’ın güncel kararlarında da açık ve tebliğ edilmiş emir bulunup bulunmadığının yeterince araştırılmaması mahkûmiyet bakımından önemli hukuka aykırılık olarak değerlendirilmektedir.
Emrin hiçbir şekilde yerine getirilmemesi ile eksik veya değiştirilerek yerine getirilmesi arasındaki ayrım da özellikle önemlidir. 6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu hizmete ilişkin emri kasıtlı olarak tam yapmamayı, değiştirerek yapmayı veya sınırını aşmayı “emre itaatsizlik” disiplinsizliği olarak düzenlemektedir. Dolayısıyla bazı eylemlerin ceza mahkemesinde AsCK m.87 kapsamında değil, disiplin hukuku içerisinde değerlendirilmesi gerekir.
Personelin emri yerine getiremeyecek objektif bir durumda bulunması, emrin kendisine ulaşmaması, emri makul şekilde yanlış anlaması veya itaatsizlik kastının bulunmaması da ceza sorumluluğunu etkileyebilir. Bu nedenle yalnızca “emir verildi, yapılmadı” şeklindeki iki aşamalı değerlendirme çoğu dosyada yeterli değildir.
Özellikle uzman erbaşlar bakımından bu ayrımın önemi daha büyüktür. Emre itaatsizlikte ısrar, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nda personelin sözleşmesi ve statüsü üzerinde ağır sonuçlar doğurabilecek suçlar arasında açıkça sayılmaktadır. Bu nedenle ceza dosyasındaki hukuki nitelendirme yalnızca alınacak hapis cezasını değil, uzman çavuş veya uzman onbaşının mesleki geleceğini de etkileyebilir.
Sonuç olarak bir defa emre uymamak, belirli şartlarda emre itaatsizlikte ısrar suçu için yeterli olabilir; ancak her tek emre aykırılık AsCK m.87 suçu değildir. Emrin hizmete ilişkin niteliği, personele ulaşıp ulaşmadığı, emrin açık ve belirli olması, emrin hiç mi yoksa eksik mi yerine getirildiği, açık ret bulunup bulunmadığı, emir tekrarı, personelin kastı ve objektif mazeretler birlikte değerlendirilmelidir. Ceza suçu ile 6413 sayılı Kanun kapsamındaki disiplin ihlalini birbirinden ayıran temel değerlendirme de bu unsurlar üzerinden yapılmalıdır.